Can Doğu Türkistan

 

 

            Türk Milleti’nin “atayurt” coğrafyasının en mümtaz yerinde, bugün Çin tarafından işgal altında tutulan “Doğu Türkistan” bulunmaktadır. Doğu Türkistan’daki sayıları 38 milyon civarında olan Uygur Türkleri; Hun, Göktürk, Uygur ve Karahanlı devletlerini kuran büyük bir kültür ve medeniyetin torunlarıdır.

            Doğu Türkistan, Yakup Han zamanında (1820-1877) Osmanlı Devleti’ne kendi isteğiyle bağlanmıştı. Yakup Bey, Osmanlı Sultanı Abdülaziz’e oğlu Yakup Han Töre’yi (Hoca Töre) yollayarak yardım talep etti. Abdülaziz Han, Hoca Töre’nin talebi üzerine Doğu Türkistan’a bir gemiyle asker ve silâh göndermiş; Yakup Bey, Sultan’ın verdiği “emîr” unvanıyla hâkimiyeti altındaki topraklarda, Osmanlı Sultanı Abdülaziz Han adına hutbe okutarak para bastırmıştır.

            Ne yazık ki, “Can Doğu Türkistan”, Yakup Bey’in vefatı üzerine 1878’de Çinliler tarafından istilâ edilmiş; ancak 1930’lardan itibaren işgali kabul etmeyen Uygur Türkleri, Kumul, Turfan ve Hoten savaşlarından sonra 1933’te “Şarkî Türkistan İslâm Cumhuriyeti”ni, 1944’te de “Şarkî Türkistan Cumhuriyeti”ni kurmuşlardır. 1949’daki komünist Çin işgalinden sonra bu atayurt topraklarına “Şincan Uygur Özerk Bölgesi” adı verilmiştir.

X X X

            Yüzyıldan fazla bir müddettir devam eden Doğu Türkistan hürriyet ve istiklâl mücadelesinin liderlerinden rahmetli İsa Yusuf Alptekin yakın dostumdu. 1985 yılında Başbakanlık Müsteşarı’yken, merhum Özal’ın yardımıyla, 20. asırda ilk olarak Doğu Türkistan’lı bir hacı kafilesini Hicaz’a göndermiştik. O nur yüzlü Uygur Türklerinin nasıl sevinçle hıçkıra hıçkıra ağladıklarını görmeliydiniz.

            İsa Yusuf Bey, bizim Yeni Türkiye Dergisi’nin 1. sayısına yazdığı makalesinde, “Doğu Türkistan Türkleri, bugün ya sessizce eriyip tarih sahnesinden silinme veya topyekûn ayaklanıp kahramanca ölme gibi bir tercih ile karşı karşıya bırakılmışlardır” tesbitini yapmıştı (Yeni Türkiye, Sayı 1, 1994). İsa Yusuf Alptekin’in vefatından önceki son yazısı ise şöyle bitiyordu: “Doğu Türkistan meselesi, insanlık adına halledilmedikçe ve renkleri solan insanların ülkesinde hürriyet güneşi doğmadıkça, alınlarında kara bir lekeyi daima taşıyacaklardır. Gönül arzu eder ki, Doğu Türkistan meselesinin halledilmesi dâvâsında öncülük şerefi Türkiye’nin hakkı olsun” 28.2.1995 Ataköy/İstanbul. (Yeni Türkiye Sayı 3, 1995).

X X X

            Heyhat! İsa Yusuf Alptekin... Bugün Türkiye, bırakınız bu mukaddes ve mübarek dâvânın öncülüğünü yapmayı, şerefini kaybetmiş hâlde, başı öne eğik, zillet içinde bekliyor. 15-25 Temmuz 2005 tarihleri arasında Yalova’da düzenlenen 8. Türk Dünyası Şöleni’ne katılmak üzere ABD’den Türkiye’ye gelen Doğu Türkistan Sürgün Hükûmeti’nin Başbakanı Enver Yusuf, Çin Başbakanı’nın isteği üzerine 9 Temmuz gecesi Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alınarak Almanya’ya gönderildi. Bundan daha fazla utanç verici, haysiyet kırıcı bir muâmele düşünebiliyor musunuz sevgili okuyucular?...

            Şimdi, İslâmiyeti ilk kabul eden Türk hükümdarı Karahanlı Abdülkerim Satık Buğra Han’ın, Dîvan-ı Lügâtü-t Türk müellifi Kaşgarlı Mahmud’un, Abdülaziz Han’ın, Yakup Han’ın, Mehmed Emin Buğra’nın, İsa Yusuf Alptekin’in ruhu muazzep olmamış mıdır? Çin Halk Cumhuriyeti’nin korkusuyla, Türkiye’den sonra en fazla Türk’ün yaşadığı yer olan Doğu Türkistan temsilcilerinin Türkiye’ye alınmayışını, bağımsız bir devletin şerefli dış politikasıyla kâbili telif mümkün müdür?!...

X X X

            Malezya’dan yazan Dr. İrfan Ünal Beyefendi, bakınız nasıl feverân ediyor: “Moğolistan’da Göktürk âbidelerine açılan yolu yapmanız nasıl ırkçılık addedilmezse, Türkiye’nin hiç olmazsa Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizin seslerini duyuranlara destek değilse de, en azından köstek olmaması en tabiî görevidir(...) Orada Türk gıda şirketlerinin malları âdeta ibadet edercesine satın alınıyor. Bayramlarda evlerinde Türk malı ikram etmek için yarışıyorlar. Gözümle görmesem inanmazdım, Türkiye, İstanbul gibi kelimeler sihirli sözler gibi kullanılıyor. Onlar kendini bizden sayıyor; biz ise âdeta yüzlerine tükürüp ‘sen Çinlisin, sakın bir daha gelme’ diyoruz”.

            Sürgündeki Doğu Türkistan Hükûmeti’nin sözcüsü İsmail Cengiz yayınladığı bildiride, “Çin ile Türkiye’nin diplomatik, ticarî, kültürel ilişki kurmasına karşı değiliz. Karşı olduğumuz nokta, esarette soykırım tehdidi altındaki 30 milyondan fazla insana yönelik zulmü görmezlikten gelen zihniyettir” diyerek şöyle feryâd ediyor: “Tüm kamuoyuna sesleniyoruz: Lütfen bizi ejderhanın ağzına atmayın!...”

            Doğu Türkistan’da “zulüm” değil “soykırım” var. Müslüman Türkler nükleer denemelerde kobay olarak kullanılıyor; doğum yasağı ve mecbûrî kollektif kürtajla bebekler katlediliyor; insanî hayat hakkı ve hürriyet isteyen herkes yargısız idam ediliyor; bölgeye her yıl plânlı olarak Çinli göçmenler yerleştiriliyor; onbinlerce genç çalışma kamplarında işkenceye tâbî tutuluyor; her türlü insan hakkı fütursuzca çiğneniyor...

X X X

            Doğu Türkistan Anayasası’nın birkaç maddesiyle yazımı bitirmek istiyorum:

            Madde 1: Devletin ismi: Doğu Türkistan Cumhuriyeti.

            Madde 2: Devletin niteliği: Demokratik, insan haklarına saygılı, laik, sosyal bir devlet olup, devletin toprak bütünlüğü bölünemez, milletin millî birliği parçalanamaz, üniter bir devlettir.

            Madde 3: Devletin Bayrağı Ayyıldızlı Gökbayraktır.

Devletin Forsu: Hilâlin ortasında stilize edilerek yazılan “Bismillâhirrahmanirrahim”, hilâl yayının kesiştiği yerde üç yıldız ve altta noktaları bağlayan kurdeleden ibarettir(...) Üç yıldız, tarihte Doğu Türkistan’da kurulan Göktürk, Karahanlı ve Uygur devletlerini sembolize etmektedir.

            Madde 4: Devletin millî marşı: Mehmet Ali Tohtu Hacı Tevfik tarafından yazılan “Kurtuluş Yolunda Su Gibi Aktı Kanımız” ve “Tarihten Önce Biz Vardık, Tarihten Sonra da Biz Varız” sözlerini terennüm eden mısralardır.

            Anayasa’da 5. madde olarak yer alan “Millî And”ın şu mısraları, “millî hissiyatı terennüm ediyor”:

            “Milletim insaniyet meydanından ayrılmasın

              Milletim İslâmiyet imanından ayrılmasın

              Milletim hakkâniyet vicdânından ayrılmasın

              Milletim Turaniyet unvanından ayrılmasın”

X X X

            Doğu Türkistan mazlumlarının âh-ı enînine kulak tıkayanlara sesleniyoruz: Türklüğe önem vermiyorsanız Müslümanlığa da bîgâne misiniz? O da önemli değilse, insanlığa da aldırmaz mısınız?

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ