Bayrak Tartışması

 

 

            Irkçı Kürtçülerin, Nevruz’u fırsat bilerek yaptıkları bölücü nümayişlerde “Bağımsız Kürdistan” diye slogan atmaları, PKK ve Apo’nun flamalarını taşımaları ve özellikle Mersin’deki gösterilerde Türk Bayrağı’nın yakılmak istenmesi, tabiî olarak milletimizi galeyana getirdi. Türkiye’nin hemen her yerinde “bayrak mitingleri” ve gösterileri düzenlendi. Yediden yetmişe tüm vatandaşlarımız “Türk Bayrağı”na sahip çıktılar. Bütün Türkiye, ayyıldızlı bayraklarla süslendi. Bu gelincik tarlasının ortasında, milletimiz, bayrağına olan sevgisini ve bağlılığını haykırdı.

            Dost düşman cümle âlem, Türk Milleti’nin bayrağı ve vatanı uğrunda her an canını vermeye hazır olduğunu bir defa daha anladı.

X X X

            Bayrağa saldırı olayı üzerine, “Bu bölücü tâife, ayyıldızlı bayrak altında bin senedir yaşayan kardeşleri birbirine düşman edemeyecektir(...) Milletimiz, tahriklere kapılmayacak ve değerli bir parçamız olan Kürtleri, bu hainlerin ihanetlerinden sorumlu tutmayacaktır” diye yazdık.

            Nitekim öyle oldu. Günlerdir devam eden bayrak mitinglerinde ve yürüyüşlerinde, Kürt kardeşlerimizi hedef alan tek bir ithamda, hattâ sitemde dahi bulunulmadı. Üstelik bu gösterilere, alt kimliği Kürt olan vatandaşlarımız da, alt kimliği Türk olanlar gibi, “Türk Milleti”nin bölünmez bütünlüğü içerisinde iştirak ettiler; bu vatan topraklarında bin yıldır bağımsızlığımızın ve varlığımızın sembolü olan bayrağımız altında kucaklaştılar.

X X X

            Bu gösterilerden rahatsız olarak, Türk milliyetçiliğinin ırkçılığa dönüşme eğilimi içinde bulunduğunu iddia edenler, milyonlarca kişinin yürüdüğü bayrak mitinglerinde, bir tek ayrımcı-ırkçı sloganın kullanıldığını ya da Kürt kardeşlerimizin horlandığını söyleyebilirler mi?... Solcu ve bölücü çevrelerin ya da Türk milliyetçiliğini iki savaş arası dönemdeki ırkçı hareketlerle bir tutan bazı teorik liberallerin hoşlanmadıkları Ülkü Ocakları ve MHP’lilerin düzenledikleri gösterilerde bile “ayrımcı” olmamaya itina edilmiştir.

            Hep yazıyoruz: Türkler hiç bir zaman “ırkçı” olmamıştır. Çünkü her Müslüman Türk çok iyi bilmektedir ki, “Arabın Aceme, Acemin de Araba üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvâdadır” (Hz. Peygamber’in Veda Hutbesi ve Hadîs-i Şerif). Bu şuurda olan bir millet, 20. yüzyılın yüzkarası olan “ırk ayrımcılığı”nı aslâ yapmaz. Kürtler de, bugüne kadar ırkçılık yapmamışlardır. Kürtler, geleneklerine bağlı, mütedeyyin, dürüst, namuslu ve tertemiz insanlardır.

X X X

            Lâkin, önce marksist ideolojinin tahrikiyle harekete geçen bölücü, ayrılıkçı, ırkçı Kürtçüler; daha sonra Ermeni ASALA terörünün organize ettiği ateist PKK terör örgütünü kurmuşlar ve bu aziz vatanı kana boyamışlardır. PKK’nın ve siyasî temsilcilerinin, Kürt kardeşlerimizin inançları ve yaşayışlarıyla en ufak bir benzerliği yoktur. Nasıl Kuzey Irak’taki bazı terörist gruplar Amerikan uşaklığı yapıyorsa, Türkiye’deki bölücü Kürtçüler de, ortak vatanımızı bölüp parçalamanın hesabı içindedirler.

            Gelgelelim, ırkçı Hitler’in kokmuş “Kavgam”ı çok satılıyor diyerek, Türk Bayrağı mitinglerinden rahatsız olan Batı kurgulu bazı aydınlarımız; asıl “ırkçı Kürtçülerin” faaliyetlerinden pek de şikâyetçi görünmüyorlar. Türk Bayrağı’na yapılan saldırıyı iki çocuğun “çocukça gösterisi” olarak görenler, Derik’te güvenlik güçlerine saldırarak öldürülen PKK’lı teröristin cenazesinde yapılan gösteriler karşısında sessiz kalmışlardır.

X X X

            Kim ne derse desin, “bayrak mitingleri” fevkalâde isabetli olmuştur. Milletin bayrağına ve vatanına olan bağlılığını “bölünmez bir bütün” hâlinde göstermesi, bundan böyle “dışardan” ve “içerden” yapılacak bölücü faaliyetlere karşı “caydırıcı” etkide bulunmuştur.

            Bu gösterilerin “ırkçı ayrımcılığa” dönüşmesi mümkün değildir. Ancak siyaset arenasının aktörleri, “Türkiyelilik” söylemiyle bu milletten destek bulamayacaklarını artık anlamak zorundadırlar.

            Diğer taraftan, milletin bayrağına olan düşkünlüğü, dış dünyaya karşı tavır olarak yorumlanamaz. Bu durumu siyaset sahnesinde oya tahvil ederek istismar edeceklerini hesap edenler, eğer sepetlerinde başka pamukları yoksa, yanıldıklarını göreceklerdir.

            Türkiye, “bölünme kompleksi” olmayan, kendisine güvenen büyük bir ülkedir. Haklı millî tepkilerin, Türkiye’yi içine kapanmış bir üçüncü dünya ülkesi hâline getirmesi mümkün değildir.

            Türk Milleti, bir taraftan “vatan”, “bayrak”, “ezan” gibi mukaddeslerini muhafaza edecek millî duyarlılığa sahipken; diğer taraftan “demokrasi”, “insan hak ve hürriyetleri”, “modernleşme” ve “değişim” talebinde ısrarlı olacaktır.  ...

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ