Siyaset Adamları Şeffaf Olmak Zorundadırlar

 

            Rahmetli babam bir zamanlar Malatya’nın en zengin adamıydı. Bütün servetini Demokrat Parti için harcadı; Bağkur emeklisi olarak vefat etti ve arkasında iki katlı eski bir ev bıraktı. Dayım Ali İhsan Göğüş, milletvekili, bakan olarak devlete yıllarca hizmet etti; hâlen emekli aylığıyla geçiniyor.

            Ben de babadan kalma evden hisseme düşeni ve eşimin kooperatif evini satarak siyasete harcadım. Hâlen kıymetli iki saatim var; birinin arkasında Turgut Özal, diğerinin arkasında da Süleyman Demirel yazılı. Başbakan sıfatıyla bana hizmetlerim için verdikleri bu ödüller haricinde, bir de özlük dosyamda takdirnameler bulunuyor.

            Kısaca, ben siyaseti zenginleştiren değil fakirleştiren bir meşguliyet olarak görüyorum. Ömer Seyfettin’in ‘Pembe İncili Kaftanı’ndaki Muhsin Çelebi, bütün siyaset adamlarımıza örnek olmalıdır.

X X X

            Servet düşmanlığı, marksist sınıf mücadelesi tezinin tezahürüdür ve bizim medeniyetimize yabancıdır. Siyaset adamlarının zenginliği bizi rahatsız etmez. Nitekim merhum Menderes çiftlik sahibiydi ve 27 Mayıs vahşeti sırasında bile yolsuzluk iddiaları üzerine yapıştırılamadı. Önemli olan, siyasî sıfatlar kazandıktan sonra, bu sıfatları kullanarak nüfuz ticaretiyle servet edinilmemesidir.

            Yolsuzlukla mücadele için siyaset adamları şeffaf olmak zorundadırlar. Bunun için de başta Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, milletvekilleri olmak üzere, bütün kamu yöneticilerinin düzenli bir şekilde ‘mal bildiriminde bulunması’ şarttır.

            1990’da, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı rahmetli Alpaslan Pehlivanlı ve Gökhan Maraş’la birlikte hazırladığımız kanun teklifi, ‘Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele’ adıyla 4 Mayıs 1990 tarihinde 3628 sayılı Kanun olarak yürürlüğe girmişti. O tarihte merhum Özal Cumhurbaşkanıydı ve kanunun iş hayatı ve bürokrasi üzerinde olumsuz tesirde bulunacağını, lüzumsuz kırtasiyeciliğe sebep olarak işleri aksatacağını gerekçe göstererek kanunu istememişti. Ayrıca, Kanuna göre mal bildirimde bulunacaklar arasında Cumhurbaşkanının da olmasını, kendisine karşı bir hareket olarak düşünüyordu. Kanun teklifimiz TBMM Genel Kurulu’nda görüşülürken, mal bildiriminde bulunacakları düzenleyen 2. maddeden Cumhurbaşkanı çıkarıldı ve kanun kuşa çevrilerek yürürlüğe girdi.

X X X

            Lâkin bizim bu 3628 sayılı Kanun, daha sonra rafa kaldırıldı ve gereği bir türlü yerine getirilmedi. Bu arada yolsuzluklar da ‘imam-cemaat’ meselesi hâlinde devam edegeldi. Çünkü Türkiye’de balık baştan kokuyordu.

            Bu iktidarın yolsuzlukla mücadele konusundaki kararlı tutumu başlangıçta herkesi sevindirdi. 2004 Mahallî Seçimlerindeki AK Parti’nin başarısında bu mücadelenin tesirli olduğu görülüyordu. Adalet Bakanı Çiçek’in özel olarak ilgilendiği ‘Hortumcuyla Mücadele Kanunu’ diye bilinen 5020 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi de, bu kararlı tutumun bir devamı niteliğindeydi.

            Ancak, özelleştirme ihaleleri ve bazı bakanların tasarruflarıyla ilgili iddialar, AK Parti İktidarı’nın bu tutumuna gölge düşürmeye başlamıştır.

            Maliye Bakanı Unakıtan’ın tartışmalı beyanatından sonra Başbakan Erdoğan’la CHP Lideri Baykal arasındaki şarkılı türkülü mal varlığı polemiği, son derece ciddî bir meseleyi sulandırmadan halletme zarûretini bir defa daha ortaya koymaktadır.

X X X

            Cumhurbaşkanı’ndan başlayarak bütün siyaset adamlarının ve kamu yöneticilerinin mal varlıklarını açıklamaları, hem kendileri hakkındaki haksız ithamlara son verecek, hem de siyaset kurumunun halkın indindeki itibarı zedelenmemiş olacaktır.

            Bu arada, mal varlığı çok olanların çekinmesi için sebep yoktur. Bizim millet zengini sever.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ