Devlet Tiyatrolarında Komedi

 

 

            Son günlerde devlet tiyatrolarında benzeri görülmemiş bir “komedi” oynanıyor. Bazıları için bu bir “trajedi” de sayılabilir. Lâkin milletimiz bu olan biteni seyrederken, eminiz ki daha çok gülmeyi tercih ediyordur.

            Olayı biliyorsunuz; Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin, hakkındaki Teftiş Kurulu Raporu sonucu, Genel Müdürlüğün bağlı olduğu Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından görevinden alınıyor. Lemi Bilgin, Teftiş Kurulu Raporu’na göre, devleti 1,3 trilyon lira zarara uğratmakla itham ediliyor. Bilgin’in yerine Genel Müdürlüğe Mine Acar getiriliyor.

            Buraya kadar her şey normal görünüyor. Ancak bundan sonra “komedi” sahneye konuluyor. Önce, devlet memuru Lemi Bilgin, Bakan, Bakanlık ve kendisini görevden alan resmî otoriteler hakkında zehir zemberek bir beyanat veriyor. Arkasından kendisinin atadığı Genel Müdür Yardımcıları istifa edip olmadık lâflar söylüyorlar. Derken, 12 bölge müdürü de istifacılar kervanına katılıyor. Dün saat 16.00’da da bu “isyancılar”ın desteklenmesi için AKM önünde toplantı düzenleniyor.

            Bu “istemezükçüler” ellerinden gelse, Bakan Koç’un kellesini isteyecekler...

X X X

            Görevden alınan ve alınacaklarını çok iyi bildikleri için istifa edenler, Devlet Tiyatroları’nın “özerk” olduğunu, AK Parti ve Bakan Koç’un kadrolaşma için tasfiyede bulunduğunu, bu tasarrufun siyasî maksatlı olduğunu ve göreve getirilen Mine Acar’ın ehliyetsizliğini iddia ediyorlar.

            Bu iddiaları incelediğinizde, tamamen gerçeklere aykırı olduğunu görüyorsunuz. Şöyle ki;

            1. Bilgin’in görevden alınma kararnamesi, gerekçeleri inceleyen Cumhurbaşkanı tarafından süratle imzalanmıştır. Bu konuda ne kadar hassas, hattâ müşkülpesent olduğunu bildiğimiz Cumhurbaşkanı’nın, Bilgin ekibinin yaptığı bütün kulislere rağmen kararnameyi imzalaması, iddiaların gerçek olmadığının en önemli karinesidir.

            2. Lemi Bilgin, önceki Hükûmet sırasında DSP’li Kültür Bakanı İstemihan Talay tarafından da görevinden alınmıştır. Talay’ın görevden alma gerekçesinin, Bilgin’in yetersizliği olduğu görülmektedir. Herhalde AK Partili Koç ile DSP’li Talay, siyasî bakımdan aynı kadro anlayışına sahip olmasa gerektir.

            3. Bilgin ve lobisi, Bakanlık yönetiminin, Bakan’ın ya da Müsteşar’ın, oyun seçiminde, rol dağılımında, Genel Müdürlük içi atamalarda veya yapılan sınavlarda tek bir müdahalesini gösterebilirler mi?

            4. Genel Müdürlüğe atanan Mine Acar, DTCF Tiyatro Bölümü mezunu, konusunun uzmanı, idarî tecrübesi olan, 20 seneden beri Devlet Tiyatroları’nda çalışan ve 10 yıldan beri çeşitli üniversitelerde tiyatro dersi veren, liyakat ve ehliyet bakımından yeterli vasıflara sahip bir yönetici. Amma velâkin bir tek kusuru var. O da, konservatuar değil de fakülte mezunu olması. Bu yüzden, koyu “ocakçılık taassubu” neticesinde bir çok kişi, körükörüne Bilgin’in yanında, Acar’ın karşısında yer alıyor.

            5. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 26. maddesine göre, devlet memurlarının toplu eylem ve hareketlerde bulunması yasaktır. Buna göre, “birden fazla Devlet memurunun toplu olarak” istifa etmesi de bu yasak kapsamındadır. Yani, istifa eden Tiyatro personeli suç işlemiştir.

            6. Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, 1949 yılında kurulmuştur. 10 Haziran 1949 tarih ve 5541 sayılı Kanuna göre, Devlet Tiyatroları özerk statüde değildir. Genel Müdürlüğe atama yapılırken herhangi bir merciden veya topluluktan “özel izin” alınması da sözkonusu olamaz. Dün bir TV kanalında, müstafi genel müdür yardımcılarından birisi, genel müdür atamasının tiyatro câmiasının isteği üzerine olabileceğini söylüyordu. Spikerin, “Peki, daha önce de böyle mi atama yapılırdı?” şeklindeki sorusuna verilen şu cevap, bizce bu komedinin en gülünç repliğini oluşturuyordu: “Evet, önceki atamalara ses çıkarılmadığına göre onlar tiyatronun onayını almıştır”.

X X X

            Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın konu ile ilgili basın açıklamasındaki şu ifadeler çok önemlidir: “Sahip olduğu kadrolar itibari ile Türkiye Devlet Tiyatroları dünyada örneği bulunmayan en büyük ödenekli tiyatro kurumudur”. Ve hedef gösteriliyor: “694 sanatçı, 612 teknik ve 396 idarî personel olmak üzere toplam 1702 kadrosu bulunan Devlet Tiyatroları’nın verimlilik, esneklik, özgürlük kavramlarını esas alan, performansa dayalı, yeni bir yapıya kavuşturulması ve kurumun bundan böyle daha çağdaş bir anlayışla yönetilmesi öncelikli hedeftir”.

            Açıklamada ayrıca, daha önceki 12 yerleşik, bir turne tiyatrosu uygulamasına karşılık, önümüzdeki sezonda her ay 81 vilâyete tiyatro götürülerek bu hizmetin bütün yurda yaygınlaştırılacağı ve bir “Tiyatro Kurultayı” toplanacağı belirtiliyor.

X X X

            Atatürk döneminde, Osmanlı’dan kalan Dârülbedâyi, “Şehir Tiyatrosu” olarak hizmetini yaygınlaştırdı. Atatürk, bu nevi kültürel hizmetleri merkezîleştirmedi. Tiyatrolar da, 1949 yılına gelinceye kadar “Devlet Tiyatrosu” olmadılar. Aslına bakarsanız, kültürün “devletleştirildiği” dönem, Sovyetler’in yıkılmasıyla birlikte ortadan kalkmıştır. 1992’den sonra, dünyadaki tek “Devlet Tiyatrosu” Türkiye’de kalmıştır. Bir zamanlar Moskova Devlet Sirki ile alay eder, kadrolu cambaz ve palyaçolardan bahsederdik. Şimdi düşünebiliyor musunuz, 1702 kadrolu, trilyonluk bütçeli Devlet Tiyatroları ile durumunuz bundan farklı mıdır?

            Beni hemen sanat, sanatçı, tiyatro düşmanı ilân etmeye kalkışmayınız lûtfen. Bilâkis, nâçizane sanatın her dalıyla ve özellikle de tiyatroyla yakından ilgiliyim. Devlet Tiyatroları’na harcanan parayı da çok görmüyorum. Lâkin, bu hizmetin bir “devlet kurumu” olarak verilmesi yerine, aynı bütçeyle desteklenen özel tiyatroculuğun çok daha iyi gelişeceğini ve yaygınlaşacağını biliyorum.

X X X

            Kısaca, bazı kişiler “Devlet Tiyatroları bizim çiftliğimizdir; biz bu çiftlikten vazgeçmeyiz” diyorlar. Ancak, bu defa karşılarında devleti çok iyi bilen, devamlı mütebessim çehresine karşılık kadife eldiveninde demir yumruğu olan, kararlı bir Attilâ Koç var. Sayın Kültür Bakanı’nın kuru gürültüye pabuç bırakmadan devlet otoritesini idame ettireceğine ve tiyatro hizmetlerini yerli yerine oturtacağına inanıyoruz.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ