Türkiye’nin Ateşini Düşürmek

 

            TOBB Genel Kurulu’nda siyasî parti liderlerinin, özellikle Erdoğan ile Baykal’ın elele fotoğrafları, Türkiye’nin ateşinin düşürülmesine yardımcı oldu. Memnuniyet verici bu güzel tabloyu gerçekleştiren TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nu canü gönülden tebrik ediyoruz. Son birbuçuk aydan beri yaşadığımız olaylardan sonra bu beraberlik mesajına ihtiyaç hissediyorduk.

            12 Mayıs’tan beri dalgalanan malî piyasalarda, dış kaynaklı etkenler iç siyasî gerginlikle körüklenince krize dönüşme işaretleri verilmeye başlanmıştı. Kısa sürede sadece İMKB’de değer kaybının 50 milyar dolar civarında olduğu hesaplanıyor. Diğer bir ifadeyle, iç siyasetteki ‘kriz yapımcıları’nın sorumsuz beyanatları, bir anda vatandaşın cebinden milyarlarca doların alınmasına sebep oldu.

            Ancak, döviz ve faizlerdeki dalgalanmanın -olağanüstü bir siyasî gerginlik yaşanmadığı takdirde- krize dönüşmeyeceği; doların 1,5-1,6 YTL, avronun da 1,9-2,0 YTL civarında karar kılacağı anlaşılıyor. Dövizdeki bu yeni dengenin ihracatı artırıcı ve ithalatı daraltıcı tesirleri sebebiyle, arzulanan bir durum olduğu bile söylenebilecektir. Keşke maliyeti bu kadar büyük olmasaydı... Diğer taraftan, IMF’nin 4,5 milyar dolarlık hedef sapması ikazını cevaplandırabilmek ve son aydaki fiyat artışlarını dengeleyebilmek için yeni bir ‘kemer sıkma politikası’nın uygulanacağı anlaşılıyor.

X X X

            Türkiye’nin suni şekilde ateşini yükselten birbirine bağlı iki faktör, ‘Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ ve ‘Erken Genel Seçimler’dir.

            Muhalefet, 2007’nin Mayıs ayında süresi dolan Cumhurbaşkanı yerine mevcut TBMM’nin seçim yapmaması gerektiğini ileri sürerek ‘Erken Genel Seçim’ istiyor. İktidar da, meşru bir meclisin bulunduğu cevabıyla, bizce haklı olarak Cumhurbaşkanı’nın bu meclis tarafından pekâlâ seçilebileceğini söylüyor. Muhalefetin hesabı açıktır; yeni Genel Seçimlerden sonra AK Parti, iktidarın yıpranmışlığına uğrayarak oy oranını azaltabilecek veya oy oranı azalmasa bile, CHP dışındaki bazı partilerin barajı aşmaları neticesinde TBMM içindeki temsilci sayısı düşebilecektir.

            Muhalefet, bu hesabını, mevcut mecliste demokratik temsilin zaafıyla gerekçelendirmeye çalışıyor. Lâkin, bir defa bu seçim sistemini AK Parti iktidarı hazırlamış değildir. Mevcut sistemi değiştirme, meselâ baraj oranını düşürme hususunda bugüne kadar muhalefetten de herhangi bir teklif gelmemiştir. İkinci olarak, mevcut meclisi Cumhurbaşkanı’nı seçemez durumda görmek, demokratik meşruiyetini kabul etmemekle eş anlamlıdır. Bu da, muhalefetin kendi meşruiyetini de inkârı manasına gelir. Üçüncü olarak, seçime iştirak etmeyen yüzde 21’lik kitleyi katarak AK Parti’nin temsil nisbetini yüzde 25’lere çekmeye çalışmak istatistikî bir cehalet örneğidir. Eğer bu oran ille de hesaplanacaksa, anketlerdeki kararsız oylarında uygulandığı gibi oy oranına göre değerlendirilir; bu da AK Parti oylarını yüzde 42’ye çıkaracaktır. Dördüncü olarak, merhum Özal Cumhurbaşkanı seçildiği sırada ANAP’ın oy oranı yüzde 36, Demirel seçildiği zaman DYP’nin oy oranı yüzde 27 idi. AK Parti’nin son genel seçimlerdeki oy oranı yüzde 34,4 olmuş ve Mahallî Seçimlerde bu oran yüzde 42’ye tırmanmıştır. Sonuç olarak, AK Parti’nin demokratik temsil durumu, diğerlerinden daha düşük değildir. Kaldı ki, ortada meşru bir TBMM olduğuna göre, Anayasa’nın 102. maddesine göre bu meclis Cumhurbaşkanı’nı seçecektir.

X X X

            Genel Seçimlere gelince, normal seçim zamanı olan 2007 Kasımı’ndan birbuçuk sene önce bu tartışmanın başlatılmış olmasının, malî piyasalarda bir ‘seçim psikolojisi’ ve ‘seçim ekonomisi’ endişesi oluşturacağı; bu suretle ekonomiyi olumsuz yönde etkileyeceği açıktır. Başbakan, Grup konuşmasında erken seçime gidilmeyeceğini altını çizerek söylemişken, bu konuda spekülasyonlara devam edilmesi, siyasî ve ekonomik istikrarı bozmakta; sosyal huzursuzluğu ve gerginliği arttırmaktadır.

            Türkiye’nin gerçekten ateşi düşürülmek isteniyorsa, vakit geçirilmeden istikrarı bozmayacak şekilde temsilde adaleti tesis edecek yeni bir seçim sistemi hazırlanmalı; bu arada adayların seçiminde halkın iştirakini sağlayacak demokratik mekanizmalar araştırılmalıdır. Aksi takdirde, birbuçuk yıl öncesinden başlayan seçim tartışmaları Türkiye’ye zarar vermeye devam edecektir.

ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ