Düşünceyi İfade Hürriyetinin Önünü Açalım

 

            Kendimi bildim bileli düşünce ve düşünceyi ifade hürriyetini savunuyorum. 1950 Genel Seçimlerinde minik bir Demokrat Partili olarak “yeter, söz milletindir” diye haykırdığımı çok iyi hatırlıyorum. Ne yazık ki, aradan geçen yarım asırdan fazla bir dönemde, sandıklara atılan oylar dışında, söz milletin olamamış; bilâkis milletin değerlerine dayatmada bulunanlar, devlet nâmına ifade hürriyetine ambargo koymuşlar ve bunun için de yargıyı kullanmışlardır.

            Özellikle ara rejim devrelerinde, TCK’nın 159. maddesi ile 141, 142 ve 163. maddeleri, düşünceyi ifade özgürlüğünün kullanılmasını engellemiştir. Özal döneminde 141, 142 ve 163. maddeleri kaldırdık. Lâkin birileri araya Terörle Mücadele Kanunu’nun 8. maddesini sıkıştırıverdi. Daha sonra bu maddenin 2003 yılında kaldırılmasını da, Cumhurbaşkanı olmadan önce düşünceyi ifade özgürlüğünü savunan Sezer veto etti.

            28 Şubat Dönemi’nde, sadece düşüncelerimi ifade ettiğim için, eski TCK’nın 159. ve 312. maddelerine göre yüzlerce defa Devlet Güvenlik ve Ağır Ceza Mahkemeleri’nin önüne çıkarıldım. Irz düşmanlarıyla ve katillerle birlikte yargılandım. Milleti ve devleti soyarak yolsuzluk yapanlar ellerini kollarını sallayarak ortalıkta dolaşırken, bir İnsan Hakları Mitingi’nde konuştuğum için 5 ay hapis yattım.

            Damdan düşenin hâlini, ancak daha önce damdan düşmüş olanlar anlarmış. Yeni TCK hazırlanırken eski 159 ve 312., şimdiki 301 ve 216. maddeler hakkında çok sayıda köşe yazısı yazdığımda, anlı şanlı medyamız sadece basınla ilgili maddelerle (o da neden sonra) meşgul olmuş; düşünceyi ifade özgürlüğü bakımından asıl çıbanbaşı olan 301. ve 216. maddeleri görmezlikten gelmişti.

X X X

            Eski 159. maddeye göre dâvâ açılabilmesi için 160. madde uyarınca Adalet Bakanlığı’nın izni gerekiyordu. Aslında yargı bağımsızlığına ters düşen bu uygulama, bir bakıma Bakanlığa devletin menfaatlerini gözetmesi imkânını veriyordu. Ancak, uygulamada 160. maddeye göre izin verilmemesi pek de sık rastlanan bir durum değildi. 28 Şubat döneminde, Erbakan Hükûmeti’ni, daha doğrusu demokrasiyi savunurken hakkımda 159. maddeye göre açılan çok sayıdaki dâvânın izni, Refah Partili Adalet Bakanı Şevket Kazan tarafından, o güne kadar görülmemiş bir süratle verilmişti. Yıllar sonra Kazan, eski bir adalet bakanı olarak kendisi hakkında 160. maddeye göre dâvâ açılmasına izin verilmesinden şikâyet ettiğinde, bunu ona hatırlatmıştım.

            Dirayetli yönetimiyle göz dolduran ve Hükûmet’in yüz akı olan Cemil Çiçek’in, henüz yeni TCK yürürlüğe girmeden Orhan Pamuk’un sarfettiği sözler hakkında, eski TCK’nın 160. maddesini kullanarak, dâvâ açılmasına izin vermemesi lâzımdır.

            Ayrıca, daha fazla vakit kaybedilmeden, başta 301. ve 216. maddeler olmak üzere yeni TCK’daki düşünceyi ifade hürriyetini sınırlayıcı maddeler, yeniden ele alınmalıdır.

            Son olarak Lagendijk hakkında açılan soruşturma da Türkiye’ye zarar verecektir. Lagendijk’in Türk Ordusu’na attığı iftirayı nefretle protesto ediyoruz. Nitekim, yetkili merciler diplomatik platformda buna gereken cevabı vermişlerdir. Lâkin, AB üyeliği konusunda Türkiye’nin daima yanında yer almış olan Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Lagendijk hakkında TCK’ya göre soruşturma açılması, hem hukuken bir mânâ ifade etmez, hem de Türkiye’nin aleyhine olur.

X X X

            TCK’nın 301. maddesinde 159. madde hükümleri hafifleştirilmek istenirken, eski maddedeki ‘tahkir ve tezyif’ deyiminin yerine ‘aşağılama’ sözü konularak tam aksine düşünceyi ifade alanı daraltılmıştır. Yani, uygulayıcılar tarafından daha önce ‘hakaret’ kabul edilemeyecek ifadeler de artık ‘aşağılama’ sayılabilecektir.

            Diğer taraftan, 216. maddedeki (ünlü 312. madde) ve 301. maddedeki hükümler, ‘amaç ve saik’in cezalandırıldığı ‘düşünce ve düşünceyi ifade suçları’nı oluşturmaktadır.

            Aslında, bu iki maddeyi de tümüyle kaldırmak lâzımdır. Lâkin, ille de muhafaza edilmek isteniliyorsa, bu maddelerin düşünceyi ifade özgürlüğünü kısıtlamalarını engellemek için şu değişikliklerin yapılması gerekir:

            1) 301. maddedeki ‘aşağılama’ tâbiri yerine ‘alenen sövme’ ifadesine yer verilmelidir.

            2) 216. maddedeki ‘alenen aşağılama’, ‘kamu güvenliği için tehlike olma’ ve ‘kamu barışını bozmaya elverişli olma’ gibi ibareler yerine, tahrik sonucunda ortaya çıkmış somut bir güvenlik ihlâlini arayan ifadeler konulmalıdır

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ