Tsunami, Türkler ve Kimlik

 

 

            Deprem ve Tsunami, Hint Okyanusu kıyılarını vurdu. 9 şiddetindeki deprem ve depremin sebep olduğu dev dalgalar, en az 50 bin kişinin canına mal oldu. Çoğunluğu fakir ülkelerin vatandaşları olan felâketzedelerin sahillerdeki sıralanmış cesetlerini gösteren fotoğraflar yüreğimizi parçaladı. Üstelik bunların önemli bir kısmı da aynı dinî inancı paylaştığımız kardeşlerimiz. Endonezya’da, Malezya’da, Bangladeş’te, Hindistan’da; hattâ Somali ve Kenya’da çâresizlik içerisinde kıvranan insanları  düşündükçe kahroluyoruz.

            Delinen ozon tabakası, kutuplardaki buzulların erimeye başlaması, gittikçe artan tabiî âfetler, kasırgalar, tsunamiler, yanardağlar, özellikle de sıklaşan ve şiddetleri artan depremler... Bir tarafta, Nostradamus’un kehanetleri, modern hurûfîlerin Kur’ân-ı Kerîm’i istismar eden lâfazanlıkları; diğer tarafta, birçoğu sahih hadislere dayanmasa da “kıyamet alâmetleri”... İster istemez huzursuz oluyorum. Çok sevdiğim torunum Zeynep’i okşayarak, içimden “Acaba sen de bizim gibi normal bir ömür sürebilecek misin evlâdım?” diye geçiriyorum.

X X X

            Bugünkü yazımda sizlere, bu girizgâhtan tamamen farklı şeyler anlatacağım.

            Evvelâ, dünkü gazetelerin manşetlerine bir göz gezdirelim:

            “Tsunami cehennemini yaşayan 2500 Türk’ten 30’u hâlâ kayıp” (Tercüman), “3400 Türk sinyali” (Hürriyet), “2 bin 950 Türk tsunami-zede” (Sabah), “30 Türk’ten haber yok” (Milliyet), “30 Türk’ten haber alınamıyor” (Yeni Şafak), “300 Türk’e ulaşılamadı” (Türkiye), “Deprem bölgesinde en az 2 bin 500 Türk var” (Radikal), “30 Türk kayıp” (Vatan), “30 Türk kayıp” (Cumhuriyet), “En az 2500 Türk var” (Akşam).

            Buyurunuz, size Türkiye’nin en önde gelen 10 gazetesinde haberin veriliş şekli... Hangi fikrî eğilimde olursa olsun bütün gazeteler, felâket bölgesindeki “T.C. vatandaşları”ndan bahsederken “Türk” kelimesini kullanıyorlar.

            Bizdeki İzmit-Adapazarı Depremi’nden veya Erzincan, Varto, Muş depremlerinden söz ederken, dış basın da “Türk” sözcüğünü kullanıyordu. Hiç kimse, depremzedelerin laz, çerkez, kürt vs. olduğundan bahsetmiyordu.

X X X

            Güney Asya’daki 2500 civarında olduğu anlaşılan Türk’ün, “etnik kimlik” olarak ne kadarının Türk, ne kadarının Kürt, ne kadarının Arap veya başka bir etnik gruptan olduğunu söyleyebilir misiniz? Bana, bu vatandaşlarımızı “Türkiyeli” olarak sıfatlandıran bir tek okunan gazete veya tek bir aklıbaşında kişi gösterebilir misiniz?

            Bu manşetleri, haber başlıklarını atan medya yöneticileri ve muhabirler, bölgedeki 30’u kayıp 2500 Türk’ün kafataslarını, kan gruplarını mı ölçtüler, ana dillerini mi öğrendiler de bu şekilde haber veriyorlar?

            Elbette hayır... Çünkü, bu haberlerde kastedilen “Türk Üst Kimliği”dir. Bu bir “siyasî kimlik”tir. Bu kimlikle, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları”, Türkiye’de siyasî  ve hukukî bir çatı altında yaşayan, kendisini “ülkesi ve milletiyle” bölünmez bir bütün olarak kabul eden insanlar anlatılmaktadır.

            “Etnik Alt Kimlik”, hiç bir şekilde bir milletin fertlerini ve bir devletin vatandaşlarını ifade etmez. Bu, sadece sosyal ve kültürel mensubiyeti anlatır. Kaldı ki, Türkiye’de etnik kimlikler arasındaki sosyal ve kültürel farklar yok denecek kadar ehemmiyetsizdir.

X X X

            Geçtiğimiz hafta sonunda Türk Ocakları ile Ankara Ticaret Odası’nın müştereken düzenledikleri “Millî Kimlik Sempozyumu”nda, birbirinden değerli bildirileri zevkle dinledik. Değerli sosyolog Prof. Dr. Nur Vergin’in, “siyasî kimlik-etnik kimlik” ayrımı çerçevesinde yaptığı değerlendirmeyi, değerli tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın tarihî perspektif içerisinde, coğrafyaya bağımlı kalmadan yaptığı “Türk kimliği” tahlilini ve diğer bilim adamlarının söylediklerini dinlerken, ayrılıkçı kürtçülerin ve artniyetli AB çevrelerinin goygoyculuğunu yapan bir avuç sözde aydınımızın, ne kadar geriden geldiğini esefle müşahade ettim.

            Bereket versin ki, halkımızın böyle bir derdi yok.

X X X

            Okuyucularıma, bu önemli sempozyumun bildirilerini okumalarını tavsiye ederim.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ