AK Parti’ye Tavsiyeler 

 

            Nasihat dinlemek kadar sevimsiz bir şey yoktur. Bazı yazılarımı okuyup da, “Bu adam da kendisini ne zannediyor!” diye bana kızmayınız lütfen... Benim, sizlerden fazla tek bir özelliğim var: Bol bol damdan düştüm. Yani, hükûmette, grupta ve parti yönetiminde yapılan hatâları, “siyasetin kurtları” ile birlikte yaşadım.

            “Arkadaş, bizim partimizin içişlerinden sana ne!...” demeyiniz. Bir defa, basının burnunu her şeye sokma imtiyazına bendeniz de sahip olduğum gibi, ayrıca bu ülkenin vatandaşı olarak da sizi sorgulama hakkım var. Parlamentonun üçte iki çoğunluğuna sahipsiniz ve bugünden yarına Türkiye’nin önünde sizden başka çıkış yolu yok. Böyle olunca da, “iyi yönetmeniz” ve “iyi yönetilmeniz”, sadece sizlerin değil, hepimizin sorunu...

X X X

            Dünkü yazımda, esas meselenin “koordinasyon” eksikliğinden ileri geldiğini belirtmiştim. Bugün de, koordinasyonun sağlanması konusunda naçizâne bazı tavsiyelerde bulunacağım.

            Önce “lider”den başlayalım. Recep Tayyip Erdoğan, karizmatik bir lider. Genç, yakışıklı, hareketli, çalışkan ve heyecanlı... Milletin değerlerini ve inancını kendi şahsında yaşayan, samimî ve dürüst bir insan. Halkın sevgisini ve güvenini kazanmış bir halk çocuğu... Teknisyen ağırlıklı bir başbakan değil. Ancak zekâsıyla meseleleri çabucak kavrıyor ve sentez yapabiliyor. “Yetki devri” konusunda da cimri olmadığını zannediyorum. Bu tip bir liderin en fazla ihtiyaç duyacağı şey, koordinasyondur.

X X X

            Erdoğan, evvelâ kendi zamanını çok iyi kullanmak zorundadır. Özel hayatı dışındaki vaktinin yarısını devlet işlerine; kalan zamanının yarısını TBMM’ye ve Meclis Grubuna, geri kalan kısmını da parti işlerine harcayabilir.

            “Özel Kalem sistemi”ni yeniden düzenlemelidir. Onu arayan bakanlar, milletvekilleri, parti genel merkez yöneticileri, il başkanları ve belediye başkanları, kendisine kolayca ulaşabilmelidir.

            Başbakan Erdoğan, Başbakanlık Makamı’nda daha fazla oturmalı ve devlet işlerine daha yoğun bir şekilde zaman ayırabilmelidir. Hükûmette koordinasyonu sağlayacak bir bakan görevlendirmeli; idare ile ilgili işlerde Başbakanlık Müsteşarı’nı daha aktif ve yetkili hâle getirmelidir.

            Hükûmette, ayrıca, Grup ve Parti ile ilgili bakanlar görevlendirilebilir.

X X X

            Erdoğan, “istişâre sistemi”ni de gözden geçirmelidir. İstişâre sistemini yeniden düzenlerken, irfâna, bilgiye ve tecrübeye önem vermelidir. Başbakanlık’taki resmî müşavirler, yerine oturmuş gözükmektedir; lâkin siyasî istişâre mekanizması konusunda eleştiriler bulunmaktadır.

            Başbakan, haftanın en az bir gününde belli saatler arasında “halkın ziyareti”ni kabul etmeli ve dertlerini dinlemelidir. Halktan gelen yazılı taleplerin ve müracaatların cevaplandırılması da baştan savma yapılmamalı; bunun için yetkiyle donatılmış ayrı bir ekip kurulmalıdır.

X X X

            İstanbul Belediyesi’nden yetişen çok değerli yöneticilerin Türkiye’yi idareye yetmeyeceği takdir edilerek, bürokraside ehliyet ve liyakata uygun şekilde, daha geniş bir perspektifte değerlendirme yapılması lâzımdır.

            Ayrıca, bürokrasi daha sıkı denetlenmeli ve İdarî Reform çerçevesindeki yeni düzenlemeler artık uygulamaya konulmalıdır.

X X X

            Bakanlar Kurulu’nda değişiklik yapılması, çok hassas ayar isteyen önemli bir siyasî uygulamadır. “Mahkemenin kadıya mülk olmadığı”, herkese anlatılmalı; Grubun önünün kapalı tutulmadığı da gösterilmelidir.

            “Bakan Yardımcılığı” sistemi ciddî şekilde incelenmeli; bu arada bakanlara yeterli sayıda “müşavir milletvekili” uygulamasına geçilmesi düşünülmelidir. Diğer taraftan, Grup Yönetimi, TBMM Başkanlık Divanı ile komisyonlarındaki başkan ve üyelikler, uluslararası komisyonlardaki üyelikler tesbit edilirken, “grup tesanüdü”ne itina edilmelidir.

            Başbakan, Grup ile daha yakından ilgilenmeli, muayyen aralıklarla milletvekillerini tek tek arayarak gönüllerini almalıdır. Ayrıca, Grup Başkan Vekilleri’nin koordinasyon görevi üzerinde titizlikle durulmalıdır.

X X X

            Başbakan’ın Parti Genel Merkezi ile teması da arttırılmalıdır. Genel Başkan olarak Erdoğan, zaman zaman il başkanlarını arayarak onları teşvik etmeli ve dertlerini dinlemelidir.

            Partililerin devlet işlerine müdahalesi, elbette hoş karşılanacak bir şey değildir. Lâkin, iktidar partisinin “iktidarsız” parti teşkilâtı durumuna düşmek, iktidarın ayağının yerden kesilmesiyle eş anlamlıdır. Bu duruma düşmüş bir teşkilâtın, vatandaş adına siyasî denetim görevini ifa etmesi ve seçimlerde verimli çalışabilmesi mümkün değildir.

            Bu arada, parti teşkilâtlarında, merkez partilerine uygun “herkese açık” bir yapılanmanın henüz gerçekleştirilemediğini de belirtmeliyiz.

X X X

            Bütün bu değerlendirmelerde, en önemli eksikliğin “koordinasyon” olduğu ortaya çıkıyor. Liderden başlayarak aşağıya doğru yelpaze gibi açılan bir “koordinasyon sistemi”nin bir an evvel kurulması elzemdir. Aksi takdirde, bütün yük liderin ve yakınındaki birkaç kişinin omuzlarında kalacak; gittikçe sıklığı artan aksamalar devam edecektir.

            Türkiye, AK Parti İktidarı ile gelişme ve büyüme yolunda çok önemli bir şans yakalamıştır. Bu şansı, lüzumsuz aksamalarla hebâ etmeye hakkımız yoktur.

X X X

            “Her ne kadar sürç-i lisan ettiysek affola!...”

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ