Lozan’da Tutuklama

 

 

            Lozan Andlaşması’nın 82. yıldönümünü kutlamak için, 24 Temmuz’da İsviçre’nin Lozan şehrinde, Andlaşmanın imzalandığı Uşi Sarayı ile müzakerelerin yapıldığı Beau Rivage Oteli arasındaki caddede 3 bin civarında Türk toplanarak yürüyüş yaptılar. İçlerinde Rauf Denktaş, Mehmet Gül, Doğu Perinçek ve Yaşar Okuyan’ın da bulunduğu göstericiler, ellerindeki Türk bayraklarıyla Lozan caddelerini gelincik tarlasına çevirdiler. Bu faaliyetleri düzenleyenler gayelerini, “Batı’nın Lozan’ı tartışma konusu yapması, Sevr özlemini dile getirmesi, ülke ve ulusun varlık ve birliğinin saldırılara hedef olması, Türkiye düşmanlarının bağımsızlığımızı yok etmeye çalışması gibi çabalara karşı sesimizi tüm dünyaya duyurmak” şeklinde izah ederek, Türkiye’nin hayatî çıkarlarını ve gerçekleri anlatacaklarını söylediler.

            Daha önce TTK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu hakkında, Ermeni soykırımını kabul etmediği için Winterthur Savcılığı tarafından soruşturma açılmıştı. Bu defa da Doğu Perinçek, yaptığı basın toplantısında “Ermeni soykırımı uluslararası bir yalandır” dediği için gözaltına alınarak polisler tarafından savcılığa götürüldü. Doğu Perinçek ile birçok konuda anlaşmamız mümkün olmayabilir. Ancak, bu sözlerinden dolayı onu tebrik ediyor ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Bu arada, Winterthur Savcısı Rolf Jaeger’in yandaşları Boğaziçi allâmelerinin de kulaklarını çınlatıyoruz.

            Doğu Perinçek’in tutuklanması hususunda, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin gösterdikleri hassasiyeti takdirle karşılıyoruz. Lâkin bu yeterli değildir. Dışişleri Bakanlığı, bu iki olayı esas alarak İsviçre’ye yazılı bir nota vermeli ve bu çağdışı uygulamanın kaldırılmasını istemelidir.

X X X

            Lozan Andlaşması, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temellerinin atıldığı, Türkiye içen hayatî önemi haiz bir hukukî metindir. 20 Kasım 1922 tarihinde açılan ve  5 Şubat-22 Nisan 1923 tarihleri arasında ikibuçuk ay kadar kesintiye uğrayan Konferans, 24 Temmuz 1923’te Andlaşmanın imzalanmasıyla sona erdi.

            “Sevr, mağlup bir imparatorluğu yenen devletlerin, bu imparatorluğa zorla imzalatmaya çalıştıkları ve “ricalarla” yumuşatılmaya çabalanmış onur kırıcı bir metindi. Lozan ise, onurlu bir devletin çetin pazarlıklarla gerçekleştirdiği, geçmişin yüklerinden ve geleceğin “ipoteklerinden” kurtulma amacına yönelik, onurlu ve akılcı bir andlaşmadır” (Prof. Dr. Toktamış Ateş).

            Gençliğimizde koca bir imparatorluğun tasfiyesinden muzdarip şekilde, bunun sorumlusu olarak gördüğümüz Lozan’a pek sempatik bakmaz; harpte kazandığımızı masada kaybederek hatâ ettiğimizi düşünürdük. Elbette Lozan’da da yapılan bir çok yanlış vardır ama Lozan’ı bir “hezimet” gibi göstermek tarihe karşı vefasızlıktır” (Doç. Dr. Veysi Akın). Herşeyden önce, “Mîsâk-ı Millî” hedeflerinin büyük ölçüde Lozan’a yansıtıldığını söyleyebiliriz.

X X X

            Şeflik Dönemi’ndeki baskılarını ve siyasî anlayışını beğenmesek de, İsmet İnönü’nün Lozan’da elinden geleni yaptığı bilinmektedir.

            İnönü ve Dr. Rıza Nur, Lozan’da Ermeniler konusunda yapılan baskılara da göğüs gererek tâviz vermemişlerdir. Lord Curzon’un, “Türkiye kadar büyük bir memlekette Ermenilere bir köşe bulunamaz mı?” şeklindeki sorusunu İsmet Paşa, “Memleketleri Türkiye’den çok büyük devletler vardır; hem de bizden yeni ayrılan yerlerde çok geniş yerler vardır. TÜRK KALAN ÜLKE, HİÇ PARÇALANMA KABUL ETMEZ BİR KÜLDÜR. Şark vilâyetlerinde ve Klikya’da Türk ahali yurtlarını ecnebî istilasına karşı hesapsız fedakârlıklarla müdafaa etmişlerdir. Yerlerini hiç kimseye vermezler” diye cevaplandırmıştır.

            Beni en çok da İsmet Paşa’nın haddini bilmez bir İsviçreli profesöre verdiği cevap duygulandırır. Lozan müzakereleri sırasında bir heyetle İnönü’yü ziyaret eden İsviçreli’nin, “Ermeni yurdu istiyoruz. Ermenilere bir yer ayıracaksınız; içeride ve dışarıda bulunanlar orada yerleşecekler” demesi üzerine, İnönü, “Haksız bir şey istiyorsunuz. Sizin istediğiniz, Türkiye’nin insanları arasında âhengin kurulması değil bozulmasıdır(...) Fena yoldasınız. Muvaffak olamazsınız. Bana memleketin bölünmesini teklif ediyorsunuz. Biz memleketimizi parçalanmaktan kurtarmak için bütün Cihan Harbi boyunca uğraştıktan sonra, dört sene daha uğraşmışızdır. Sizin cemiyetinizin yapacağı mücadele, bizim yendiğimiz devletler ve güçlükler yanında çok ehemmiyetsiz kalır. Çok az gelirsiniz” diyerek İsviçreli profesörü kovmuştur.

            Savaştan yeni çıkmış ve yorgun bir milletin temsilcilerinin toprak bütünlüğü konusunda Lozan’da göstermiş olduğu direniş, andlaşma metnine de yansımış ve Ermenilerle ilgili hiç bir hükme yer verilmemiştir. BÖYLECE, ERMENİ SORUNUNUN SONA ERMİŞ OLDUĞU, BATILI DEVLETLERE DE TEYİT ETTİRİLMİŞTİR (Doç. Dr. Temuçin F. Ertan)

X X X

            Bundan 82 yıl önce, çok daha zor şartlar altında kabul etmediğimizi, bugünün Güçlü Türkiyesi mi kabul edecekmiş?!...

            Türkiye’nin toprak bütünlüğünü kimse bozamaz. Bir avuç Ermeni diyasporası ile onun satılık uşakları için ise İsmet Paşa’nın lâfını hatırlatıyoruz: “AZ GELİRSİNİZ!...”

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ