Kırgızistan ve Avrasya’da Değişim

 

 

            Avrasya’da değişim rüzgârları esmeye devam ediyor. Önce Gürcistan’da, eğitimini Amerika’da yapmış Saakaşvili’nin liderliğinde, ABD’nin desteklediği muhalefet hareketi başarılı olarak bir “örnek hikâye” meydana getirdi (Cem Oğuz). Türkiye, 800 bin Türk’ün yaşadığı yanıbaşındaki Gürcistan’daki iktidar değişikliğini, halk sokaklara taşmadan farkedemedi.

            Daha sonra Ukrayna’da, Putin’in bütün ağırlığını koymasına ve seçim kampanyalarına kadar müdahale etmesine rağmen, eşi Amerikalı olan muhalefet lideri Yuçenko, ABD’nin de desteğiyle iktidara geldi. Rusya ve Putin ikinci defa yenilgiye uğramıştı. Türkiye’de, eski Kırım’ın serencâmını diplomatlarımızla beraber televizyonlardan takip ettik.

            Şimdi de benzeri bir olay Kırgızistan’da yaşanıyor. Bu defa biraz farklı olarak, hiç değilse Kırgızistan’a bir diplomatik heyet gönderebildik ve oradaki Türkiye Türkleri ile ilgilenmeye çalışıyoruz.

            Lâkin, şu gerçeği üzülerek belirtelim ki, son yıllarda Türkiye’nin Türk Dünyası ve Avrasya üzerinde etkinliği azalmıştır.

X X X

            Aslında, dünyanın bir çok bölgesinde demokrasi talebinin canlanması ve dikta yönetimlerine karşı halk hareketlerinin başlaması -kimin desteğinde olursa olsun-, memnuniyet vericidir. Ancak, Orta Asya’da dengeler farklıdır; bu bölgedeki siyasî değişimin çok sancılı olmasından ve kan dökülmesinden endişe ediyoruz. Orta Asya’da iktidar karşıtları, henüz hakîki bir demokratik muhalefet hareketi gerçekleştirmekten uzak görünüyorlar. Bu arada, esasen Orta Asya coğrafyası dışında bulunan Azerbaycan’da durumun farklı olduğunu belirtmeliyiz.

            Kırgızistan’da asıl mesele, toplumun sefaleti ve huzursuzluğudur. Türk Cumhuriyetleri içinde en fakiri olan Kırgızistan, halkın yönetimden en fazla şikâyeti bulunan ülkeydi. Bu durumda, ABD’nin desteği ve Soros’un dolarları olmadan da Akayev yönetiminin devamı mümkün değildi. Gene de bu ayaklanmada, Kırgızistan’da ağırlığı olan Rusya, Çin ve ABD güçlerinin faaliyetlerinin rol oynadığı anlaşılmaktadır. Şimdilik ABD yanlısı muhaliflerin önde bulunduğu görülmektedir; ancak olaylar henüz müphemiyetini korumaktadır.

X X X

            İktidardaki Azerî dostlarımız alınıp darılmasınlar ama Türk Dünyası’nda sıradaki değişimin Azerbaycan’da meydana geleceğini tahmin ediyoruz. Güçlü bir şahsiyet olan Haydar Aliyev’in vefatından sonra yapılan seçimlerde, ABD ve Türkiye beraberce meşgul olabilseler ve demokratik bir seçimin yapılması konusunda destek verebilselerdi; muhalefetteki Musavat Partisi kolayca iktidara gelebilir ve Can Azerbaycan’da demokratik bir değişim gerçekleştirilebilirdi. Ne yazık ki, İlham Aliyev zorla iktidara gelmiş fakat babasının yerini dolduramamıştır.

            Kırgızistan olayları başladıktan sonra Azerbaycan’ın en güçlü muhalefet partileri olan Musavat, Azerbaycan Halk Cephesi ve Demokratik Parti’nin müştereken düzenledikleri basın toplantısında, artık sıranın Azerbaycan’a geldiği açıkça ilân edilmiştir. Muhtemelen Azerbaycan Halk Cephesi Başkanı Ali Kerimli’nin liderliğinde Musavat Partisi Başkanı İsa Kamber ve Demokratik Parti Başkanı Resul Guliyev’in işbirliğinde yürütülen bu hareketin 2005 sonbaharında iktidara geleceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Türkiye’nin de artık bu gerçeği görmesi ve ona göre tavır alması gerekir.

X X X

            Diğer taraftan; Özbekistan’da Fergana Vâdisi kaynamaktadır. Ancak muhalif güçlerin dinci grupların hâkimiyeti altında bulunması, küresel güçlerin ve ABD’nin, şimdilik mevcut rejimin devrilmesine sıcak bakmayacağını düşündürmektedir.

            Tacikistan’da, fakirlik ve huzursuzluk had safhadadır. Bu bakımdan, Tacikistan da bir değişimin eşiğindedir. Ancak, burada çok önemli bir Rus üssünün bulunması, Rusların kendilerine bağlı mevcut rejimin değişmesine karşı direneceğini ve müdahil olacağını akla getirmektedir.

            Türkmenistan, değişim topunun ağzında olan ülkelerden birisi olarak görülmektedir. Ancak, herhangi bir muhalefet odağının bulunmaması değişimi zorlaştırmaktadır.

            Kazakistan’da, küresel sermaye istikrarlı olduğu için dış mihraklar mevcut rejimden şikâyetçi değildir. Ayrıca, ülkede bulunan önemli sayıdaki Kazakistan Rusları da, muhtemel bir değişimin aktörleri olarak hesaba alınacaktır.

X X X

            Şurası muhakkaktır ki, Avrasya’daki değişim süreci Rusya Federasyonu’nun aleyhine ve ABD’nin lehine gelişmektedir. Soljenitsin’in 1993’de yazdığı “Russian Question” (Rus Sorunu) isimli kitabındaki; Rusya, Ukrayna, Beyaz Rusya ve Kazakistan Ruslarının bir araya gelmesiyle yeni bir “Slav Devleti” kurulması tezi, son zamanlarda Rusya’da aydınlar arasında gündeme gelmektedir.

X X X

            Diğer bir hakikat ise, Avrasya’da ABD’nin, tezkere olayı yüzünden Türkiye’yi tamamen devre dışı bıraktığıdır. Bu durum, Kerkük’ü dışardan seyretmemizden daha da feci bir diplomatik açmazın göstergesidir.

            Türkiye, Avrasya’da ve özellikle Türk Dünyası’nda “seyirci” statüsünü bırakmalı; gelişen olaylar üzerinde önceden tesirli olmaya çalışmalıdır. Tabiî bunun için de, herşeyden önce “Türk Dünyası” ile lâyıkıyla ilgilenmesi lâzımdır.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ