Zaferler Ayında Düşünceler

 

            Hiç düşündünüz mü sevgili okuyucularım, Anadolu’nun fethi tarihi olarak kabul ettiğimiz 26 Ağustos 1071’de, yani bundan bin seneye yakın zaman önce Türk Sultanı Alp Arslan’ın kazandığı Malazgirt Zaferi esnâsında, dünyanın ahvâl-i umûmiyesi neydi ve bugünün “medenî” milletleri ne durumdaydılar?

            Amerika ve Avustralya kıtaları bomboştu. Kuzey Amerika’da, bugünkü ABD’nin topraklarında, Asya’nın kuzeyinden geçen göçebe kabileler, muhtemelen Türklerle akrabalığı bulunan kızılderililer vardı. Orta ve Güney Amerika’da ise İnka, Maya ve Aztek medeniyetleri yeşeriyordu. Bugünkü AB’nin bulunduğu Avrupa’da tam bir zulmet ve zulüm hâkimdi. Batı Roma’nın yıkıntıları arasında, Türk Hun İmparatoru Attilâ’nın önüne katarak getirdiği barbar kavimler, tam bir kültür ve medeniyet fukarası olarak derebeylerinin etrafında vahşî bir hayat tarzı içerisinde yaşıyorlardı ve Kilise’nin Ortaçağ karanlığındaki rolü, Engizisyon işkencelerine dönüşüyordu. Avrupa’nın karanlığı, daha sonra Haçlı seferleri dönüşünde, medeniyetin ne demek olduğunu anlayana kadar devam edecekti.

            Anadolu’da Doğu Roma (Bizans)’ın saltanatı sallantıdaydı. Asya’da ise, Oğuzlar (Uzlar/Kumanlar) 600 bin kişilik bir orduyla Tuna’yı geçip Balkanlar’a inmişler, Peçenekler ile birlikte Doğu Avrupa’ya hâkim olmuşlardı. Slavlar, Türk hâkimiyeti altındaydı. Asya’nın büyük bir kısmı, Batı ve Doğu Türkistan, Kazan, Kırım, Sibirya, İran ve Hindistan’da Türk devletleri hüküm sürüyordu.

X X X

            Tarihimizdeki böylesine zafer dolu günleri ve asırları anlatırken, ukalânın biri çıkıp “Canım, bırakınız geçmişle övünmeyi de günümüze bakalım!...” demez mi, kahrolurum... Yahu, geçmişini bilmeyen bugün ve yarını nasıl değerlendirebilir ki?... Atatürk’ün çok beğendiğim bir vecizesi de, bir takım kompleksli aydınlar tarafından tersine çevrilmek istenmiştir. Atatürk, “Türk, övün, çalış, güven” demişti. Allah aşkına söyler misiniz, Türkler kadar “övünmeye” lâyık bir millet var mıdır?...

            6000 yıla uzanan tarihiyle dünyanın en eski medeniyetlerinden (bizce en eskisi) birisi ol; 2500 yıllık bilinen tarihte yüzyıllar boyunca dünya hâkimiyetine sahip bulun; 14 asırlık İslâm tarihinde 10 asır İslâm’ın bayraktarlığıyla şeref kazan; Osmanlı İmparatorluğu gibi, dünya tarihinin en muhteşem medeniyetini ve devletini kur; bin yıl sonra düşmanların, artık yok oldular diye sevinirken 1. Cihan Harbi’nin harabeleri altından yeniden bir “Ergenekon” doğuşuyla “Türkiye Cumhuriyeti”ni inşa et... Sonra da kalk, “devlerin emzirdiği cüceler” gibi bu şanlı mâziyi inkâr ederek mübarek milleti horlamaya çalış... Bunu yapabilmek için sadece “gaflet ve dalâlet” yetmez; ayrıca “hıyânet” içinde olmak da lâzımdır.

X X X

            Bedri Rahmi’nin dediği gibi, bu “dev memesinde cüceler emziren acayip memleketimde”, mâziye sövmek, ceddini küçümsemek, kendi milleti ve tarihi hakkında iftiralar atmak, ne yazık ki “aydın” olmakla eşdeğer tutuluyor. Bu pabuçlarımın aydınları, daha dün denecek kadar yakın bir zamanda anavatanımızın bir parçası olan Rumeli’yi kaybederken soykırıma uğratılan 7 milyon Türk’ü; Ermeniler tarafından katledilen 1,5 milyon Türk’ü; Batı Anadolu’nun işgalinden sonra soykırıma mâruz kalan yüzbinlerce Türk’ü ağızlarına dahi almazlarken; Millî Mücadele’yi “Anadolu’nun yeniden işgali” diye târif etmekten utanmazlar ve kimbilir hangi menfaatler karşılığı, Türkleri hayâsızca “etnik temizlik” ve “soykırım” yapmakla itham ederler.

            26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz başlamadan önce, Batı Anadolu’daki Yunan vahşet ve zulmünü anlatan Milletlerarası Araştırma Komisyonu’nun Paris Barış Konferansı’na sunduğu raporda, işgalcilerin yüzkarası fiilleri kaydedilmiştir.

            Bu millet büyük millettir. Bugün artık Yunanistan’la da, Bulgaristan’la da, Ermenistan’la da iyi komşuluk münasebetleri içinde dostluğa hazırdır. Lâkin, tarihi ve ataları hakkında iftirayı aslâ kabul edemez.

X X X

            Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök’ün, 30 Ağustos Zafer Bayramı münasebetiyle yayınladığı kutlama mesajında, Büyük Atatürk’ün şu sözüne yer vermesini çok mânidar ve haklı buluyorum: “Bir milletin ki siyasî terbiyesinde, sosyal terbiyesinde, vatan sevgisinde noksan vardır, öyle bir millet, egemenliğini lüzumu derecede kuvvetle elinde tutamaz”.

            Malazgirt Zaferi’ni, Büyük Taarruz’u ve Zafer Bayramı’nı kutlarken, Alp Arslan’ı, Atatürk’ü, atalarımızı, mübarek şehitlerimizi ve gazilerimizi minnet, rahmet ve şükranla yâd ediyorum.

            Özkök Paşa’nın mesajındaki şu cümleyi, milletimizin, vatanımızın ve devletimizin bekası için emsalsiz bir teminat olarak görüyorum:

            “Büyük Zafer’in 83 ncü yıldönümünü kutladığımız bu mutlu günde tekrar vurgulamak isterim ki, TSK gelecekte de; çağın şartlarından ve yaşamakta olduğumuz değişimden kaynaklanacak reformları zamanında yaparak, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerine yürekten bağlılığı, özgün disiplini, köklü gelenekleri, pragmatik, itidalli, kararlı yaklaşımı, güçlü temsili ve modern yapısı ile bir taraftan ülkemizdeki huzur ve istikrarın sürdürülmesine; diğer taraftan da bölgesel üstünlüğümüzün idamesine ve dünyanın çeşitli bölgelerindeki ulusal menfaatlerimizin korunmasına katkıda bulunmaya devam edecektir”.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ