28 Şubat’tan Bugüne Esintiler

 

            Hafta sonunda yapılan ‘TSK 2006 Kış Tatbikatı’nda Başbakan Erdoğan’ı asker elbisesi içinde komutanlarla beraber görüntüleyen tablo halkımızın hoşuna gitti. Erdoğan, boylu boslu, yakışıklı hâliyle çakı gibi bir Türk askeri olmuştu. Gazetedeki fotoğraflara bakarken 1974 ilkbaharında Tuzla Piyade Okulu’ndaki günlerimi özlemle ve sevgiyle hatırladım. Genelkurmay Başkanı’ndan en küçük rütbeli askere ve ere kadar kahraman Mehmetçiklerimizi ne kadar sevdiğimi düşündüm.

X X X

            Bugün 28 Şubat Darbesi’nin 9. yıldönümü. Bir taraftan, her şeyin üzerinde tuttuğumuz ve mübarek, mukaddes, muazzez bildiğimiz ordumuza ve Mehmetçiğe karşı hissettiğimiz sımsıcak sevgi; diğer tarafta, on yılda bir millet iradesini gasp ederek Türkiye’ye en büyük kötülükleri yapan militarist darbecilere duyduğumuz nefret... Bu ikilemin içinden çıkmak kolay değildir. Ordu ve askere verilen değerle darbecileri mazur görmek ne derece yanlışsa, darbecilere gösterilen tepkiyle ordu ve askeri karalamak da o derece yanlıştır. Ne yazık ki her iki yanlışlık da sık sık yapılmaktadır.

            Millet ve devlet olarak bağımsızlığımızı ve millî egemenliğimizi korumak; vatanımızın bütünlüğünü savunmak için Türk Silahlı Kuvvetleri en büyük teminatımızdır. Bu vazifeyi hakkıyla ifa eden orduyu milletçe başımızın üstünde taşırız. Lâkin, silahının namlusunu milletin iradesine çevirip siyasete müdahale eden darbeciler, artık meşruiyet çizgisini çiğneyip devlete isyan etmiş olurlar ve Türk Ordusu’nun manevî şahsiyetini temsil etmekten uzaklaşırlar. Bu gibileri tenkil edip cezalandırmaktan başka çare yoktur. Türkiye’de 1960 sonrasında darbelerin devam etmesinin asıl sebebi, darbeyi yapanın yanına kâr kalması ve cezalandırılamayışıdır.

X X X

            Demirel, 28 Şubat’ı savunmaya ve darbe olmadığını söylemeye devam ededursun; 28 Şubat’ı yapanlar, şecaat arzedip sirkatlerini söylemekten kendilerini alamamışlardır. 4 Şubat’ta Sincan’da tank yürütenler, ‘balans ayarı’ yapanlar, devrin Genelkurmay Genel Sekreteri ve diğer erbab-ı müdahale, hâlen bülbüller gibi şakıyarak suçlarını itiraf etmektedirler.

            28 Şubat, açıkça bir askerî müdahale ve darbedir. Lâkin, bölük pörçük hatıralar dışında 28 Şubat Darbesi’nin gerçek hikâyesi henüz yazılmamıştır. 28 Şubat’ın içyüzünün ortaya çıkarılabilmesi için, TSK’daki kayıtların ayrıntılı şekilde incelenmesi, özellikle illegal ‘Batı Çalışma Grubu’ darbe örgütlenmesinin açığa kavuşturulması gerekir. 28 Şubatçılar, TSK içinde tamamen illegal şekilde örgütlenmiş; ‘konseptler’ ‘andıçlar’ yayınlamış; halkı siyasî ve ideolojik biçimde fişlemiş ve açıkça suç işlemişlerdir.

            Yargı mensuplarını Genelkurmay’a doldurup brifing veren ve komutla alkışlatan bir yönetimi, normal ve demokratik bir rejimle bağdaştırabilir misiniz?

X X X

            Bugün, Genelkurmay Başkanı Org. Özkök’ün Anayasa ve kanunlara uygun demokratik tavrı ve idaresi, 28 Şubat Dönemi’ni fiilen sona erdirmiştir. 21. yüzyılın başında, AB’ye girme mücadelesi veren Türkiye’de, artık ordunun açıkça veya üstü örtülü şekilde müdahalede bulunacağına pek ihtimal vermiyoruz. Bu dönemde -gerekçesi ne olursa olsun- yapılacak bir müdahalenin Türkiye’yi içinden çıkılmaz bir felakete sürükleyebileceğini tahmin etmek zor değildir. Buna mukabil, hâlâ bu konuda hırslı politikacıların ve milletin iradesini bir türlü hazmedemeyen muhteris jakoben zorbaların provokasyonlarına devam ettiklerini müşahede ediyoruz.

            Önümüzdeki günlerde, yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimini baskı altına almak isteyen politik ve bürokratik çevrelerin, siyasî iktidar üzerinde kurmaya çalıştıkları baskıyı arttıracakları ve AK Parti’yi erken seçime götürmeye çalışacakları anlaşılıyor. Ancak, bu baskının ülkeyi yeni bir ‘28 Şubat Modeli’ne sürüklemesi kolay değildir. AK Parti İktidarı, geçmişteki 28 Şubat zorbalığından ders almalı; baskılara aldırmadan ve hata yapmamaya çalışarak yoluna devam etmelidir.

X X X

            Türkiye’nin bu yüz kızartıcı müdahalelerden kurtulabilmesi için halkın bir ‘sivil itaatsizlik’ şuuru kazanarak demokratik haklarını koruması ve kendi iradesiyle iş başına getirdiği temsilcilerine sahip çıkması lâzımdır. Antidemokratik ve gayrimeşru müdahalelere karşı çıkabilmek, demokrasinin devamı için AB’nin emniyet sübabı olmasından çok daha önemlidir.

 

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ