“Bu Son Fasıldır Ey Ömrüm”

 

 

            Musul-Kerkük ve Erbil; Bursa, Konya, Kayseri kadar Türk, bin yıllık Türkmen beldeleridir. Asırlık Türk eserleriyle dolu bu öz be öz Türk şehirlerinde, başka bir milletten kalan tek tarihî eser gösterebilir misiniz? Barzanî’nin, Talabanî’nin peşmergelerinin, aşîretlerinin bin yılda yaptığı tek bir cami, bir tek çeşme var mıdır? Dağdan inmiş keçi çobanı, hiç sıkılmadan bin yıllık kültür ve medeniyet üzerinde hak iddia etmeye kalkışıyor...

            Sen de karşıdan seyrediyorsun... Buna yürek mi dayanır?...

X X X

            Köşe yazarları “Ben demedim mi?” diye yazmaya bayılırlar. Kimse kusura bakmasın ama ben de bugün böyle yapacağım. Sadece birkaç aylık yazılardan rastgele seçtiğim cümleleri sunacağım:

·          6 Şubat 2003: “TBMM’de karar alınamaz ve Türkiye Irak savaşında pasif kalırsa:(...) Irak’taki Türk bölgeleri işgale uğrayacak ve savaş sonrasında hakları korunamayacaktır. Türkiye, bunun ‘vebâlini’ hiç bir şekilde taşıyamayacaktır.”

·          25 Mart 2003 tarihli yazımda; “Kuzey Irak’taki Kürt grupları Kerkük, Musul ve diğer Türkmen bölgelerine girdiği takdirde ‘seyirci kalmayacağımızı’, ABD’ye kesin bir üslûp ile bildirmeliyiz(...) ABD, menfî tutumuna devam ettiği takdirde, ‘hava sahası’nı kapatacağımızı ve Türkiye’deki Amerikan üslerini tahliye edeceğimizi anlatmalıyız(...) Buna rağmen Kürt grupları, Türkmen bölgelerine saldırıda bulunursa, ABD güçleri ile çatışmaya girmemeye çalışarak müdahale etmeliyiz”.

·          11 Nisan 2003 tarihli yazımda, artık Musul ve Kerkük’e girmişlerdir. “... hem Genelkurmay Başkanı’nın 26 Mart’ta Diyarbakır’da yaptığı basın açıklamasında, hem Başbakan ve Dışişleri Bakanı’nın verdiği beyanatlarda; peşmergelerin Musul ve Kerkük’e girmeleri hâlinde, TSK’nın Kuzey Irak’a gireceği ve duruma müdahale edeceği açıkça ilân edilmişti(...) Dün CNN, peşmergelerin Kerkük’e girişini ve yaptıkları yağmalamayı görüntülü olarak yayınladı.” Sonra yazımda özetle, ABD’ye bir “nota” vererek peşmergelerin 24 saat zarfında Musul ve Kerkük’ü terketmeleri istenmeli; bu yapılmazsa TSK’nın Kuzey Irak’a girmesi gerektiğini yazmıştım.

X X X

            Yazilarım böyle uzayıp gidiyor. Dikkat ettim de, her yeni yazıda yapılan hatâları, kayıtsızlığı, ihmalkârlığı ve gecikmeleri anlattıktan sonra, kalan çözüm yollarını sıralamaya çalışmışım. Ne yazık ki, bundan böyle çok fazla çözüm yolu görünmüyor.

            İki seneye yakın bir süredir, peşmergelerin Kerkük’e nüfus yığınağı yaptığı yazılıp çiziliyor. Bu müddet zarfında Dışişleri Bakanı’nın bazı temasları ve beyanları dışında Hükûmet cânibinden ses çıkmıyor. TSK da, Irak konusunda 1 Mart Tezkeresi öncesinde nasıl suskun kaldıysa; Irak’taki millî menfaatlerimiz bakımından tepkisini bu defa da gecikerek ortaya koymuştur. Seçimden üç gün önce gürlemenin, kırmızı çizgileri “yalama” olmuş bir diplomasiye ne faydası olacaktır ki?!...

            Büyükanıt ve Başbuğ Paşaların beyanatlarını, TSK’nın askerî sorumluluğu çerçevesinde değerlendiriyoruz ve söylediklerine aynen iştirak ediyoruz. Lâkin, Amerikan desteğindeki gözleri dönmüş şımarık peşmergelerin, bir hayli geç kalmış bu beyanlardan etkileneceğini de pek sanmıyoruz.

X X X

            Tekrar ikaz ediyoruz: 30 Ocak’taki seçimler, özellikle Kerkük’te peşmergelerin hâkimiyeti için yapılmaktadır. Bundan sonra sıra Kerkük merkezli “etnik federasyon”a gelecek; buradan da “bağımsız devlet” aşamasına geçilecektir.

            Biliyorum, beni şahinlikle itham edecekler ve “savaş tamtamları” çaldığımı söyleyecekler. Lâkin umurumda bile değil...

            Şimdi yapılması gereken, hiç vakit kaybetmeden TSK’yı “alarma geçirmek” ve birlikleri Irak sınırına yığımaya başlamaktır.

X X X

            Münir Nurettin, eski plâkta söylüyor:

            “Bu son fasıldır ey ömrüm”

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ