Kuruşlu Hayat Nostaljisi

 

            Yaşları bizim gibi 50’nin üzerinde olanlar, “kuruş”u çok iyi hatırlayacaklardır. İlkokula giderken ana babamızdan aldığımız şıkır şıkır kuruşlarla öyle çok şeyler alırdık ki... Hiç unutmam, haftada 50 kuruş harçlığım vardı. Simit 5 kuruş, küçük bir külâh dondurma 5 kuruş, horoz şekeri 10 kuruştu; sinemaya da 25 kuruşa giderdik. O günler, 1950’li yılların bolluk günleriydi.

            O zaman 1000 lira çok büyük bir paraydı. Bir şeyin pahalılığından bahsederken, “Ne yani, bin lira değil ya!” denilirdi. Milyonerlik ise erişilmez bir zenginlik ölçüsüydü. Daha sonra 1 milyonu otopark değnekçilerinin ve dilencilerin bile beğenmeyeceğini nasıl bilebilirdik?...

X X X

            Artık “Yeni Türk Lirası” (YTL)’na geçiyoruz. Kuruşlu günler yeniden gelecek. İnşaallah beraberinde bolluk ve bereket de gelir. Dünyadaki en büyük kupürlü, en bol sıfırlı banknotların Türkiye’ye ait olmasının mahcûbiyetinden kurtulacağız. Artık, günlük hayatımızda “milyonlar”, “trilyonlar”, “katrilyonlar” telâffuz etmeyeceğiz; bol sıfırlı hesaplar yapmayacağız. Dünyanın önüne çıkacak yüzümüz olacak. TL, hiç değilse nümerik olarak, itibarî (nominal) şekilde değer kazanmış olacak. Bu durum, gerçekten “değerli” Türk Lirası’na geçişte önemli bir adım teşkil edecek.

X X X

            Aslında, TL’den sıfır atma, 25 senelik eski bir hikâyedir. 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Tedbirleri sırasında yapılan devalüasyonla dolar karşısında TL’nin değeri yüzde 50’ye yakın düşürülünce (1 dolar 47 TL iken 70 TL olmuştur), TL’den sıfır atılması konusunu kendi aramızda tartışmıştık. Daha sonra Özal, ANAP hükûmetleri esnâsında bu operasyonu ciddî şekilde incelemiş; ancak uygulamaya cesaret edememiştir. Bana, bunun için enflâsyonu yüzde 10’un altına çekmemiz gerektiğini söylemişti. Bu konuda başarısızlığa uğrayan ülkelerin kısa zamanda yeniden sıfır atma zorunda kalmaları -bir türlü yüzde 25’in altına indiremediğimiz enflâsyon oranını da dikkate alınca- bizi korkutmuştu.

            Daha sonra gelen hükûmetler de bu operasyonu hep tartıştılar fakat uygulamaya cesaret edemediler. Bu başarı, AK Parti İktidarı’na nasip oldu.

X X X

            Paradan sıfır atma uygulamasını, tamamen şeklî ve içi boş bir malî operasyon olarak değerlendirip küçümsemek doğru değildir. Mesele sadece sıfırları atıp paraları yeniden bastırmak olsaydı, şimdiye kadar bunu herkes yapabilirdi. İşin bu tarafı, en kolay ve zevkli olan kısmıdır. Önemli olan, bu moneter değişikliğin yapılmasına imkân veren ekonomik altyapı hazırlığıdır.

            Alınız Ecevit’in son koalisyon hükûmetini... Türkiye’yi moratoryumun eşiğine getiren 2001 Krizi, yüzde 50’lerdeki enflâsyon hızı, bir gecede fırlayıp inen astronomik faiz oranları varken böyle bir operasyonun yapılması hiç mümkün olabilir miydi?

            Beni okuyucularım bazen Erdoğan’ı ve iktidarı fazla desteklediğimi söyleyerek eleştiriyorlar. Tamam da, daha iki senesini doldurmamış bir iktidarın, “Özallı yıllar” haricinde son 30 yılını “dörtnala enflâsyon” ve ekonomik istikrarsızlık içinde bocalayarak geçirmiş bir ülkeyi, parasından altı sıfır atabilecek bir seviyeye ve istikrara kavuşturmuş olması övgüye değmez mi?

            YTL uygulamasına girişilebilmesi, Türk ekonomisinin istikrara ulaştığının en bâriz delilidir.

X X X

            Merkez Bankası’nın takdiminde de belirtildiği gibi, paradan sıfır atma uygulamasının ilk aylarında, fiyatlarda yuvarlama sebebiyle az da olsa bir artış olabilmektedir. Euro’ya geçiş döneminde 12 farklı dönüşüm kurunun kullanılmasına mukabil, fiyat artışları binde 2’yi geçmemiştir. Ben, diğer faktörlerde olumsuz bir gelişme kaydedilmediği takdirde, Türkiye’de paradan sıfır atma uygulamasının enflâsyon artışına sebep olacağını zannetmiyorum. Tam aksine, bu operasyonun fiyat istikrarı üzerinde orta vâdede müsbet tesir icra edeceğini düşünüyorum.

X X X

            Ekonomik değerlendirmeleri bir yana bırakırsak, paradan sıfır atma uygulaması, özellikle meydana getireceği “psikolojik tesir” bakımından önemlidir. Bu sâyede, Türk müteşebbisi, iş adamı, esnafı, tüccarı, işçisi, köylüsü, kısaca Türk insanı, parasına ve ekonomisine güven duyacaktır. Bu da, ekonominin istikrarına ve ekonomik faaliyetlere olumlu etki yapacaktır. Enflâsyonist devrede, Türkiye’de istikrarın sağlanamayışının en önemli sebebinin güven eksikliği olduğu hatırlanırsa, bunun ne kadar değerli bir katkı olduğu takdir edilecektir.

X X X

            Türk ekonomisi artık rüzgârı arkasına almış, pupa yelken yol almaktadır. Çok değil en fazla beş yıl sonra, ufukta istikrarlı, süratle gelişen ve değişen yepyeni bir Türkiye görünüyor.

            İşte YTL, bu Yeni Türkiye’nin ilk işareti olacaktır.

            Türk Lirası’nın, en kısa zamanda özde de değer kazanmasını diliyoruz..

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ