Kitâbiyât

 

 

            Bizim nesil çok okurdu. Tâ ilkokul yıllarımızdan beri elimize hangi kitap geçtiyse büyük bir açlıkla okurduk. Harçlıklarımızı biriktirir, dergiler ve kitaplar alırdık. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarımın geçtiği Malatya’nın şehir kütüphanesinde, okunmadık kitap bırakmamıştım. Aynı zamanda bakkallık ve manavlık da yapan Abdo Dayı’dan geceliği yüz para (2,5 kuruş)dan kitap kiralar; çok kira parası ödememek için, kiraladığım kitabı sabahlara kadar okuyup bitirmeye çalışırdım. Ortaokul ve lise yıllarımda, o beyaz kapaklı “klâsiklerin” tamamını hiç eksiksiz okumuştum.

            Ortaokulda elime geçen, “Risale-i Nûr” serisinden “Ayet-ül Kübra”yı anlayabilmek için Osmanlıca öğrenmiştim. Doktor olan dayımın tıp kitaplarını da okurdum. Üstâd Prof. Dr. Mazhar Osman’ın “Tabâbet-i Rûhiye” isimli psikiyatri eserini nasıl büyük bir zevkle okuduğumu daha dün gibi hatırlıyorum. Hele içindeki “Mâl-i Huly┠(Hipokandriyak/Kara Sevda) bahsini, daha sonra kara sevdâlara dûçar olunca daha iyi anlamıştım.

X X X

            Şimdiki nesiller çok okumuyor. Bir taraftan televizyonun menfî tesiri, diğer taraftan dış dünyanın artan câzibesi, ne yazık ki gençleri kitaptan uzaklaştırdı. En çok satan (best seller) listesine giren eksantrik kitaplar, kültür değeri olan eserlerin yerini aldı. Ben, Orhan Pamuk’un kitaplarını alıp da kapağını dahi açmayan çok kişi biliyorum. Halbuki, Avrupa’da ve dünyanın bir çok ülkesinde genç insanlar, uçakta, metroda, otobüs duraklarında kitabı ellerinden eksik etmiyorlar ve fırsat buldukça da okuyorlar.

            Üniversite hocalığım yıllarında, derslere başlarken öğrencilerime, okudukları her kitap için 5 puan vereceğimi söylerdim. Kulaklarına inanamaz, “Yani hocam, 20 kitap okursak 100 puan alabilecek miyiz?” diye sorarlardı. Ben de, “10 derste seks” ya da “Militanın el kitabı” cinsinden saçmalıklar haricinde her kitabı okuyabileceklerini ve tam not alacaklarını söylerdim. Tabiî bu arada okuyup okumadıklarını kontrol etmek için, listesini verdikleri kitapları okumak mecburiyetinde kalırdım. O dönemde, bazı kız öğrenciler yüzünden “pembe diziler”i bile saçımı başımı yolarak okumak zorunda kalmıştım. Lâkin, neticede öğrencilerim kitap okuma alışkanlığı kazanırlardı.

X X X

            Köşe yazılarıma başladığımdan beri bana intikal eden yeni yayınlardan bahsetmeye fırsat bulamamıştım. Bunlardan önemli gördüklerimi peyderpey siz değerli okuyucularımla paylaşacağım.

            Evvelâ Türk Tarih Kurumu (TTK)’nun yayınladığı “Ermeniler: Sürgün ve Göç”den söz etmek istiyorum. Daha önce de bir yazımda anlattığım gibi bu kitap, Ermeni meselesi konusunda yayınlanan en önemli eserdir. Prof. Dr. Hikmet Özdemir, Prof. Dr. Kemal Çiçek, Doç. Dr. Ömer Turan, Doç. Dr. Ramazan Çalık ve Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun hazırladığı eser, tamamen belgelere dayanılarak ve ABD, İngiltere, Almanya, Avusturya, İsviçre, Rusya arşivleri taranarak hazırlanmıştır. Derhal yaygın yabancı dillere çevrilip bütün dünyaya dağıtılması lâzımdır.

            Bu arada bizim Yeni Türkiye’nin de hakkını yemeyelim. Merhum Prof. Dr. Nejat Göyünç’ün “Türkler ve Ermeniler” isimli eseri, ilmî araştırma yolunda geçmiş bir ömrün en son ve en güzel mahsulüdür.

            Ermeni meselesinden söz etmişken, bu konuda araştırmacılara, Osmanlı Arşivlerinden faydalanılarak hazırlanan iki eseri tavsiye ediyorum: “Osmanlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İlişkileri (1845-1890)” (2 cilt) ve “Osmanlı Belgelerinde Ermeni-Fransız İlişkileri (1920-1922)” (3 cilt). Devlet Arşivleri Genel Müdürü Doç. Dr. Yusuf Sarınay ile eseri hazırlayan ve kendi evlâtlarım olarak telakki ettiğim Osmanlı Arşivi uzmanlarını tebrik ediyorum.

X X X

            Değerli ilâhiyatçı Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı Hocamızın “Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur’an Tefsiri” adını verdiği emsalsiz tefsir çalışması bu ay 13. cilde ulaştı. Bayraklı Hoca önsözde, “Kur’an; içindeki sırları ancak, düşünen, anlamak ve bilmek isteyen, kendisine sevdalı olan insanlara açar. Bilen ve düşünen bir beyin ile sevdalı bir gönül birleşince, Kur’an, o beyin ve sevdalı gönlün elinden tutar ve onu Allah’a yaklaştırır” diyor. Ne güzel ifade etmiş değil mi? Prof. Bayraklı, gerçekten yeni bir anlayışın ışığında hazırladığı eserinde Kur’ân’a, sadece “beyni ve ilmi” ile değil, “gönlü ve sevdası” ile de bakmasını bilmiş (Bayraklı Yayınları, Tel: 0216 567 50 21-22-23). Ayrıca, Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı’nın “Kadın, Sevgi ve Temel Haklar” ile “Mukayeseli Eğitim Felsefesi Sistemleri” isimli eserlerini de tavsiye ediyorum.

X X X

            Değerli yazar ve araştırmacı Dr. D. Mehmet Doğan, “Yüzyılın Soykırımı” adını verdiği eserinde, Türkçemizin son yüzyılda mâruz kaldığı tahribat anlatılıyor. Kitabı elinize alınca bir daha bırakamıyorsunuz ve içiniz yanarak okuyorsunuz. Bu önemli eseri, özellikle gençlerimizin okumaları gerektiğini düşünüyorum (İz Yayıncılık, Tel: 0212 520 72 10).

            Türkiye Yazarlar Birliği câmiasına girmişken, İhsan Işık’ın hazırladığı, konusundaki en önemli eser olan üç ciltlik “Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi”ni bütün aydınlara tavsiye ediyorum (Elvan Yayınları, P.K. 397 06443 Yenişehir/Ankara)

X X X

            Bugün sözünü edeceğim son eser, kıymetli hukukçu Dr. Tahsin Erdinç’in “Batı Demokrasilerinde Klâsik Kamu Özgürlükleri Alanında Görülen Sapmalar (Tarihî Açıdan İnsan Hakları İhlâlleri)”. Başta ABD, İngiltere, Fransa olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde ve Türkiye’de kamu hürriyetleri alanındaki sapmaları anlatan bu değerli eseri, insan hakları ile ilgilenen herkese tavsiye ediyorum (Güven Kitabevi, Tel: 0216 414 13 59).

X X X

            Sevgili okuyucularıma, Kaynana Semra’dan kurtularak ve “aptal kutusu” karşısında tıkınarak vakit öldürme yerine, bol kitaplı bir ömür diliyorum.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ