Halka Kulak Veriniz

 

 

            Türkiye, saçma sapan sun’î gündem maddeleriyle uyutulurken, politikacıların ve medya mensuplarının vurdumduymazlığı karşısında millet olan biteni şaşkın bir şekilde seyrediyor. Millî meselelerde hem sorumluların, hem de aydın geçinenlerin pişkinlikleri inanılır gibi değil.

X X X

            Soros Vakfı ile Bilderberg Grubu’nun finanse ettikleri ve Türk Milleti’nin ne derece kâtil, cânî ve soykırımcı bir millet olduğunu göstermek için, İstanbul’da bir Türk üniversitesinde yapılan ve Ermeni diyasporasının iftiralarını tekrarlayan toplantıya; Hükûmet Sözcüsü Adalet Bakanı’nın “Bizi sırtımızdan hançerliyorlar” feverânından sonra Hükûmet’ten telgraf çekiliyor. 3 Ekim öncesi AB’ye yaranmak adına, iftiraya uğrayan atalarımızın ve aziz milletimizin üzerinden demokrasi atraksiyonu yapılıyor. Başbakan ve Hükûmet üyeleri, Ermeni toplantısının yapılabilmesi için cansiperâne gayret gösteriyorlar.

X X X

            Romancı Orhan Pamuk, sırf Nobel Edebiyat Ödülü öncesi Türkiye ve Türk aleyhtarı bazı Batılılara hoş görünmek için “Bu topraklarda 1 milyon Ermeni, 30 bin Kürt öldürüldü” diyerek kendi milletine ve ülkesine iftira atıyor. Bir ara söylediklerini tevil etmeye kalkıp daha sonra şecaat arz eden merd-i kıptî edâsıyla “Dediğimin arkasındayım” diyerek dayılanıyor. Ancak bütün bu gösteriler, Nobel ödülü almasına yetmiyor; Alman Yayıncılar ve Kitapçılar Birliği Barış Ödülü ile yetinmek zorunda kalıyor. Ne yazık ki, “Benim Adım Kırmızı”nın yazarı, bir Nobel ödülü uğruna kendi milletini “soykırımcı” göstermenin ayıbını aslâ silemeyecek. Bu millet onu hiç bir zaman affetmeyecek. Lâkin, aydın geçinen pişkinler Orhan Pamuk’u baş tâcı yaparken, sorumlular ise bu manzarayı lâlüebkem (dili tutulmuş) seyrediyorlar.

X X X

            Van Rektörü, ihale yolsuzluğu ve eski eser kaçakçılığı iddiasıyla Mahkeme kararıyla tutuklanıyor. Evinde yapılan aramalarda tahrif edilmiş resmî evrak, yüzlerce kayıtsız kaçak eski eser, kişiler hakkında hazırlanmış fişlemeler bulunuyor. Cumhuriyet’in Savcısı’nın ve Mahkemesi’nin bu iddialarla ilgili soruşturma ve kovuşturmasına karşılık, açık kanun hükümlerini çiğneyen rektörler “mahkemeyi etkilemek amacıyla” bildiri yayınlayıp Van’da şov yapıyorlar. Yolsuzlukla suçlanan Rektörün, “Cumhuriyet’in lâik, çağdaş yapısını korumak” için bedel ödediğini söyleyip, yargıya karşı yapılacak en ağır suçlamalarda bulunuyorlar. Her fırsatta bülbüller gibi şakıyan “tûtî dilli” Yargıtay, Anayasa Mahkemesi, Danıştay temsilcilerinden birisi çıkıp da yargıyı, adaleti, mahkemeyi, savcıyı savunmuyor.

            Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı, ömrünün büyük kısmını mahkemelerde geçirmiş Cumhurbaşkanı Sezer ise, “Siz nasıl olur da bağımsız yargıya müdahale edersiniz; Anayasa’nın 138. maddesine karşı çıkarsınız; TCK’nın 288. maddesine göre suç işlersiniz?” diye hesap sorması gerekirken; bilâkis bu suçları işleyen rektörleri, mevcut protokol listesini değiştirerek 29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonu’na dâvet ediyor.

X X X

            “Hikmet-i Hükûmet” sahibi “devletlûlara”, kendilerine “aydın” sıfatı konduran irfan ve ferâset malûlü köşe yazarlarına, halka tepeden bakan bilcümle ukâlâya nâçizane bir tavsiyem var: Şehirde, kasabada, köyde, mahallede, sokakta, kahvede rastladığınız insanlara, halka bir sorunuz bakalım; sizin pişkinlikle yorumladığınız ve sorumluların da esasını söylemekten kaçındığı bu olaylar hakkında neler anlatacaklar?

            Ermeni Konferansı’ndan pek mi hoşlanmışlar? Orhan Pamuk’u çok mu sevmişler? Rektörlerin “Van Baskını” hakkında neler düşünüyorlarmış?

            Biliyorum, şimdi içinizden “Halk ne bilir canım, halk cahildir” diye geçiriyorsunuz. Halk da, benim bildiğim gibi, sizlerin aslında gerçek anlamda demokrat olmadığınızı ve oligarşik tahakkümünüzü her sahada devam ettirmek istediğinizi çok iyi biliyor.

            Demokratik değerlerin ön plânda tutulduğu yepyeni bir yüzyılda, halka rağmen bu ülkeyi yönlendirmeniz, hele halkın iradesiyle iktidar olmanız mümkün değildir. Milletin/halkın iradesiyle iktidara gelenler de, eğer kendilerine tevdi edilen kudreti kullanamayıp muktedir olamazlarsa bunun hesabını milletin önünde vermek zorunda kalırlar.

___________________

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın muhterem eşleri Nermin Erbakan’a Cenab-ı Hakk’tan rahmet diliyor, Erbakan Hoca’ya ve yakınlarına tâziyetlerimi sunuyorum. 

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ