Gül’ün Kıbrıs Hamlesi

 

            AK Parti İktidarı’nın 2002 Genel Seçimlerinden sonra kucağında bulduğu meselelerin başında Kıbrıs geliyordu. Kırk yıllık müzminleşmiş Kıbrıs sorunu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, bütün Kıbrıs’ı temsil edecek şekilde AB’ye kabul edilme durumu yüzünden çok kritik bir noktaya gelmişti. Hükûmet, bir taraftan da Irak Krizi ve AB Zirvesi’yle meşguldü.

            Başbakan Erdoğan’ın ve Dışişleri Bakanı Gül’ün, yeni bir çözüm perspektifinden yaptığı çıkışlar, bazen dozunu kaçırdı, bazen de yetersiz kaldı. Kolaycı muhalefet, Gül ve Erdoğan Hükûmetlerini Kıbrıs Dâvâsı’na ihanet etmekle ve “Kıbrıs’ı satmak”la suçlayınca, Güney Kıbrıs’ın AB’ye üyeliğinden önceki dar zaman iyi kullanılamadı. Bu durumu, geçen yıl bir konuşmasında Gül de, “Tecrübeli olsaydım Lahey’de Kıbrıs’ı çözerdim” şeklindeki sözüyle dürüstçe kabul etmiştir.

X X X

            Lâkin, yiğidin hakkını yiğide vermek gerekir. Kırk senelik kangrenleşmiş Kıbrıs meselesinde, bütün olumsuz şartlara rağmen Erdoğan ve Gül, yepyeni çözüm arayışlarına girmişler; Türkiye’nin bu konuda uluslararası platformlardaki olumsuz imajını değiştirmişler ve Erdoğan’ın ifadesiyle “Hep bir adım önde” olmuşlardır.

            Türkiye’nin ‘millî dâvâsı’ hâline gelen Kıbrıs’ta, milletlerarası bir mutabakatı sağlayacak şekilde fedakârlıkta bulunarak -hem de zinde güçlerin karşı koymasına rağmen- diplomatik manevralar yapmak, ‘ver kurtul’ sözüyle izah edilecek kadar kolay bir iş değildir.

            Karşımızda ENOSİS’i, yani adanın tamamının ilhakını  hedef edinmiş muannit bir Rum cephesi varken, BM KKTC’yi yok sayarken, AB Rum tarafını tam üye alarak üstünüze onay makamı olarak getirmişken ve siz de Ek Protokol’ü imzalayarak mecbûren tâviz vermişken, geriye kalan dar sahada ve dar zamanda yeni hamleler geliştirerek bir adım öne geçebilmek, Dışişleri Bakanı Gül’ün takdire şâyan bir politikası olmuştur. Hele iç siyasette Kıbrıs’ı istismar etmek için ağzını açmış bekleyen La Fontaine’in tilkileri düşünülürse...

            Gül’ün yeni Kıbrıs hamlesi, Haziran sonuna kadar, hattâ daha sonraki dönemde Türkiye’yi rahatlatacağı gibi, KKTC konusunda müsbet gelişmeleri de hızlandırabilecektir.

X X X

            Yeniden AB platformundan BM platformuna taşınan Kıbrıs politikasında sunulan 10 maddelik planın, sorunun çözümünde kısa zamanda netice vereceği beklenmemelidir. Ancak, bu plan sayesinde Türkiye, AB Ek Protokolü’nün 31 Mart açmazından kurtulmuş olacaktır.

            Yeni bir müzakere döneminin arefesinde, Kıbrıs dâvâsındaki temel prensipleri bir defa daha hatırlatmakta fayda görüyoruz:

            1. Yeni çözümde, KKTC’deki Türklerin hür, eşit ve bağımsız statüde bulunmaları esasından vazgeçilemez.

            2. Türklerin can ve mal güvenliğinin teminat altında tutulabilmesi için, KKTC’de sistem yerine oturuncaya kadar bir TSK birliğinin bulunması şarttır.

            3. Son Annan Plânı’nın özünün değiştirilmemesine itina edilmelidir.

X X X

            Türkiye’nin ve KKTC’nin bütün iyi niyetli tekliflerine mukabil Kıbrıs Rum Yönetimi AB üyeliğini koz olarak kullanmaya devam ederse, bunun sorumluluğu Kıbrıs’ı Türkiye’nin AB’ye girme şartı hâline getirenlere ait olacaktır

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ