24 Ocak ve Yeni Açılımlar

 

 

            Bir “24 Ocak” yıldönümü daha, sessiz sedâsız geçiverdi. İnanır mısınız, 24 Ocak Ekonomik İstikrar Programı’nın Özal’dan sonraki mimarlarından birisi olmama rağmen, ben bile 24 Ocak’ın yıldönümünü hatırlayamadım.

            Bazen önemli olayların yıldönümünü anmak, çok sun’î ve bıktırıcı oluyor. Hele bu yıldönümlerini fırsat bilip halkı ve halkın değerlerini itham eden konuşmalar, yanlışlığı çoktan ortaya çıkmış tarihî bilgilerden hareket ederek, resmî ideolojinin artık tefessüh etmiş görüşlerini aksettiren nutuklar, çok rahatsız edici oluyor. Bu konuda en tipik örnek, “31 Mart Vak’ası” ile “Menemen Olayı”dır.

X X X

            “24 Ocak”, Cumhuriyet tarihimizde meydana gelen en önemli ekonomik olaydır. Daha önce Atatürk’ün topladığı İzmir İktisat Kongresi ve gene O’nun zamanında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu da, Cumhuriyet’in kuruluşunda benimsenen piyasa ekonomisi/liberal ekonomi zihniyetini göstermesi bakımından önemlidir. DP’nin “Neo-Liberal” döneminde, ekonomide başarılan yatırım ve üretim hamleleri de -çoğunlukla devlet eliyle yapılsa da- önemlidir. Gene Demirel’in ve Özal’ın barajları, köprüleri ve altyapı yatırımları da, elbette çok önemlidir.

            Lâkin, bunların hiç birisi, 24 Ocak Ekonomik İstikrar Tedbirleri ile mukayese edilemez. Çünkü 24 Ocak, ekonomide ve Türkiye’de yepyeni bir “açılım” demektir.

X X X

            24 Ocak Kararları’nın tarihî önemini şöyle özetleyebiliriz:

            1. Felsefe Değişikliği: 24 Ocak, Türkiye’de “gerçek piyasa ekonomisi”ne geçişi ifade eder.

            Atatürk’ün başlangıçtaki “liberal ekonomi” tercihi, ne yazık ki uzun süre devam ettirilememiş; 1929’daki “Büyük Depresyon”dan sonra,  ekonomide Sovyet tesiri altında “devletçi/etatist” bir uygulamaya geçilmiştir. DP ve AP dönemlerinde gösterilen bütün iyi niyetli gayretlere rağmen piyasa ekonomisinin şartları gerçekleştirilememiştir. 1960 sonrası “plânlı ekonomi”nin “karma ekonomi” safsatası, DP döneminden beri arttırılarak gelen KİT uygulaması, kamu sektörünün iktisadî faaliyetler içerisindeki yerini hep ön plânda tutmuş; devlet daima ekonomiye müdahalede bulunmuştur. Türk ekonomisi, 24 Ocak 1980’e kadar olan dönemde, ideolojik değilse de, sistem bakımından sosyalist bir ekonominin geriliği içinde olmuştur.

            24 Ocak’ta, ekonominin ana mekanizmasının “rekabet”e dayandığı ve ana motivasyonun “kâr” elde etmek olduğu keşfedilmiştir. Döviz kurlarından başlanarak gerçekçi bir ekonomi politikası takip edilmiş; çifte fiyatlar ve karaborsacılık kalkmış; ithalât kotaları saçmalığına son verilmiştir.

            2. Sistem Değişikliği: Türkiye, 24 Ocak’ta içine hapsedildiği fânusu kırarak devletçi ekonomik sistemini değiştirmiştir. Bu tarihe kadar uygulanan “yerli malı kullanmalı haftası”ndan galat “ithal ikamesi” sistemi kökten değiştirilerek, ekonominin kendi ayakları üzerinde durması sağlanmıştır. İthal ikamesi sistemine göre, yerli yapılabilen mamullerin ithali yasaklanırdı. Bu durum, ekonomi bilmeyen erbâb-ı hamâsetin kulağına hoş gelse de, uzun yıllar Türk ekonomisinin sun’î teneffüsle yaşatılmasına ve geliştirilememesine sebep olmuştur. 24 Ocak Açılımı sâyesinde Türk üreticisi ilk olarak subvansiyonsuz ve yasaksız ekonomik şartlar içerisinde, dünya ekonomisine uygun üretim yapmaya başlamıştır.

            3. Dışarıya Açılma: İthal ikamesi sisteminin yıkılışıyla Türk üreticisi, ürettiği mal ve hizmetlerin kalitesini arttırmış ve özellikle “ihracat malları üretimi”ne ağırlık vermiştir. Bunun neticesinde, Türk üreticisi ve ihracatçısı ilk olarak geleneksel ihraç ürünleri şeklinde bilinen madencilik ürünleri ile fındık, fıstık, üzüm gibi çerezlerin dışına çıkabilmiş ve çok kısa zamanda “ihracat patlaması” yaşanarak Türkiye dünyaya açılmıştır.

X X X

            Bu tarihî dönüm noktasından sonra, rahmetli Özal’ın “transformasyon” (dönüşüm) ve “çağ atlama” olarak tavsif ettiği “İkinci Açılım”, ANAP döneminde gerçekleştirilmiştir. Türkiye, Özal’ın ilk döneminde, art niyetli olmayan hemen herkesin kabul ettiği bir “Altın Devir” yaşamıştır. Merhum Özal, Cumhurbaşkanı olduktan sonra, tarihî hatâsını işleyerek yerine Mesut Yılmaz’ı getirince, hayâl ettiği “Yeni Program” gerçekleştirilememiştir.

X X X

            Şimdi Türkiye, artık “Üçüncü Açılım”ın eşiğindedir. Türkiye’nin AK Parti İktidarı döneminde yepyeni bir “iktisadî hamle”yi gerçekleştirebilmesi mümkündür. Nitekim, tekli hânelere düşürülen enflâsyon oranı, rekor seviyedeki büyüme hızı ve ihracat, bu müsbet gelişmenin müjdecisi olmuştur.

            Ancak, bu güzel gidişatı hızlandırabilmek için, daha fazla vakit kaybetmeden, ekonomik, malî, idarî ve adlî reformların tamamlanarak uygulamaya konulması lâzımdır.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ