Refah Politikasına Adım

Türkiye’de siyasî iktidarlar başa gelirken hep “vergileri indirme” vaadinde bulunurlar. Bu vaadler zinciri, DP ile başlamış, günümüze kadar da devam etmiştir. Seçimlerden sonra koltuğa oturulunca, bunun o kadar da kolay olmadığı hemen anlaşılır; ya, dostlar alışverişte görsünler kabilinden önemsiz birkaç indirim yapılır veya vaadler kolayca unutularak yola devam edilirdi. Aradan bir müddet geçtikten sonra, vâdedilenin aksine, vergilerin daha fazla arttırıldığı görülürdü.

X X X

Klâsizm’in en sert uygulama alanı maliye, yönetimdeki en muhafazakâr gruplar da “maliyeciler”dir. Klâsik maliyecilerin, özellikle “vergi” ve “bütçe” konusundaki saplantılarını değiştirmekten daha zor bir şey düşünemiyorum. Aslında, reformist bir yönetimde muhafazakâr maliyecilerin varlığı, bir bakıma devletin malî teminatıdır. Lâkin, dümeni tamamen bunların eline bırakmamak şartıyla...

Türkiye’de, CHP başta olmak üzere solcu ve devletçi görüş sahibi siyasî ekipler ile ideolojik saplantısı olan sağcı politikacılar, vergi politikasını sosyal adaleti sağlama yolu olarak düşünürken, “vergi oranını yükseltmeyi” ana politika olarak benimsemişlerdir. Akılları sıra, dolaylı vergilerden dolaysız vergilere geçecekler, gelir ve özellikle servet vergilerini arttırarak sosyal adaleti sağlayacaklar; bu yolla temin edecekleri kaynağı düşük gelir gruplarına aktaracaklardır. Bu modern Robin Hood’lar, ne yazık ki piyasa ekonomisinin asıl dinamik gücünü ve motorunu teşkil eden “kâr sâik”i ile “rekabet”i bir türlü anlayamamışlardır.

X X X

Merkez, merkez-sağ iktidarlara gelince, bunların asıl söyleminde “düşük vergi politikası” vardır. Fakat ne hikmetse, bunu hiç bir zaman uygulayamamış ve daima maliye bürokrasisinin esiri olmuşlardır. Daha önce de bahsetmiştim; merhum Özal, Başbakanlığının ilk döneminde yüzde 10’luk genel bir tek vergiyi düşünmüştü. Bu konuyu tartıştığımız zaman ben, “Bu gericiler ‘aşar vergisi’ getiriyorlar diyecekler” itirazında bulununca, “Canım biz de yüzde 11-12 filân yaparız” diye cevap vermişti. Daha sonra, yaptıklarımızın gerçek vergi reformu olmadığını çok iyi biliyor ve bunu gerçekleştiremediği için hayıflanıyordu.

Ancak, Özal döneminde getirilen “KDV”, son derece önemli bir yeniliktir. Burada asıl hedef, vergi hasılâtı toplamaktan ziyade, “kayıt dışı ekonomi”yi kayıt altına almaktı. Nitekim, bu hedefe büyük ölçüde ulaşılmış; ancak kayıt dışı ekonomiyle mücadelede diğer tedbirler alınmadığı için, bir müddet sonra KDV uygulaması tesirsiz hâle gelmiştir. Diğer taraftan, bütçe gelirlerini arttırabilmek için, KDV oranlarının gittikçe yükseltilmesi, herkesin ödediği bu vergiyi, problemi ağır basan bir enstrüman hâline dönüştürmüştür.

X X X

AK Parti Hükûmetleri de, vergi politikasına, diğer merkez-sağ iktidarlar gibi, önce “vergileri arttırarak” ve “oranlarını yükselterek” başlamıştır. Bunda, sıkı şekilde uygulanan IMF Programı’nın da tesiri olduğu söylenebilir.

Ancak, yanılmıyorsak ilk defa bir siyasî iktidar, vergi oranlarını azaltma politikasını uygulamaya başlamıştır. Bu uygulamanın, 17 Aralık’ta AB müzakerelerine başlama tarihi aldıktan sonra, IMF ile üç yıllık yeni stand-by anlaşmasının akabinde, YTL uygulamasına geçilirken ve yeni bir bütçe yılının başlangıcında açıklanması mânidardır.

İlân edilen uygulamaya göre gelir ve kurumlar vergilerinin üst dilimleri ile KDV oranlarında indirim yapılacaktır.

Gelir ve kurumlar vergisindeki indirim oranları büyük olmayabilir. Ancak, bu eğilim devam ettiği takdirde, önümüzdeki birkaç sene zarfında bu vergi oranlarının yarıya kadar indirilmesi mümkün olabilecektir. Bir yandan AB’ye uyum hesapları, diğer yandan toplam vergi hâsılatındaki düşme endişesi, Hükûmeti daha radikal bir indirimden alıkoymuştur.

KDV’de ise; gıda, sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaç mal ve hizmetlerindeki vergi oranlarının % 18’den 10 puanlık bir indirimle % 8’e düşürülmesi, çok önemli ve cesur bir icraattır. Bunun neticesinde ortaya çıkacak miktarın bir kısmı satıcılar tarafından alınsa da, rekabet yoluyla bu uygulamanın birçok mal ve hizmeti ucuzlatacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, böylece esnafın rahatlatılması da ekonomik ve sosyal bir kazançtır.

X X X

Gerçek bir “vergi reformu”, ancak verginin asgarîye indirilmesiyle mümkündür. Zaman içinde bu gerçeğin daha iyi anlaşılacağını düşünüyoruz.

AK Parti İktidarı ve Başbakan Erdoğan seçmene verdiği sözü tutmuş; icraatının iki yılını doldurduktan sonra “refaha ilk adım”ını atmıştır.

Bu isabetli uygulama münasebetiyle Başbakan ve Maliye Bakanı’nı tebrik ediyoruz..

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ