Buyrunuz İşte Size Komplo!

 

            Komplo teorilerinden nefret ederim. Bugüne kadar bilmediğim bir konuda kalem oynatmadım. Türkiye’nin güvenliğini ilgilendiren meselelerde ise bildiklerimin çok azını yazdım ve söyledim. Ancak, en büyük sevdam Türkiyem üzerinde kurulan komploların apaçık ortaya çıkmaya başladığı bu kritik günlerde, perdeleri aralamanın vaktinin geldiğini düşünüyorum.

X X X

            Türkiye’de son 46 yıllık dönemde devam edegelen askerî müdahalelerin arka planında, her zaman ‘irtica’ ve ‘terör’ gerekçeli komplolar yer almıştır. Bu komplolarda, dış güçlerin ve iç siyasî-militer odakların rolü bulunmuştur.

            27 Mayıs, cunta ile ilişkili CHP yönetiminin bir komplosudur. 12 Mart, Soğuk Savaş’ın ateşlediği terör olayları ve orduya marksist sızmalar gerekçesiyle düzenlenmiş bir komplodur. Bu dönemde de iktidar solcu-CHP’li kadrolara (11’ler Hükûmeti) teslim edilmiştir. 12 Eylül, terörü gerekçe göstermiş ve kurulan cunta yönetimi, ABD destekli bir komployu uygulamıştır.

            28 Şubat’ın ‘balans ayarcısı’ komutanlarına ABD’de madalyalar takılmış; CHP yönetimi ve bürokrasisi, 28 Şubat darbecileri ve cunta kuruluşu olan illegal ‘Batı Çalışma Grubu’ ile yakın ilişki içinde olmuşlardır.

X X X

            27 Mayıs’ta başlayan ‘Darbeler Dönemi’, ne yazık ki devletin en önemli kurumlarının zaman zaman siyasallaşmasına ve meşruiyet sınırları dışına çıkmasına sebep olmuştur.

            27 Mayıs’ta Yassıada Mahkemesi ile siyasallaşan yargının, 28 Şubat’ta parti kapatmalarıyla ‘militan demokrat’ eğilimini devam ettirdiği görülmüş; YÖK’ün 12 Eylül’deki kuruluş sebepleri istikametinde faaliyette bulunduğu müşahade edilmiş ve TSK’nın istismarı için yoğun bir kulis ortamının varlığı dikkati çekmiştir.

            Diğer taraftan, devletin istihbarat kuruluşları ile mafya bağlantısı, gladyo tipi örgütlenmeleri ortaya çıkarmış ve faili meçhul cinayetler, yeni darbe provokasyonları için kullanılmıştır. 12 Eylül’de özellikle 1. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı alanında polis ve istihbarat örgütlerinin faaliyetleri henüz ortaya çıkarılmış değildir.

X X X

            2002 Genel Seçimleri’nden sonra iktidara gelen AK Parti’ye karşı oligarşik bürokrasi ve CHP çevreleri, hep laiklik aleyhtarı ‘irticacı’ bir çerçeveden bakmış; Başbakan ve AK Parti yöneticilerinin eşlerinin başörtülü olması, başlıbaşına laikliğe aykırı olarak görülmüştür. Ancak, ilk üç yıllık icraat döneminde AK Parti İktidarı’nın genel olarak başarı göstermesi ve Cumhurbaşkanı’nı seçmekte kararlı oluşu, bu çevrelerce Hükûmete karşı antidemokratik bir komployu zorunlu kılmıştır.

            Komplo’nun Dış Odakları

            AK Parti İktidarı, 1 Mart Tezkeresi’nin reddinden sonra ABD-İsrail mihverinin hedefinde olmuş ve bu mihver AK Parti İktidarı üzerinde bu olayı kullanarak baskıda bulunmuştur. Diğer taraftan, ABD çevrelerinin Türkiye’deki muhalif odaklarla temasa geçtikleri de öğrenilmiştir. Bu çevreler, özellikle ayrılıkçı-kürtçü unsurlarla ilişki kurmuş ve istihbarat servislerinin faaliyetlerini arttırmıştır. Şemdinli Olayı’nda bunun rolü bulunmaktadır.

            ABD yönetimi, bir taraftan Hükûmet, diğer taraftan Hükûmete karşı odaklarla İran konusunda pazarlıklar yaparak Türkiye’deki iç siyasî etkenleri kendi politikası istikametinde kullanmaya çalışmaktadır.

            Komplo’nun İç Odakları

            AK Parti’nin İktidara gelmesinden sonra, TSK içinde 28 Şubat kalıntısı bir odak faaliyette bulunmuş ve bu durum ‘genç subaylar’ adıyla medya önüne çıkmıştır. Ancak, Genelkurmay Başkanı’nın demokratik tutumuyla ordu içindeki ‘Erenler Grubu’nun önü kesilmiştir.

            Ayrıca, Jandarma İstihbarat Başkanlığı’nın devam eden fişleme faaliyetleri, hâlen siyasîleri de içine alan bir genişlikte bulunmaktadır.

            Susurluk Çetesi, Küre Çetesi, Sauna Çetesi ve son olarak Danıştay’a saldırı düzenleyen VKGB Hareketi, TSK’daki bir grupla bağlantılı emekli subay ve astsubayların içinde bulunduğu gladyo tipi bir örgütlenmeyi göstermektedir. Mafya bağlantılı bu örgütlenme Jitem’den Susurluk’a, oradan da son saldırıya kadar uzanmaktadır.

            Şemdinli olaylarının arkasında da, terör huzursuzluğunu tırmandırarak darbe provokasyonu şüphesinin olduğu düşünülmektedir. Nitekim, Şemdinli’de tutuklananların VKGB ile ilişkili olduğu söylenmektedir.

            Tetikçi Arslan’ın sorgulaması sırasında ‘Türkiye’de birkaç ay içerisinde darbe yapılacağını ve kendisinin de kaçırılacağını’ söylemesi boşuna değildir.

X X X

            Komplo mu diyordunuz? Buyrunuz işte size komplo!...

ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ