Seçime Bak Seçime

 

 

            Bir hafta sonra Irak’ta yapılacak seçimlerin, Saddam devri seçimlerinden hiç bir farkı olmayacak. Aslında bu seçimlerdeki antidemokratiklik, Saddam’ın komik seçimlerine göre daha tehlikeli. Saddam’ın seçimlerinde tek parti, tek lider halka zorla tasdik ettirilirdi. Fakat herkes bu komediyi ciddîye almaz, gülüp geçerdi. Lâkin, bu seçimler güyâ Irak’ta demokratik rejime geçilmesi için yapılıyormuş...

            Bunca savaş bu “rezil seçimler” için mi yapıldı? Bunca kan bu “trajikomik seçimler” için mi akıtıldı? Bu, esasında demokratik bir seçim değil, Irak’ta bölünmenin bir başlangıcı olacaktır. ABD’nin dar görüşlü emperyalizminin, bir avuç peşmergeyi müttefik bilerek, önce “etnik federasyon”, sonra “bağımsız devlet” plânları, bu seçimle başlatılmış olacaktır.

            Kısaca bu uydurma seçimin esası, Amerikancı Kuzey Irak Kürtleri ile Amerikancı görünen Şiî Mollalar arasında Irak’ın parçalanmasına dayanmaktadır. Bu seçimle, öncelikle Türkmenler ve son 80 yılda Irak Devleti’ni ayakta tutan Sünnî Araplar tasfiye edilecektir.

X X X

            Talabânî çıkmış mikrofonlara haykırıyor: Kerkük Kürt şehri imiş. Saddam Kürtleri sürerek yerlerine Arap getirip iskân etmiş. Pes doğrusu... Adama Batı basını durup dururken “Orta Doğu’nun fahişesi” dememiş. Gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor. Bu söylediklerine hiç bir zaman Kürtler mâruz kalmamıştır. Çünkü son zamanlara kadar Kerkük’te Kürt yoktu ki... Ancak, anlattıkları misliyle Türkmenler’in başına gelmiştir. Gene de, tarih boyunca Kerkük şehrinin Türk nüfusu yarının altına hiç düşmemiştir. Bütün baskı ve mezalime rağmen hâlen dahi durum böyledir.

            Barzanî de, sık sık küstahlıkla Kerkük’ün Kürt şehri olduğunu iddia etmiştir.

X X X

            Madem öyleydi de, Irak Savaşı’ndan sonra Amerikan askerlerinin himayesinde -bizim aslanlar da sessizce seyrederken-, Kerkük’ü ve Musul’u işgal edince, neden ilk işiniz nüfus kayıtlarını ve tapu evrakını yok etmek oldu?!... Bütün dünyanın gözü önünde cehennem kaçkını görüntüsündeki peşmergeler, ne diye resmî daireleri basarak çuvallar dolusu evrakı götürdüler? Ben hayatımda bu derece yüzsüzlük ve pişkinlik görmedim.

            ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Edelman bile, Erciyes Üniversitesi’nde verdiği konferansta, “Kürt gruplar, Kürt aileleri Kerkük’e getirerek demografik yapıyı değiştirmeye çalışıyor” demiştir. Sen, getir 200 bin kişiyi Kerkük’e yerleştir; Türkmenleri ve Arapları baskıyla şehirden uzaklaştırmaya çalış; sonra da bindirilmiş kıt’alarla seçim kazan... Bölgenin ABD komutanı, bu rezalete itiraz eden Irak Türkmen Cephesi (ITC)’ne alay ederek “Siz de getirin, sizi de kaydedelim” demiş.

X X X

            Osmanlı Devleti’nin Musul Vilâyeti, 1878 Vilâyet Nizamnâmesi ile yapılan düzenlemeye göre, Musul, Kerkük ve Süleymaniye Sancakları’ndan meydana geliyordu. Musul Vilâyeti’nin nüfusunun büyük çoğunluğu Türkler’den oluşuyordu. Bunun yanında Musul Sancağı’nda Arap azınlığı ile Süleymaniye Sancağı’nda Kürt azınlığı vardı. Türkiye’nin son istatistiklerine göre vilâyetin yerleşik nüfusunun dağılımı şöyle idi: 140.960 Türk (% 54,8); 43.210 Arap (% 16,8); 31.000 Gayrımüslim (% 12,1); 23.830 Kürt (% 9,3) ve 18.000 Yezidî (% 7,0). Bu arada Kürt nüfusun daha fazla doğurgan olduğu düşünülse bile, bu durum onları Vilâyet dahilinde aslâ Türkmen nüfusunun üzerine çıkarmayacaktır.

            Bu arada, Millî Mücadele döneminde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Kuzey Irak’taki Kürt aşiretlerinin Türkiye’ye bağlanma taraftarı olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim.

X X X

            Lozan Konferansı’nda Musul Vilâyeti meselesinin çözümsüz bırakılması üzerine TBMM’de yapılan tartışmalar sonrasında Atatürk söz alma ihtiyacını duymuştur. Özetle, mevcut şartlarda meseleyi Türkiye’nin daha güçlü olduğu bir zamana bırakmanın uygun olacağını söylemiştir (Doç. Dr. Zülâl Keleş).

            Ne yazık ki, bu zaman bir türlü gelmemiş; daha doğrusu “bu zamanları” değerlendirebilecek devlet adamı ortaya çıkmamıştır.

X X X

            Peşmergeler ne kadar “akıllılar” değil mi? Önce Amerikan himayesinde tarih boyunca hiç bir devirde senin olmamış toprakları işgal et; bu beldelerin Türkmenler’e ait olduğunun kayıtlarını imha et. Sonra, PKK’lılar dahil ne kadar peşmerge varsa dağdan indirip bağları doldur. En nihayet de peşmergelerle Amerikan askerlerinin “silâhlı denetimi”nde(!) seçim yaparak göz boyamaya çalış...

            Ne yazık ki, bütün “kırmızı çizgiler”i mosmor olmuş Türkiye bu skandalı, sanki kendi meselesi değilmiş gibi ilgisizce seyretmekle yetiniyor.  

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ