“Eli Öpülesi Öğretmen”

 

 

            Bugün “Öğretmenler Günü”... Hiç değilse “senede bir gün”, hepimizin üzerinde emeği olan bu çilekeş insanları hatırlıyoruz. Lâkin bu hatırlama hep lâfta kalıyor. Millî Eğitim Şûra Salonu’nda toplanıyor, her zamanki nutukları atıyoruz.

            Halbuki, “Öğretmenler Günü”nde yeni bir geleneği geliştirerek toplumumuzda âdet haline getirmeliyiz. Buna göre, meselâ şu faaliyetleri yapabiliriz:

            · Öğretmenler Günü’nde, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, Milletvekilleri, Genelkurmay Başkanı ve Komutanlar, Valiler, Belediye Başkanları gibi erkân, öğretmenlerini ziyaret edip ellerini öperek onlara ufak tefek hediyeler verebilirler. Böylece ricâl-i devlet, topluma önderlik etmiş olur.

            · Öğretmenler Günü’nü, “Anneler Günü”, “Babalar Günü”, “Sevgililer Günü” gibi, toplumda bir anma ve hediyeleşme günü haline getirmek mümkündür. Bunun için medyanın ve iş âleminin teşviki gereklidir.

            · Öğretmenler Günü’ndeki faaliyetler, Valilikler, Kaymakamlıklar ve Belediye Başkanlıkları vasıtasıyla en küçük mahallî birimlere kadar yaygınlaştırılabilir.

            · Öğretmenler Günü’ne ilâveten bir “Öğretmenler Haftası” programı ilân edilmelidir.

            · “Öğretmenler Günü”nde, her yıl Millî Eğitim Bakanı (veya arzu ederse Başbakan) tarafından öğretmenler için sağlanacak yeni bir imkânın açıklanması gelenek hâline getirilmelidir.

X X X

            Türkiye’de, yarım milyondan fazla öğretmen ile onbeş milyon civarında öğrenci vardır. Eğitim ve öğretimle haşır neşir olmamış kimse hemen hemen yok gibidir. Bu itibarla öğretmen için yapılacak her faaliyet toplumun desteğini alacaktır.

            Hz. Peygamber’in sünneti incelendiğinde, İslâm’a göre iki grup kişinin eli öpülebiliyor: Birincisi, ana, baba, nine, dede gibi akraba büyükler; ikincisi ise hocalar, yani öğretmenler... İslâm ve Türk örfüne göre bunun dışındakilerin elleri öpülmez.

            Kültür ve medeniyetimizin öğretmene verdiği değer bu kadar büyükken, bizim hocalarımızın, öğretmenlerimizin geçim sıkıntısı çekmesi, gecekondularda aç bilâç sürünmesi ya da işportacılık yaparak ekmeğini kazanmaya çalışması, hiç şüphesiz mâşerî vicdanı derinden yaralamaktadır.

            Atatürk’ün deyişiyle “İnsan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurları” olan ve “yeni nesilleri” yetiştirmekle görevlendirilen öğretmenlerin sorunları üzerinde ağırlıklı olarak durmanın artık zamanı gelmiş de geçmektedir.

X X X

            Bu münasebetle, “öğretmen yetiştirme meselesi” üzerinde de durmak istiyoruz. Altını çizerek belirtelim ki, Türkiye’de YÖK’e bağlı yüksek öğretim kurumlarında öğretmen yetiştirilmesi son derece yetersizdir. Eğitim fakültelerinde 1.400 öğrenciye 1 profesör düşüyor. Bu fakültelerde öğretim kadrosunun yetersizliği yanında, mezunların pedagojik formasyonunun noksanlığı sorunu da henüz çözümlenebilmiş değil. YÖK, mezunların istihdamının büyük çoğunluğunu sağlayan Millî Eğitim Bakanlığı’nın taleplerine aldırmıyor. YÖK’ün bu bigâne tutumu yüzünden Millî Eğitim Bakanlığım sırasında, öğretmen yetiştiren yüksek öğretim kurumlarını tekrar Bakanlık bünyesine almayı bile düşünmüştüm.

            Diğer taraftan, YÖK’ün hatâsı sebebiyle, Fen-Edebiyat Fakülteleri mezunları, mezuniyetten sonra özel üniversitelerde 1,5 yıl pedagojik formasyon alabilmek için kucak dolusu para ödeyerek mağdur olmaya devam ediyorlar.

X X X

            Geçtiğimiz “Öğretmenler Günü”nden bu yana, bizim “Çelik Bakan” gene süratle çalışmalarına devam etti. Bu cümleden olarak,

            1. Bizim de tavsiye ettiğimiz gibi, “Öğretmen Konut Projesi”ni başlatarak Toplu Konut İdaresi ile öğretmenler için çok müsait ödeme şartlarında mutabakata vardı. Bugüne kadar proje çerçevesinde çeşitli illerden 48.400 öğretmen, ev sahibi olabilmek için Bakanlığa müracaat etti.

            2. Öğretmenler arasında ehliyet ve liyakata göre değerlendirmeyi sağlayacak ve kıdeme ağırlık veren bir yeni personel sistemi geliştirildi. Bu konuda, 30.6.2004 tarihli ve 5204 Sayılı Öğretmenin Kademelendirilmesi Hakkında Kanun çıkarıldı. Böylece, bir yandan da her kademede uzman öğretmenin özlük haklarında ve maaşında ilâve artış sağlanması gerçekleştirildi.

            3. Öğretmen kalitesini arttırabilmek ve gelişen yeni teknolojilere uyumunu temin edebilmek için, her öğretmenin dizüstü bilgisayarları çok düşük fiyatla ve taksitle edinebilmesi imkânı sağlandı. 2005 yılından itibaren artık Millî Eğitim Bakanlığı’na, bilgisayar okur yazarı olmayanlar öğretmen alınmayacak.

X X X

            Kendisi de bir öğretmen olan Millî Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik’i ve emeği geçen Bakanlık câmiasını, öğretmenler için gösterdikleri gayretten dolayı tebrik ediyor ve bu güzel hizmetlerinin artarak devamını bekliyoruz.

            “Öğretmenler Günü” vesilesiyle çilekeş ve fedakâr öğretmenlerimizi kutluyor; Malatya Gazi İlkokulu’ndan öğretmenlerim Hüsniye Berksan ile Hafize Özal’ı minnet ve rahmetle yâd ediyorum.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ