Türkiye’de Çalışanları Asarlar!

 

            Askerdeyken bir lâf söylerlerdi: “Kaçma, karışma, çalışma!” Sonradan bu lâfın, aslında bütün bürokrasi için geçerli olduğunu gördüm. Televizyondaki “Sayın Bakanım” dizisinin  müsteşar tiplemesi, Türkiye’deki idareci tâifesinin resmini aksettiriyor. Ben hiç kaçmadım; hep çalıştım ve karıştım. Başım da belâdan kurtulmadı. Geçen gün, değerli ve cesur bir bürokrat dostum beni ziyarete geldiğinde, “Kim korkak, ürkekse belli bir yere geliyor Türkiye’de. Dürüst, çalışkan ve cesur olanların da başları belâya giriyor” diye dert yanmıştı.

X X X

            Alınız TCDD’yi... Yarım asırdır hiçbir yatırım yapamamış, alt ve üst yapısıyla araçlarını yenileyememiş; karşılaştığı işletme sorunlarını çözmek yerine, sistemi yavaşlatmış... Bunun sonucunda da, TCDD’nin yük ve yolcu taşımacılığındaki payı, yüzde 40’lardan yüzde 4’lere düşmüş. Son yirmi yılda toplam 12 milyar dolar zarar etmiş.

            Sonra birgün, TCDD’nin başına Süleyman Karaman ve ekibi gelmiş. Karaman, Türkiye’nin en iyi demiryolu uzmanlarından biri. Cesur, mert, dürüst ve çalışkan bir Anadolu çocuğu. Öyle lâfı kıvırmayı pek beceremiyor; dosdoğru söylüyor. Ekip kolları sıvamış, gecesini gündüzüne katarak ortaya üç hedef koymuş: Hızlı Tren, Demiryolları Kanunu’nun çıkarılması ve hat yenileme çalışmaları. TCDD’nin emektar personeli de bu havanın heyecanına kapılarak çalışmalarını hızlandırmış.

X X X

            Önce, Ankara-İstanbul demiryolu Avrupa standartlarında yenilenmiş. 25 km.lik yeni yola ilâveten, viyadükler, menfezler vs. elden geçirilmiş; her kurp tek tek yapılmış. Sonunda, 650 teknik eleman ve uzmanın 5100 imzasıyla “yol hazır” denilmiş. 24 Mart’ta ilk deneme yapılmış ve 24 Nisan’da da MPV 7 cihazı ile demiryolu metre metre ölçülmüş.

            Şurası çok önemli: Bu bir “Hızlı Tren” projesi değil. 200 km/saat hızın üzerinde giden trenlere “Hızlı Tren” ve özel olarak inşa edilmiş yollar üzerinde 250 km/saat üzerinde hız yapan trenlere de “Yüksek Hızlı Tren” deniliyor. Kaza yapan tren, yavaşlatılmışken normalleştirilen bir tren. Zaten, Ankara-İstanbul arası 5 saat 15 dakikaya düşürülürken, bu hızlandırma, trenin hızının azaltılmasıyla değil; makas ve hemzemin geçişlerin ve durulan istasyonların ayarlanmasıyla sağlanmış. Bu arada diğer trenler de bu mesafeyi 6,5 saatte almaya başlamışlar.

X X X

            40 yıllık demiryolcular, trenimizi sevinçten ağlayarak karşılamışlar. Basın’ın “Helâllik alıp gidiyorlar” dediği makinistler bu trende çalışmak için sıraya girmişler. Tren için 15 gün önceden bilet bulunamaz olmuş. Hergün 1200 kişi bu trenle gidip gelmeye başlamış. TCDD tarihinde ilk defa bir trenin geliri, giderini karşılar olmuş.

            Geliniz görünüz ki, 22 Temmuz günü felâket çıkagelmiş; tren, 80 km. hızla gitmesi gereken yerde 132 km. hızla gidince, bildiğimiz müsessif kazâ vukûbulmuş ve 38 yolcu hayatını kaybetmiş.

Kazâdan sonra medyanın “yargısız infazı” ve muhalefetin istismarı başlamış. “Rayı görse mertek zanneden” bir takım şöhret meraklısı sözde uzmanları da konuşturarak, TCDD yöneticilerini, Ulaştırma Bakanını ve Başbakanı “katil” ilân etmişler. Yarım sayfalık manşetlerde, “Yalan Belgesi”, “Şok”, “İtiraf” başlıklarıyla TCDD yetkililerini asmaya kalkmışlar. Öylesine saçma sapan, yalan yanlış iddialarla tozu dumana katmışlar ki, böylesi daha görülmemiş. Meselâ; birisi “Demiryolları 60’lık ray kullanmış, 80’lik ray kullanılsaymış kazâ olmazmış” diye yazmış. Oysa, dünyada 80’lik ray yokmuş.

X X X

            Bütün dünyadan bilim heyetleri dâvet edilmiş. Verdikleri raporlarda, kazâ sebebinin “makinist hatâsı” olduğunu yazmışlar. Bu konuda dünyadaki en önemli merkezin başındaki Hollandalı bilim adamı Prof. Esveld, açıkça yönetimin hatâsının bulunmadığını belirtmiş. Lâkin, medyanın yargısız infazının tesiri altındaki İTÜ Bilirkişisi, sadece hızlı trenler için sözkonusu olan otomatik kontrol sistemleri yok diyerek bunun 4/8 (sekizde dört) “etkili” olduğuna karar vermiş ve böylece vaziyeti idare etmiş.

            İTÜ Raporu’ndan sonraki “trajikomik” olaylara bir bakalım: Pamukova C. Savcısı dosyası Sakarya’ya göndermiş. Sakarya 4/8 suçlu bulunan makinistler hakkında dâvâ açmış; gerisini anlamayarak Pamukova’ya iade etmiş. Pamukova Savcısı da Ankara’ya göndermiş. Ankara da bakıp bir şey anlamayınca, dosyayı tekrar Pamukova’ya göndermiş. Bu arada Pamukova Savcısı meseleyi anlamaya başlamış ve “Otomatik kontrol sistemi ne zaman gereklidir?” diye TCDD’ye sormuş. Savcıya, uluslararası standartların 200 km.den fazla hızlar için olduğu bildirilmiş. Tam bu sırada Pamukova Savcısı’nın tayini çıkmış.

X X X

            Efendim, bundan sonra yapılması gereken şey, belki de demiryolunu kurarken niçin otomatik kontrol sistemi yapmadın diye, Sultan Abdülhamid’e dâvâ açmak olabilir.

            Bu arada, Hükûmetin de bu konuda iyi imtihan vermediğini söylemeliyiz. İyi niyetli fakat tecrübesiz AK Parti İktidarı, tren kazâsı olayında lüzumsuz telaşa kapılarak hatâlar yapmış; medyanın ve muhalefetin  çığırtkanlığına kapılmıştır.

            Bir iktidar, eğer kendi ekibinden bu kadar kolay tâviz verirse devlet idaresinde dikiş tutturamaz. TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman’ın görevinden alınması büyük bir hatâ olmuştur. Bakanlık Teftiş Kurulu’nun suç unsuru bulunmadığına dâir raporuna rağmen, Bakanlığın dâvâ açılması konusunda izin vermesi de, kendisini kurtarmak için vezirinin kellesini veren âciz sultanların tutumunu andırmaktadır. Şimdi, aynı hatânın Danıştay tarafından yapılmamasını diliyoruz.

            Bakanlar Kurulu’nun, içine müzmin muhalifleri de dahil ederek “Bilim Kurulu” kurması ve Kurul’un raporuna kadar trenleri çalıştırmaması da, başlıbaşına büyük bir hatâdır.

X X X

            Tren hikâyemizin sonuna geldik. En güvenli ve ucuz taşıma aracı olan trene; kuru gürültü, cehâlet, otobüsçülerin menfaatleri yüzünden darbe vuruldu. Artık istasyonlar gene bomboş; demiryolcuların boynu bükük; insanımız otobüs terminallerinde koşturmada.

            Süleyman Karaman da köşesinde çile dolduruyor. Devlet için gece gündüz çalışmasının ve başarısının karşılığını hüsranla alıyor. Halbuki, o da eski düzeni devam ettirseydi, başına bütün bunlar gelmeyecekti.

            Ne yazık ki genel kaide gene değişmedi: Türkiye’de çalışanları asarlar!...

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ