Ermeni İftirası ve Irkçılık

 

 

            Bugün, Ermeni Lobisi’nin, Batı’daki riyakâr politikacıları arkasına alarak Türk Milleti ve Devleti aleyhinde “kin ve nefret” kampanyaları düzenledikleri gün... Bundan 90 yıl önce, Osmanlı yönetimi, savaş sırasında düşmanla birleşerek kendisini arkadan vuran Ermenileri, İmparatorluğun güney topraklarına göndermişti. I. Dünya Savaşı’ndan sonra bu olayın muhasebesi her şekilde yapıldı. İşgal kuvvetleri İstanbul’da bütün arşiv belgelerine sahiplerdi. Uydurma mahkemelerde Türk idarecilerini yargıladılar. Neticede, ortaya “soykırım”ı destekleyen en ufak bir sahih belge çıkaramadılar. Müfterîlerin ellerindeki tek delil olarak gösterilen “Mavi Kitap”ın da, tamamen hayalî bir “savaş propagandası” mahsulü olduğu ortaya çıktı.

X X X

            1920-1970 arasındaki yarım asırlık dönemde, Ermeni diyasporası’nın Türkler aleyhindeki münferit propagandaları dışında pek bir faaliyet görülmedi. Ancak, 70’li yıllardan itibaren, diplomatlarımızın şehit edilmesine kadar uzanan ve gittikçe şiddetini arttıran yoğun bir “iftira kampanyası” dönemine girildi.

            Nazilerin, 2. Dünya Savaşı esnâsında Yahudilere karşı uyguladıkları “soykırım (jenosit)” ile Osmanlı’nın Ermeni Tehciri’nin, yakından uzaktan hiç bir ilgisi yoktur. Buna mukabil, Yahudi Soykırımı’ndan Alman Milleti sorumlu tutulmamış; Nazi mezalimi ile Almanlar daima ayırt edilmişlerdir. Yahudiler bile, “Almanlar bize soykırım yaptı” dememişlerdir. İnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren, hiç bir millet ve kavim “soykırımcı” olarak itham edilmemişken, koskoca “Türk Milleti”ni ve “Türkler”i soykırımcı olmakla suçlamak kadar büyük bir haksızlık ve iftira düşünebiliyor musunuz?

            Buna, düpedüz “ırk ayrımcılığı”, “ırkçılık” denir. Batı dünyası, binlerce yıllık bir “aşağılık kompleksi”nin ve “intikam duygusu”nun tesiriyle, Türklere karşı açıkça ırkçılık yapmakta; kin, nefret ve iftira kampanyası yürütmektedir.

            Attilâ’nın önünde sürüklenen Lâtin ve Cermen kabileleri, bin yıl arayla Attilâ ve Fatih tarafından tarihten silinen Roma hâkimiyeti, üç kıtada altı asırlık Osmanlı hükümranlığı, Hristiyan Batı’nın karşısında yükselen İslâm’ın dokuz asır bayraktarlığını yapan ve O’nunla özdeşleşen Türkler karşısındaki bu teraküm etmiş kompleksi anlıyoruz.

            Lâkin, çağdaş ve modern Batı’nın artık bu komplekslerden kurtulması gerekmez mi?

X X X

            TV’de, Fransa Cumhurbaşkanı Chirac ile Ermenistan Cumhurbaşkanı Koçaryan’ın, Paris’teki Ermeni Soykırımı Anıtı’na çelenk koyduklarını gördüm. Haydi diyelim ki, Ermenistan bu furyada “Ne koparırsak kârdır” zihniyetiyle “tazminat” ve “toprak” peşinde koşuyor. Lâkin “dost ve müttefikimiz”(!) Fransız Cumhurbaşkanı’nın hâli sizce tiksinti verici değil mi?... Chriac’ın yüzündeki riyakâr gülüşü seyrederken, zihnimden neler geçti bir bilseniz... 1525’te Şarlken’e esir düşen Fransa Kralı Fransuva ve annesi Düşes Dangolen’in, Osmanlı Türk İmparatoru Muhteşem Süleyman’a gönderdikleri yardım dileyen mektupları, Kanunî’nin “Sen ki, Fransa Kralı Françesko’sun” edâlı cevabı; 24 Ağustos 1572 gecesi, St. Bartelemi yortusunda 50 binden fazla Protestanı soykırıma uğratan Fransızları; 1789 Fransız İhtilâli’nden sonra onbinlerce kişiyi giyotinde katleden Fransa’yı; Cezayir’de bir milyondan fazla Cezayirliyi katliâma uğratan Fransızları ve daha nicesini düşündüm. “Sen bir garip Frençesko’sun, bize dil uzatmak ne haddine?” diye geçirdim içimden...

            Bu arada, 19. yüzyıldan beri Batı’da, özellikle Fransa’da, kendi milleti ve devleti aleyhinde çalışan sütü bozuklar aklıma gelince hayıflandım. Müfterî Ermeni diyasporasının, Amerikalı efendilerinin, AB çevrelerinin övgüsünü kazanmak için kendi milletine ihanet eden soysuzlara lânet ettim.

X X X

Başbakan Erdoğan, haklı olarak Ermeni meselesinin, artık Türkiye’nin gündeminden düşmesini istiyor. Gerçekten son zamanlarda içimiz dışımız Ermeni oldu. Artık bu iğrenç iftiralardan bıktık usandık. Lâkin, bu şekilde bir bilgilendirme kampanyasına ihtiyaç vardı. Herşeyden önce, Türk kamuoyunun bu iddialar hakkında bilgi sahibi olması gerekiyordu. Yıllardır aleyhimizde yürütülen iftira kampanyasının tümüyle gerçek dışı olduğunu, bilâkis Ermenilerin Türklere karşı katliâm yaptıklarını, artık yediden yetmişe bütün milletimiz öğrenmiş oldu.

Dünya kamuoyuna gelince, bu yıl ilk olarak dışarıya dönük bir faaliyet başlatıldı. Bu konuda, Başbakan Erdoğan’ı, Ana Muhalefet Lideri Baykal’ı, Dışişleri Bakanı Gül’ü, Büyükelçi Şükrü Elekdağ’ı, TTK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nu, TRT Genel Müdürü Şenol Demiröz’ü ve Dışişleri Bakanlığı mensuplarını tebrik ediyoruz. Bu faaliyetler neticesinde, peşin hükümlü olmayan Batılı dostlarımızın, soykırım iddialarının asılsızlığını idrak etmeleri gerekir.

X X X

            Türk Milleti, kin tutmayan, barışsever, sevgi dolu bir millettir. Din ve ırk farkı gözetmeksizin herkesle dostluğa ve işbirliğine açıktır. Bir zamanlar, “Hristiyan Türkler” denilecek kadar kendisine yakın hissettiği ve “Millet-i Sâdıka” kabul ettiği Ermenileri, tekrar bağrına basmaya hazırdır.

            Lâkin, hiç kimse AB’ye girebilmek için Ermeni soykırım iftirasını kabullenmeyi bir şart olarak ileri sürmeye kalkışmasın. Çünkü bu millet, millî gururunu ve haysiyetini hiçbir şeyle değişmez. AB’den de, ABD’den de vazgeçer ama şerefinden vazgeçmez.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ