Yanlışlıklar Komedyası

 

 

            Şekspir (Shakespeare), 21. yüzyılın başında Türkiye’de yaşasaydı, son Bakanlar Kurulu değişikliği hakkında yeni bir “Yanlışlıklar Komedyası” yazabilirdi. Lâkin ortaya bir “komedya” değil “tragedya” çıkardı.

            Bu tragedyanın baş rol oyuncuları Cumhurbaşkanı ve Başbakan’dır. Ayrıca, iki defa Millî Eğitim Bakanı yapılmak istenen Devlet Bakanı Prof. Dr. Beşir Atalay; önce Millî Eğitim sonra Kültür ve Turizm Bakanı yapılan ve daha sonra istifa eden Erkan Mumcu; önce Kültür, sonra Millî Eğitim Bakanı yapılan, daha sonra Kültür ve Turizm Bakanı yapılmak istenirken yerinde kalan Millî Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik ve önce Devlet Bakanı yapılmak istenen ve daha sonra Kültür Turizm Bakanlığı’na getirilen Attilâ Koç, sahneyi tamamlamaktadır.

X X X

            Bu siyasî tragedyadaki olayları biliyorsunuz. Olayda adı geçen kişileri, Cumhurbaşkanı Sezer hariç yakından tanıyorum. Hepsi de çok sevdiğim dostlarımdır. Lûtfen, gerçeği aksettirmeye çalıştığım yazdıklarımdan alınmasınlar. Lâkin, devlet nizamının iyi işletilebilmesi için bu tenkitleri yapmak mecbûriyetindeyim.

            Önce, Cumhurbaşkanı Sezer’in durumunu değerlendirmek istiyorum:

            1. Cumhurbaşkanı Sezer, “parlamenter sistem”in cumhurbaşkanıdır. Binanaleyh, Anayasa’nın 104/b maddesindeki “bakanları atamak” görevi ve yetkisi sembolik bir anlam taşır. Cumhurbaşkanı, teklif sahibi Başbakan’a istişarî mahiyetteki görüşlerini elbette söyleyecektir. Ancak, Başbakan’ın ısrarı hâlinde, bakanın atamasını yapmak zorundadır.

            2.   Prof. Dr. Beşir Atalay, rektörlüğe kadar yükselmiş, ciddî bir bilim ve siyaset adamıdır. Cumhurbaşkanı’nın, Atalay’ın daha önce YÖK ile olan ihtilâfını düşünerek Millî Eğitim Bakanlığı’na gelmesini istemeyişi, haksız, indî ve subjektif bir değerlendirmedir.

            3.  Diğer taraftan, Prof. Atalay’ın Devlet Bakanlığı’na atanmasını kabulü de bir tenakuzdur. Beşir Atalay’a, Devlet Bakanlığı’nda Millî Eğitim Bakanlığı kadar kritik ve önemli görevler verilmiş; Atalay, Basın-Yayın, TRT, RTÜK, AA, TİKA, DİE ile Sosyal Yardımlaşma ve Tanıtma Fonları konularında yetkili kılınmıştır. Bu kadar önemli devlet işlerini yürüten bir devlet adamı, niçin Millî Eğitim Bakanı olamazmış?!...

X X X

            Başbakan Erdoğan’ın atamalar konusundaki durumu izaha muhtaçtır. Şöyle ki:

            1. Başbakan Erdoğan’ın, Millî Eğitim Bakanlığı’nda başarılı olan ve kısa zamanda YÖK meselesinin üzerine giden Erkan Mumcu’yu değiştirerek birkaç aylık kısa bir bakanlıktan sonra Kültür ve Turizm Bakanı yapması doğru olmamıştır.

            2.  Erkan Mumcu’nun yerine getirdiği Kültür Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik de kısa zamanda önemli adımlar atmış ve Millî Eğitim’de köklü bir “reform” uygulamasını başlatmıştır. Çelik, iki yılı geçen Millî Eğitim Bakanlığı esnâsında eğitimin meselelerine bîhakkın vâkıf olmuş ve onlarca projenin gerçekleştirilmesini sağlamıştır. Çelik, YÖK konusunda aslında Başbakan ve Hükûmet ile birlikte attığı adımlarda yalnız bırakılmıştır. Buna karşılık Çelik, gelmiş geçmiş en çalışkan, bilgili ve başarılı Millî Eğitim Bakanlarından biri olmuştur.

            3. Cumhurbaşkanı’nın daha önceki olumsuzluğunun bilinmesine rağmen, Devlet Bakanı Atalay’ın tekrar Millî Eğitim Bakanı olarak teklif edilmesi, telâfisi zor bir hatâ olmuştur. Bu durumda, hem Devlet Bakanı Beşir Atalay, ikinci defa reddedilmiş duruma düşürülmüş hem de Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e, değiştirilmek istenen bakan etiketi yapıştırılmıştır. Bu da, önümüzdeki dönemde YÖK konusunda çözüme gitme durumunda olan Bakan Çelik’in ve Hükûmet’in işini güçleştirmiştir.

X X X

            Başbakan Erdoğan, dış politikada, ekonomide, sosyal politikada, halkla münasebetlerde son derece hareketli bir dönem yaşadı ve büyük ölçüde başarılı oldu. Gösterdiği yüksek performansı inkâr etmek mümkün değildir.

            Ancak, artık gücünün kaynağına dönmek ve demokratik dayanağına önem vermek zorundadır. TBMM’nin üçte ikisine sahip bir gruba başkanlık etmek kolay iş değildir. Bütün bakanlarla, milletvekilleriyle ve partililerle tek tek meşgul olmak lâzımdır.

            Ayrıca, Bakanlar Kurulu’nda “değişiklik”, grup içi hâkimiyette liderlerin çok kullandığı bir taktiktir ama dozajı iyi ayarlanmazsa belirsizlik doğurur ve ters neticeleri görülür.

            Ezcümle, Başbakan’ın yurt dışı ve içi gezilerini azaltarak Ankara’ya dönmesi, hem devlet işleri hem de parti için tesanüt bakımından zorunlu hâle gelmiştir.

X X X

            Bu arada, ömrünü devlet hizmetinde geçirmiş; kaymakamlıklar, valilikler yapmış ve Başbakanlık Müsteşarlığı’na kadar yükselmiş değerli dostum Atillâ Koç’a, atandığı Kültür ve Turizm Bakanlığı görevinde başarılar diliyorum.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ