Dikkat! Reformlar Gecikiyor

 

            Bugün, ‘24 Ocak Ekonomik İstikrar Tedbirleri’nin yıldönümü’. 23 Ocak 1980 Perşembe akşamı Başbakan Demirel başkanlığında başlayan Bakanlar Kurulu toplantısında, Türk ekonomi tarihinde bir dönüm noktası teşkil eden ekonomik istikrar programı, uzun müzakereler neticesinde sabaha karşı kabul edilmişti. Program’ın mimarı Başbakanlık ve DPT Müsteşarı Özal, toplantıda tedbirleri anlatırken, programı hazırlayan ekip olarak bizler Bakanlar Kurulu’nun eski toplantı salonunun bitişiğinde çalışıyor ve kararnameleri içeriye gönderiyorduk.

            Program kararnameleri imzalandıktan sonra toparlayıp Cumhurbaşkanı Korutürk’ün de imzasını alarak tamamlatmak üzere Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne götürdüm. O tarihte kanun ve kararlardan sorumlu Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı idim. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Haluk Bayülken’i uyandırıp sabahın üçünde yarım saatlik bir brifing verdim. Daha sonra Korutürk kararnameleri imzaladı ve 24 Ocak sabahında Resmî Gazete’de yayınlattığımız kararnameler yürürlüğe girdi.

X X X

            12 Aralık 1983 tarihinden itibaren başlayan devrede, Türk ekonomisi ikinci büyük dönüm noktasından geçti. Özal’ın liderliğinde tek başına iktidara gelen ANAP, 1984 yılı sonuna kadar çok süratli bir tempoyla icraatta bulunarak yeni bir reform programını gerçekleştirdi. Özal, daha hükûmetini kurmadan önce birkaç ay içerisinde ekonomik ve idarî reform paketini hazırlamıştı. Bu defa, ANAP Programı ve Özal’ın istekleri doğrultusunda Hükûmet Programı’nı bir haftalık kısa bir sürede hazırlamak, Başbakanlık Müsteşarı olarak bana nasip oldu. 1984’ün ilk aylarında binlerce sayfalık bir reform programını gerçekleştirmiştik.

            O günlerde rahmetli Özal bana sık sık “İlk altı ayda, en fazla bir yılda ne yapabilirsek yaparız. Daha sonra köklü değişiklikler yapmamız zorlaşır” derdi. Gerçekten de dediği gibi oldu. 1987  Genel Seçimlerinden önce, ne yazık ki ANAP da popülist politikalar takip etmeye başladı ve süratli bir şekilde düşüşe geçti.

X X X

            Bütün bunları şunun için anlatıyorum. AK Parti İktidarı da büyük iddialarla işe başladı. Gerçekten de, AB politikasında, demokratikleşme paketlerinde, makro ekonomik göstergelerin iyileştirilmesinde ve YTL uygulamasında önemli başarılar kaydedildi. İdarî Reform paketi de büyük bir ehliyetle hazırlandı.

            Ancak, hazırlanan bazı reformların uygulanmasında gecikmeler olduğu gibi, aradan üç sene geçmesine rağmen gerekli diğer reformların hazırlanması ve yürürlüğe konulması henüz gerçekleştirilemedi. Siyasî ve bürokratik koordinasyon eksikliği, Cumhurbaşkanı’nın ve CHP’nin engellemeleri, nihayet iktidarın antidemokratik müdahalelerden haklı çekingenliği, reformların gecikmesinin sebepleri arasında sayılabilir.

X X X

            Şimdi, artık siyasî iktidarın bir özeleştiri ve değerlendirme yapmasının tam vaktidir. Üçte ikiye yakın bir parlamento çoğunluğuna sahip bulunan Hükûmet, geriye kalan iki yıldan az bir yasama döneminde, kısır ve lüzumsuz tartışmalara kapılmayıp şu önemli reformları gerçekleştirmek zorundadır:

            1. Yeni Anayasa: Gereksiz polemiklerden kaçınmak için parlamenter sistem ve değiştirilmeyecek ilk üç madde mahfuz tutulmak şartıyla, yeni bir anayasa hazırlanmalı ve referanduma sunularak yürürlüğe konulmalıdır. AB kriterlerine uygun, demokrasiye, insan hak ve hürriyetlerine yer verilen, sade, kısa ve esnek bir yeni anayasa, Türkiye’nin önündeki engelleri kaldıracaktır.

            2. İdarî Reform: Mevcut idarî reform programı süratle gözden geçirilerek uygulamaya konulmalıdır.

            3. Yargı Reformu: Yargı erki ve sistemi köklü şekilde değerlendirilerek bir Yargı Reformu Programı hazırlanmalı ve uygulanmaya başlanmalıdır.

            4. Personel Reformu: Kamu personeli yepyeni bir perspektifle incelenerek bir reform programı hazırlanmalıdır.

            5. Diğer ekonomik, mali ve sosyal reformlar.

X X X

            Bu yazı çerçevesinde daha geniş teknik açıklamalarda bulunmak mümkün değil. Lâkin, Hükûmetin ‘Eylem Plânı’nı âcilen gözden geçirip daha fazla gecikmeden işaret ettiğimiz reformları gerçekleştirmesi zorunludur.

            Aksi takdirde, hem Türkiye önemli bir fırsatı daha kaçırmış; hem de “Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sad┠duyulmamış olur.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ