Artık Olimpiyat Zamanı

 

            6 Ekim 1971’de İzmir’de yapılan “6. Akdeniz Olimpiyatları”, Türkiye’de o güne kadar düzenlenen en büyük uluslararası organizasyondu. Bu olimpiyata, 14 ülkeden 1362 sporcu iştirak etmişti. Ben o sırada DPT uzmanı olarak sosyal yatırımları yürütüyordum. “Akdeniz Oyunları”nın yapılabilmesi için gerekli tesislerin yatırımlarını takip ediyordum. Halkapınar’da, Türkiye’nin en büyük stadyumu olacak, sonradan “Atatürk Stadyumu” adı verilen 70 bin kişilik stad ve diğer tesislerin yapımı devam ederken, 12 Mart Muhtırası verildi; Demirel Başbakanlıktan istifa etti ve Nihat Erim’in Başbakanlığında meşhur “11’ler Hükûmeti” kuruldu. Bir anda bütün yatırımlar durduruldu.

            6 Ekim tarihi rüyalarıma giriyordu. Olimpiyatların yapılmasına çok az bir zaman kalmıştı ve tesisler henüz hazır değildi. Müteahhit, ikide bir beni arayarak artık dayanamayacağını ve şantiyeyi tasfiye edeceğini söylüyordu. Şantiye dağıtıldığı takdirde tesisler yetişmeyecek ve cümle âleme rezil olacaktık. 11’lerin en ünlüsü, ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Attilâ Karaosmanoğlu’na gidip vaziyeti anlattık. Cevabı şöyle oldu: “Akdeniz Oyunlarını kim düzenlemişse gidin parayı ondan isteyin!...” Oyunların Türkiye’de yapılmasını düzenleyen Demirel, Güniz Sokak’taki evinde on yıllık istirahatindeydi. Parayı elbette ondan alamazdık. Neyse uzatmayayım, Başbakan Nihat Erim’e ulaşarak durumu anlattık.

            General Cumhurbaşkanlarımızdan Cevdet Sunay, 6 Ekim 1971’de, tek kelimelik “veciz” konuşmasıyla “Açtım” diyerek oyunları açtığında, Halkapınar’da Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nun dışında hâlâ şantiye artığı malzemeler duruyordu.

X X X

            Hâtıraların câzibesinden sıyrılarak günümüze gelirsek, Ağustos 2005’te Türkiye’de, her biri 1971’deki Akdeniz Oyunları’ndan çok büyük hacimdeki iki uluslararası organizasyon birlikte gerçekleştirildi ve Türkiye her ikisini de yüz akı ve başarıyla tamamladı.

            Önce, 11-21 Ağustos tarihleri arasında, üniversite olimpiyatı mânâsına gelen “Universiade 2005” (23. Üniversite Oyunları) İzmir’de gerçekleştirildi. 145 ülkeden rekor seviyesinde 7 bin civarında sporcunun katıldığı oyunların organizasyonu 320 trilyon liraya mal oldu. Universiade 2005 için “Uzundere Oyunlar Köyü” kuruldu (Halbuki, biz 1971’de oyuncuları İnciraltı Öğrenci Yurdu’nda ağırlayabilmiştik). Bu ve benzeri tesisler sâyesinde İzmir, bir “Olimpiyat Şehri” hâline geldi. 10 gün boyunca olimpiyatlar 150’ye yakın ülkenin televizyonlarında naklen yayınlandı.

X X X

            19-21 Ağustos tarihleri arasında ise, dünyanın olimpiyattan sonra en önemli organizasyonu kabul edilen “Formula 1” yarışı, İstanbul’da gerçekleştirildi. Hiç aksama olmadan başarıyla tamamlanan Formula 1’i, 133’ü canlı yayın olmak üzere 2003 ülkede (yani bütün dünya ülkelerinde), yaklaşık 2,5 milyar civarındaki kişi seyretti. Bu organizasyon için de 300 trilyon liraya yakın harcama yapıldı ve bu miktarın büyük kısmı “İstanbul Park Pisti”ne harcandı. Zengin sporseverlerin tiryakisi olduğu Formula 1 yarışını seyretmek için İstanbul’a 60 bin civarında turist geldi.

            Her iki organizasyon sâyesinde, Türkiye’nin tanıtımının, değeri ve katkısı hesaplanamayacak kadar büyük olduğu herkes tarafından kabul ediliyor. Kısaca, 2005 Ağustosu’nda dünyanın gündeminde, İzmiri ve İstanbulu ile Türkiye vardı.

X X X

            Rahmetli Özal, Türkiye’nin bir dünya olimpiyatını düzenleyecek güce ulaştığını savunur ve en kısa zamanda İstanbul’da bir olimpiyat yapılmasını isterdi. 1988 yılında Millî Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanı iken, onun da delâletiyle 1996 veya en geç 2000 olimpiyatının Türkiye’de yapılabilmesi için son derece aktif bir çalışma içine girmiş ve Dünya Olimpiyat Komitesi’nden söz almıştık. Ancak, Özal’dan sonra başa gelen siyaset adamlarının dar görüşlülüğü ve cesaretsizliği; nihayet 28 Şubat 1997’de demokratik rejimin tekrar kesintiye uğraması, bizi olimpiyat listesinin dışına itti. Hele buna, koalisyon hükûmetlerinin kısır ve başarısız icraatları ilâve edilince, “İstanbul Olimpiyatları”nı hayâl bile edemez olduk.

            2008 Olimpiyatlarının Pekin’de, 2012 Olimpiyatlarının ise Londra’da yapılacağı artık kesinleşmiş bulunuyor. Şimdi, İzmir ve İstanbul’daki son başarılarımızın esintisiyle, Başbakan Erdoğan, 2016 yılında olimpiyatların İstanbul’a alınması için bizzat gayret göstermelidir. İşler yolunda giderse, o yıllarda Türkiye’nin AB üyeliği de gerçekleşebilecektir. Böylece AB üyesi Türkiye’de, “İstanbul Olimpiyatıları” yapılabilecektir.

            Başbakan’ın bu konuda lâzım gelen teşebbüslerde bulunmasını bekliyoruz.

 

NOT: Sevgili Ertuğrul Özkök, Cumartesi günkü yazısında, Abdullah Cevdet isminin sokağımdan kaldırılmasından mutlu olduğum için bana sitem etmiş. Aslında, bu değişiklik durup dururken yapılmış değil. Bazı aydınların Abdullah Cevdet gibi Türkiye aleyhinde çalışmalarına bir tepki olarak meydana gelmiş. Yoksa, görüşü ne olursa olsun herkesin ismi sokaklara verilebilir. Bu arada, millî tutumu ve meslek hayatına katkıları sebebiyle, ben olsam İzmir Kahramanlar’daki 1423. Sokağa, Ertuğrul Özkök adını verirdim.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ