“Amerika, Amerika -2-”

  

 

            Türkiye’deki halkın kendilerini sevmediğinden şikâyet eden ABD yöneticilerine, Amerikan tarzıyla ifade edersek bir iyi, bir de kötü haberimiz var.

            Önce kötü haberi verelim: İki yıl öncesine kadar Türkiye’deki Amerikan aleyhtarlığı çok az sayıda bir gruba inhisar ederdi; Perinçek’in İşçi Partilileri, Humeynîci ekstremistler ve bazı entelektüel marjinaller... Ancak, bugün “Amerikan aleyhtarlığı” yarım asırdır ilk olarak halka intikal etmiştir.

            Şimdi gelelim iyi haberimize: Türkiye’deki “Amerikan Aleyhtarlığı”nın sokaktaki “Amerikalı” ile ilgisi yoktur. Türk halkı, son iki yıldaki uygulamaları yüzünden ABD’nin bugünkü yöneticilerine karşı tavırlıdır; yoksa Amerikan halkına karşı “dostluk” duyguları aynen devam etmektedir.

X X X

            Irak Krizi esnâsında, Türkiye’nin ABD ile birlikte hareket etmesi gerektiği tezinin en hızlı savunucularından biriydim. Hattâ bu yüzden kendini bilmez bazı kişilerce “Amerikan taraftarı” olarak itham edilmiştim. Doğrusu, ABD’nin menfaatleri umurumda bile değildi. Ben Türkiye’nin güvenliğini ve menfaatlerini düşünüyordum. Zamanla, o sırada yazdıklarımda ne kadar haklı olduğum ortaya çıktı. Tezkere konusundaki tutarsız politikalar yüzünden ABD zarara uğradı ve Türkiye’ye aleyhtar bir politika takibine başladı.

            Ancak, ABD’nin Türkiye aleyhtarı Irak politikası çığırından çıktı ve bir avuç peşmergeyle başbaşa kalarak Irak bataklığına saplanmasına sebep oldu.

X X X

            Irak Savaşı’ndan sonra Türkiye’de Anti Amerikan düşüncelerin yaygınlaşmasının kaynağında başlıca şu olaylar yer almaktadır:

            1) Savaştan sonra 10 Nisan 2003’te peşmergelerin Amerikan askerleriyle birlikte Kerkük ve Musul’u işgal edip nüfus ve tapu kayıtlarını kaçırmaları; Türkiye’nin bütün kırmızı çizgilerinin çiğnenmesi.

            2) Amerikalıların 4 Temmuz 2003’te Süleymaniye’de, Türk askerinin kafasına çuval geçirmeleri. Türkiye’deki Amerikan aleyhtarlığında en büyük payı olan hâdise budur. Türk Milleti, çok değer verdiği ve gurur duyduğu askerinin başına çuval geçirilerek hakarete uğramasını hiçbir zaman kabullenememiştir... Üstelik bu konuda ABD yetkilileri doğru dürüst özür bile dilememiştir.

            3) Amerikan askerlerinin Bağdat’ta, Kerbelâ’da, Necef’te Müslümanların mukaddes yerlerine, câmilere ve türbelere saldırmaları; Hz. Ali’nin türbesini bombalamaları.

            4) Ebu Gureyp Cezaevi’nde, Amerikan askerleri tarafından Irak’lı Müslüman savaş esirlerine yapılan insanlık dışı sadist muamele ve işkencelerin sebep olduğu haklı nefret duygusu.

            5) Amerikan askerlerinin Felluce Katliâmı. Müslüman Irak halkının nasıl katliâma tâbi tutulduğu ve câmilere sığınan yaralıların bile öldürülmesi görüntüleri.

            6) Amerikan askerlerinin peşmergelerle birlikte, halkının tamamına yakın kısmı Türk olan Telafer’de giriştikleri katliâm.

            7) Bush yönetiminin, geçmişteki haçlı ruhunu çağrıştıran, İslâm aleyhtarı koyu Evangelist politikası.

            8) İsrail’de Sharon yönetiminin ABD’ye dayanarak Filistin’de düzenlediği acımasız saldırılar ve katliâmın sebebinin Amerika olarak görülmesi.

            9) ABD’nin bir taraftan terörle mücadelenin bayraktarlığını yaparken ve PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmişken; diğer taraftan Türkiye’ye vaadlerine karşılık PKK’ya göz yumması ve bu terör örgütüyle temasta olması.

            10) Nihayet, ABD’nin Kerkük politikası, bardağı taşıran son damla olmuştur. Kerkük’ün nüfusunun yarıdan fazlasını oluşturan Türkmenleri yok sayarak, bütün dünyanın gözü önünde uydurma seçim kepazeliğiyle Kerkük’ü peşmergelere teslim etmesi.

X X X

            ABD, Türkiye’de sevilmeyi istiyorsa, öncelikle Türkiye’nin kendisine el açıp dilenen ikinci sınıf bir ülke olmadığının şuurunda bulunmalıdır. Türk Milleti, her türlü vefasızlığa, kadirbilmezliğe, münasebetsizliğe tahammül edebilir; lâkin millî gurur ve haysiyetinin zedelenmesine aslâ katlanamaz.

            Elbette ABD ile ilişkilerimizin öneminin farkındayız. ABD ile yakın dostluk ve müttefikliğin bize sağlayacağı faydaları biliyoruz. Bush, Rice ve Neo-con’ların aba altından gösterdikleri, bir ucu İMF’ye dayanan deyneklerin de hesabını yapıyoruz. Lâkin, ABD de, Türkiye olmadan Irak’ta da, Orta Doğu’da da, Balkanlar’da da, Kafkaslar’da da, Türk ve İslâm dünyasında da başarılı olamayacağını artık anlamak zorundadır.

            Biz, millet olarak Amerikan Milleti’nin “düşmanı” değil, dostuyuz. Aslında BBC’nin yaptığı söylenen araştırmanın da, hangi İngiliz hesabıyla bu şekilde sonuçlandırıldığını da bilmiyoruz. Bize göre, bütün bu rezaletlere rağmen Türkiye’de “Amerikan dostluğu” devam etmektedir ve aradaki “kırgınlıklar”  kısa zamanda telâfi edilebilecek durumdadır.

X X X

            Yazımı pehlivan tefrikasına çevirmemek için ABD’nin yapması gerekenleri uzun uzun tahlil edecek değilim. Ancak kısaca ifade etmeye çalışırsak:

            1. Bush yönetiminin Irak’taki mezalime son vermesi ve bunu ilân etmesi gerekir (Bu yazının yazıldığı sırada bile ABD askerleri ile peşmergeler Telafer’de saldırılarına devam ediyorlardı).

            2. İlk fırsatta Irak’ta bir nüfus sayımı yapılarak (tabiî seçim rezaletine benzetmemek şartıyla) sonuçlarına göre Türklerin ve sünnî Arapların da ülke yönetiminde söz sahibi olmasını sağlamak.

            3. Kerkük’ün, etnik esasa göre kurulmuş bir federe devletin, yani Kürt bölgesinin merkezi olmasını engellemek ve Irak’ın bütünlüğünü koruyarak petrolün hakkâniyet içerisinde kullanılmasını temin etmek.

            4. PKK’yı tesirsiz hâle getirmek veya bu konuda TSK’nın operasyonuna izin vermek.

            5. TSK’nın onore edilerek Irak’ta koalisyon güçleri ile birlikte görev yapmasını gerçekleştirmek.

            6. Yaklaşan Ermeni tehciri yıldönümünde Ermeni diyasporasına âlet olmayıp ABD’de Türkiye aleyhindeki faaliyetlere karşı tavır almak.

            7. KKTC’ye ve Türkiye’ye Kıbrıs konusundaki vaadlerini, gecikerek de olsa, yerine getirmek.

X X X

            Türkiye’deki Amerikan aleyhtarlığı, ideolojik peşin hükümlere dayanan ve telâfi edilmesi mümkün olmayan bir antipati değildir. Bunu ortadan kaldırabilmek için herşeyden önce ABD, Türkiye’ye bakış açısını değiştirmeli ve Türkiye’ye muhtaç olduğunun şuurunda bulunmalıdır.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ