TÜSİAD, Seçim Barajı ve Düğmeye Basmak

 

            AK Parti İktidarı’nı körükörüne savunmak aklımızın ucundan bile geçmez. Lâkin, bazı kişi ve kurumların ‘Vur abalıya!’ fırsatçılığıyla, sanki ‘bir düğmeye basarcasına’ hükûmete yüklenmeleri, şikâyet edilen ‘yapay gündemler’den ‘yapay krizler’e gidilmesine yol açmaz mı?

            Başbakan’ın sürçülisanını dahi günlerce eleştiri sermayesi yapan muhalefetten ve medyadan söz etmiyorum. Sanayiciler ve iş adamlarını temsil eden bir kuruluşun, kendi sorunlarını bir tarafa bırakarak, Pamuk ile Hrant’tan, Rektör Aşkın, YÖK ve türbana kadar uzanan bütün güncel siyasî polemiklere karışması, hiç bir mantıkla normal kabul edilemez.

            Ne yazık ki TÜSİAD, kuruluşundan bu yana günlük siyasete müdahale etmiş ve her defasında tepkiyle karşılaşmıştır. Ecevit’in, gazetelerde yayınlanan TÜSİAD ilânlarına karşı nasıl çılgına dönüp tepki gösterdiği hatırlanacaktır. Üstelik o zaman yayınlanan ilânlar, sadece ekonomik gidişatla ilgiliydi. Halbuki bu defa, görülmekte olan dâvâlar hakkında ahkâm kesmekten tutunuz da, ‘kültürlerin gelişeceği ortam’a(!) seçim barajına kadar bütün polemikler gündeme getirilmiştir. Hem de ‘gündem kayması’ eleştirisiyle birlikte...

            İşin tuhaf tarafı da, daha düne kadar sermaye düşmanlığı yaparak iş adamlarını hor görenlerin, bu malûmatfuruşluğa alkış tutmalarıdır.

X X X

            TÜSİAD’ın, ufukta henüz bir erken seçim görünmezken, seçim barajının düşürülmesi talebinin ardında, AB’nin ve Türkiye’de de bir grup aydının Kürt kimlikli bir siyasî partinin TBMM’de temsili isteğinin bulunduğu anlaşılmaktadır. İlk nazarda bu talebin, etnik ayrılıkçı hareketi dağdan indirip parlamentoya sokmak gibi mâsumane bir hedefi olduğu düşünülse de, etnik teze dayalı bir temsilin, bölünmeyi ve parçalanmayı körükleyeceği açıktır. Bu sebepledir ki, başta ABD ve İngiltere olmak üzere Almanya’da, Fransa’da ve diğer AB ülkelerinde bu şekilde bir temsil mümkün değildir. Türkiye’deki durumdan tamamen farklı olan ve ikide bir örnek olarak gösterilen Bulgaristan’daki ‘Hak ve Özgürlükler Hareketi’ etnik bir temsil hüviyetinde değildir.

            1983 Genel Seçimlerinden beri uygulanan yüzde 10’luk baraja ses çıkarılmayıp 22 sene sonra siyasî temsilde adaletten bahsedilmesi inandırıcı değildir. Üstelik bu dönemde, 1983’teki ANAP oy oranı dışındaki en yüksek oy oranını 2002 Seçimlerinde AK Parti alarak iktidara gelmişken...

            İşin daha da tuhaf olan yanı, seçim barajının düşürülmesine, son seçimlerde az farkla baraja takılan DYP ve MHP de karşı çıkmaktadır. Radikal’in dünkü haberine göre, bu görüşü sadece DTH desteklemiştir.

            Yeri gelmişken, “Türkiye’de 25 milyon Kürt var” diyerek atıp tutulmasına karşılık, Kürtçü bölücü siyasî partilerin oy oranlarının nasıl olup da en fazla yüzde 6 civarında kaldığını da takdirlerinize sunuyorum.

X X X

            Aslında, seçim barajının düşürülmesini yıllardır savunuyorum. Amblemi altında yedi sene boyunca dürüstlük, demokrasi ve fazilet mücadelesi verdiğim YDP Genel Başkanı olarak, seçim barajının ıstırabını bizzat yaşadım. Seçim barajının siyasî temsili ve demokratik sistemi sınırlayıcı şekilde uygulanmamasından yanayım. Lâkin bu talebin, birlik ve bütünlüğü zedeleyici saiklerle gündeme getirilmesini tasvip etmiyorum. Bu ‘gündem kaydırmaca’nın, erken seçimi körüklemek ve mevcut parlamentoyu Cumhurbaşkanı’nı seçmekten alıkoymak için sahnelenen bir entrikanın parçası olduğu endişesini taşıyorum.

            ‘Kalın Fırça Darbesi’nin Altındaki Gerçek

            Haluk Şahin, önceki günkü yazımda ‘Bugün bir avuç Türkiye düşmanının haricinde herkes Pamuk aleyhinde ise’ şeklindeki ifademi ‘kalın fırça darbesi’ diye nitelendirerek kastettiğimi anlamazlıktan gelmiş. Bu sözlerde elbette Orhan Pamuk’un romancılığı ve kendisini ifade özgürlüğü kastedilmiş değildir. Herkesin düşüncesini serbestçe ifade edebilmesini yıllardır savunuyorum. Geçen Pazar günkü yazımda da, Şahin’in eleştirdiği yazımda da bu görüşlerimi açıkça belirttim. Ancak, Pamuk’un “Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü” sözünü bir avuç Türkiye düşmanı dışında kim haklı görebilir? Haluk Şahin, bu görüşün doğru olduğu kanaatinde midir?

            Lâkin, bu sözlerinden dolayı Orhan Pamuk hakkında dâvâ açılmasına ve şiddete mâruz bırakılmasına elbette karşıyım.

            Kalın fırça darbelerini göstermeye çalışırken, yalın gerçekleri örtbas etmemeliyiz.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ