Karga mı, Bülbül mü? 

 

            Televizyondan bütçe görüşmelerini takip ediyorum. CHP lideri Deniz Baykal, büyük bir zevkle Hükûmete veryansın ediyor. 17 Aralık’ta Brüksel’de AB ile varılan mutabakatı yerden yere vuruyor ve “Kargayı bülbül diye yutturamazsınız!” diyerek avazı çıktığı kadar bağırıyor.

            Milletin 44 yıldır beklediği âna en fazla yaklaştığımız bir sırada, kamuoyunun tamamına yakın kısmı heyecan ve sevinç içindeyken Baykal, “Ne bayramı?” diyerek feryat ediyor. Milletle ters düşmek onun için dert değil; çünkü o bir siyasî partinin değil, ayağı yerden kesik, halktan kopuk bir “kulübün” başkanı...

X X X

            6 Ekim “AB İlerleme Raporu”ndan sonra Başbakan Erdoğan, “zaferine ortak çıkarma” endişesine kapılmadan, Baykal’ı samimîyetle Brüksel’e dâvet etti. Baykal, önce “Bundan büyük mutluluk ve onur duyarım” diyerek teklifi kabul etti. Bunun üzerine bendeniz de kalemime sarılıp “CHP’ye Methiye” başlıklı bir makale döşenmiştim. Baykal’ın muhalefet hırsı, bunca yıllık politik tecrübeye sahip bendenizi dahi kündeye getirdi. Brüksel’e gitmeden önce Başbakan ve Dışişleri Bakanı’nın ayağına kadar gidip tekrar dâvet etmelerine rağmen Baykal, onları reddetti. Aklısıra, AB raporlarındaki bazı olumsuzlukları görünce, Brüksel’de ortaya çıkabilecek menfî tabloya ortak olmak istemiyor; daha da önemlisi, CHP’nin “tarihî muhalefet misyonu”na uygun olarak, sonuçta Türkiye aleyhinde yorumlanabilecek hususlar bulacağından emin bir şekilde, Hükûmeti tenkit etmek için iştahla beklemeyi tercih ediyordu.

X X X

            Halbuki, Baykal’ın Brüksel’e gitmesi, hattâ çok daha önce AB üyelerini dolaşarak Türkiye’nin AB ile tam üyelik müzakerelerine başlaması için gayret göstermesi gerekmez miydi? Üstelik, Türkiye’nin AB üyeliğini daha çok Avrupalı “sosyal demokratlar” destekliyordu. Baykal, havanda su dövülen, ideolojik tartışmaların ötesine geçilemeyen ve Başkan Yardımcısı olduğu “sosyalist enternasyonal” toplantılarına hiç sektirmeden katılmayı biliyordu ama Türkiye’nin bu hayatî meselesinde kılını bile kıpırdatmıyordu. Avrupalı sosyal demokratlar, muhatap olarak karşılarında sadece muhafazakâr demokrat AK Partilileri buluyorlardı.

X X X

            17 Aralık Mutabakatı, ne kargadır, ne de bülbül... Başbakan Erdoğan da bu anlaşma hakkında “Yüzde yüz diyemeyiz ama başardığımızı söyleyebiliriz” dedi. Yani, Erdoğan da Türkiye’nin her istediğini alamadığını zaten kabul etti. Kıran kırana yapılan bir müzakerede, bundan daha tabiî bir netice olur mu? 17 Aralık’ta Türkiye’nin asıl hedefleri, 2005 yılı içerisinde “net bir müzakere tarihi almak” ve bu tarihin “tam üyelik” için olmasıydı. Türkiye, Brüksel’de bu hedeflerine ulaşmıştır.

            Diğer meselelerde ise Erdoğan ve ekibi, AB ile çok üstün bir performans göstererek mücadele etmiş; hattâ bir ara Kıbrıs meselesinde 44 yıllık bekleyişi riske sokarak mücadele masasını terketmiştir. Bu esnâda, Baykal’ın, müzakereleri dondurup Türkiye’ye dönün çağrısının Erdoğan’ın elini kuvvetlendirdiği söylenebilir. Ancak, Baykal’ın bu çağrısına uyulduğu takdirde, bu defa da “yarım asırlık mücadeleyi bitirdiniz; sizi gidi beceriksizler!” şeklinde tenkitlerin yapılacağını işitir gibi oluyorum.

            Brüksel anlaşması, Türkiye için bal gibi “başarı”dır. Kıbrıs konusunda istenen yazılı tanıma yapılmamış; bilâkis bu anlaşmanın “tanıma” demek olmadığı vurgulanmıştır. Bu yeni sürecin Kıbrıs’ta yeniden çözüm arayışlarını hızlandıracağı görülmektedir.

            Serbest dolaşım ve diğer kalıcı sınırlamalar konusunda esneklik getirilmiş, yani kalıcılık bir bakıma kaldırılmış; tam üyelik olmazsa “özel statü” konusunda yetki Türkiye’ye verilmiştir.

            Kısaca, AB Komisyonu’nun dayatmaya çalıştığı şartların büyük kısmı, Türkiye tarafından değiştirilmiştir.

X X X

            Ortaya çıkan anlaşma “bülbül” değildir. Lâkin, buna rahatlıkla “kanarya” veya hiç değilse “saka” diyebilirsiniz.

            “Karga”ya gelince, milletimiz karganın kimliğini çok iyi biliyor ve ikide bir “gaklamasından” da rahatsız oluyor.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ