Türkiyelilik Üzerine

  

            Siz hiç yabancı bir dilde “Türkiyeli” sözünün karşılığı olan bir kelime gördünüz mü? Tek bir kelimeden bahsediyorum; yoksa, “Türkiye’de yaşayan insanlar” gibi tanımlayıcı ifadeler, zâten her dilde bulunur. Meselâ; İngilizce’de, “Turk” ve “Turkish” kelimeleri “Türk” karşılığı olarak kullanılır.

X X X

            Geliniz bir de “Türkiye” sözünün karşılığına bakalım: “1. Türklerin ülkesi, Türkili, Türkistan. 2. Türkiye devletinin ülkesi” (Büyük Türkçe Sözlük, D. Mehmet Doğan).

            Öyle ya, içinde hangi etnik unsur yaşarsa yaşasın, bu ülke “Türklerin ülkesi Türkiye...”

X X X

            AB yolunda ilerlemeye çalışırken, kendisini sadece yaşadığı coğrafya ile tarif eden bir Avrupalı’ya hiç rastladınız mı? Fransa’da, Almanya’da, İtalya’da, İngiltere’de yaşayan bu ülke vatandaşlarının, kendilerini “Fransalı”, “Almanyalı”, “İtalyalı”, “İngiltereli” olarak vasıflandırdığını hiç duydunuz mu? Onlar, İngiliz, Fransız, Alman, Yunan (hattâ Elen) olacaklar da, ben neden “Türkiyeli” olacakmışım?...

            Bu topraklarda yaşayan bunca insanın, coğrafyadan başka bir ortak değeri yok mudur?!...

            “Amerikalı”ya gelince; bu deyim, bizim “American” kelimesini bu şekilde tercüme etmemizle ilgili bir kullanım farklılığından ortaya çıkıyor. Yoksa, yamalı bohçaya benzeyen Amerikan milleti, “Amerikan kimliği” ile herkesten fazla övünüyor,

X X X

            Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu Ekim 2004 Raporu, öteden beri şikâyetçi olduğumuz bazı gerçeklere temas etmekle beraber, son derece teorik ve yanlış teşhislerle dolu bir aydın mastürbasyonu olarak ortaya çıkmaktadır. Ayağı yere basmayan, siyasî realitelerden uzak, pür hümanist bir bakışla hazırlanan bu raporun, T.C. Başbakanlığı’nın resmî görüşünü aksettirmesi mümkün değildir.

            Bu konuda, Başbakanlık’tan resmî bir açıklama bekliyoruz.

            Rapor’un “Sonuç” bölümündeki şu ifade, bütünü hakkında bir fikir vermektedir: “Sonuçta, tek kültürlü ulus-devlet modelinin insan haklarını gözardı eden boyutu yerine, ‘Türkiyelilik’ üst kimliği altında çok kültürlü yeni bir toplum modeli benimsenecektir.”

X X X

Böyle bir “toplum modeli” olabilir mi? Belki olabilir. Lâkin, böyle bir “devlet modeli” aslâ olamaz. Çünkü böyle bir modelde devleti oluşturan siyasî yapı tesis edilemez. Devlet modeli yerine, toplum modeli ikame edilemez.

Rapor’daki iddianın aksine  milleti bölük pörçük olan bir devletin “bölünmez bütünlüğü”nden söz etmek imkânsızdır. Tarihte ve günümüzde, bu şekilde pâyidar olmuş tek bir devlet gösteremezsiniz.

Sadece “coğrafya”dan ibaret bir vatan anlayışı, nüfus cüzdanı ve pasaport ile sınırlı bir kimlik kavramı ile kitleleri bir arada tutmanız mümkün değildir.

X X X

            Daha önce de defalarca yazdık; “Türk Milleti”, “Türk Devleti” derken kullandığımız “Türk” sıfatı etnik bir tavsifi değil, daha çok “üst kimlik” ile “vatandaşlık” sınırlarını ifade etmektedir. 1924 Anayasası’nın 88. maddesinde, “Türkiye’de din ve ırk ayırt edilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese Türk denir” hükmü vardır.

            Önce siyasî ve hukukî kimliğimiz olan “Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı” kimliği gelir. Bu çerçevede bütün vatandaşları içine alan üst kimliğimiz “Türk Kimliği”dir. Alt kimlikte, T.C. vatandaşı kendisini “Türk”, “Kürt”, “Arap”, “Çerkez”, “Laz” vs. diye ifade edebilir.

            Bir de bütün bu kimliklerin dışında, manevî ve birleştirici değeri büyük olan ve nüfusumuzun tamamına yakın kısmına hitap eden “Müslüman Kimliği” vardır. Bu kimlik, siyasî ve hukukî bir sonuç doğurmamakla beraber, Türk toplumunun (üst kimlik anlamında) çimentosunu meydana getirir.

X X X

            Türkiye’de yapılması gereken, resmî “T.C. Kimliği” haricinde üst kimlik olarak “İslâm ve Türk Kimliği”nin iyi yorumlanması ve hazmedilmesidir.

            Üst kimlikteki “Türklüğün” yerine “Türkiyeliliği” geçirirseniz, içi boşaltılmış kuru bir pasaport ve ırkçılık peşindeki milyonlarla karşı karşıya kalırsınız.

            “Ortak coğrafya”, kimliğin sadece bir parçasıdır. Kimliği meydana getiren asıl harç; din, dil, vatan, kültür, tarih, tasa ve kıvanç birliğidir.

            Irk ve din ayrımı yapmayan ve alt kimlik gruplarını ezmeyen bir “Türklük Şuuru”, T.C. Vatandaşlığı’nın içini dolduracak ve bizi “biz” yapacak temel değerimizdir.

X X X

            Devletimiz, “bağımsız”, “egemen” ve “üniter” millî devlet yapısını devam ettirmek mecbûriyetindedir.

            Ve, kimseler unutmasın ki, bu devletin adı da “TÜRKİYE Cumhuriyeti”dir.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ