Kitâbiyât

 

 

            Ahmet Akgündüz Hoca’yı, Ağustos 1986’da tanımıştım. O vakit henüz çiçeği burnunda bir yardımcı doçent idi. Ben de Başbakanlık Müsteşarı’ydım ve “Osmanlı Arşivi Projesi”ni bizzat yürütüyordum. Akgündüz Hoca, İslâm ve Türk Hukuk Tarihi konusunda çok değerli bir uzmandı. Kendisini derhal Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde uzman müşavir olarak vazifeye başlattım ve yeni aldığımız arşiv uzman yardımcılarının eğitiminde görevlendirdim.

            Aradan geçen 20 yıllık dönemde Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, bitmeyen enerjisiyle bir ömre sığdırılamayacak çalışmalar yaptı ve birbirinden kıymetli eserler verdi. Osmanlı Arşivleri’nde ilk olarak “Osmanlı Kânunnâmeleri” eserini hazırladı. Bu çalışma, bütün dünyada Kânunnâmeler konusundaki tek eserdir. Hâlen Roterdam İslâm Üniversitesi Rektörü olarak görev yapan Prof. Akgündüz, daha sonra 200’den fazla ilmî makale ve 46 eser yayınladı. Bunların içinde, Doç. Dr. Said Öztürk ile beraber yazdığı “Bilinmeyen Osmanlı” 240 bin adet sattı.

            Prof. Akgündüz, değerli araştırmacı ve İktisat Tarihi doçenti Said Öztürk ile beraber 1992’de Osmanlı Araştırmaları Vakfı’nı kurdu. İşte, bu Pazarki Kitâbiyât yazımda, Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Doç. Dr. Said Öztürk ve Yaşar Baş’ın hazırladıkları, Osmanlı Araştırmaları Vakfı’nın son yayını olan “Üç Devirde Bir Mabet: AYASOFYA” isimli son derece değerli eserden bahsetmek istiyorum. Bu arada, Yaşar Baş’ın da, Osmanlı Arşivi Projesi çerçevesinde aldığımız ilk uzman yardımcılarından olduğunu iftiharla kaydetmek istiyorum.

X X X

            Tamamen arşiv belgelerine, yazma eserlere ve temel kaynaklara dayanılarak hazırlanmış ve sahasındaki tek eser olan “Ayasofya” çalışması, sadece kuru bir akademik yayın olmanın çok ötesinde özelliklere sahip. 135 gr.lık lüks kuşe kâğıda, renkli ve resimli olarak 25x32 ebadında basılmış ve nefîs bir cilt ve şömiz kapakla meydana getirilmiş 895 sayfalık koca kitabı, yüzlerce fotoğraf, resim, tablo ve görüntülü malzemeyle birlikte okurken, zamanın nasıl geçtiğini farkedemiyorsunuz.

            Okuma özürlü kişilerin bile bu emsalsiz eseri ellerine alıp sayfalarını karıştırmaları, onları bambaşka bir âleme götürmeye yetebilir.

X X X

            Bence bu eserin asıl önemli tarafı; Ayasofya hakkında yapılan çok sayıdaki yayınlarda, bu ulu mâbedin İslâmî hüviyeti bir tarafa bırakılıp Bizans ve Hristiyanlık vurgusu yapılırken, Prof. Akgündüz ve ekibinin bu eşsiz çalışmasında tarafsız ve ilmî bir nazarla Ayasofya’nın hakikî hüviyetini aksettirmesidir.

            Eserin ithafı da çok mânidar. “İstanbul’un fethi arefesinde harap olmaya yüz tutan Ayasofya’nın, malî ve hukukî teminatlarla günümüze kadar yıkılmadan gelmesini sağlayan Büyük Sultan’ın, Fatih Sultan Mehmet Hân’ın aziz hâtırasına...” denilmiş. Osmanlı’nın torunları, Hz. Peygamber’in hadîsinde övdüğü aziz cedlerini unutmamışlar...

            Ayasofya’nın iki kurucusu var: Birincisi Justinianus ise ikincisi de hiç şüphesiz Fatih Sultan Mehmed... Bu hakikati ifade eden, büyük ve gerçek aydınlarımızdan Gelibolulu Alî, “Künhü’l-ahbâr” isimli eserinde şöyle söylüyor:

            “El-hak tab-ı pâdişâhî (Fatih) cümleden ziyâde,

              ol ma’bed-i kadîmin (Ayasofya) ihyâsına müte’allik oldı”.

            Prof. Akgündüz ve arkadaşlarının deyimiyle, beşyüz yıllık Osmanlı devrinin “Türk Ayasofyası”, bu hârikulâde baş eser ile çok güzel anlatılıyor.

            Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Doç. Dr. Said Öztürk ve Yaşar Baş’ı, bu dev eseri hazırladıkları için tebrik ediyorum.

            Eser hakkında bilgi edinmek isteyenler için, Osmanlı Araştırmaları Vakfı’nın adresini veriyorum: Zeynep Sultan Camii Sokak No: 29, 34410 Eminönü/İstanbul; Tel: (0212) 513 40 33; Faks; (0212) 511 34 78; E-mail: osav@osmanli.org.tr

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ