Bir Başkadır Ecevit...

 

            Sevgili okuyucularım, bu Pazar yazımı kaleme alırken Bülent Ecevit komadaydı ve yaşam mücadelesi veriyordu. Onun tekrar sağlığına kavuşmasını ve daha nice yıllar siyasî birikiminden faydalanılmasını samimiyetle diliyorum.

            ‘Tarihsel Yanılgı’

            Bülent Ecevit, 40 yıldır Türk siyaset hayatında önemli rol oynamış, başbakanlıklar yapmış bir siyaset ve devlet adamıdır. Bence, ‘eksileri’, ‘artıları’ndan fazla olmuştur ama Türk siyasetine damgasını vurduğu inkâr edilemez bir gerçektir. Ecevit, önce CHP’yi İnönü gibi kurt bir politikacının elinden -biraz da yaşlılığından faydalanarak- almış ve ‘tarihî yanılgı’ teziyle CHP’nin imajını yenileyerek 1973 ve 1977 genel seçimlerinde başarılı olmuştur.

            Ecevit, CHP jakobenizminin geleneksel felsefesinin zaman zaman dışına çıkarak ‘gardrop devrimciliği’ ve ‘tarihsel yanılgı’ deyimleriyle inkılâpların değişik yorumlarına yönelmiş; özellikle halkın dinî duygularına saygılı olmaya çalışmıştır. Bu konularda bazen Merve Kavakçı olayında görüldüğü gibi millî iradeyi hiçe sayarken, bazen de Fethullah Hoca’yı değerlendirmesinde olduğu gibi hoşgörüyle davranabilmiştir.

            ‘Halkçı Ecevit’

            1946 sonrası dönemde CHP’ye ait yegâne siyasî başarı, 70’li yıllarda Ecevit’in estirdiği rüzgârdır. Ecevit’in bu başarısının altında tarihsel yanılgı itirafıyla halkla yakınlaşması kadar ‘Halkçı Ecevit’ imajı da yatmaktadır.

            Ak güvercinleri, mavi gömleği, kasketi ve ‘Karaoğlan’ karizması ile geniş halk kitlelerinin sempatisini kazanan ‘Halkçı Ecevit’, parasal konulardaki dürüstlüğü ve mütevazı hayat tarzıyla da uzun yıllar gönüllerde taht kurabilmiştir. Ancak, devlet yönetimini romantik bir perspektiften öteye geçemeyerek ele aldığı ve Türkiye’yi ileriye götürecek köklü adımlar atamadığı görülmüştür.

            DSP’yi kurarak sıfırdan iktidar partisi hâline getirmesi, azminin ve ısrarlı politikasının başarısıdır. Ancak, yaşlanmasına ve hastalanmasına rağmen Başbakan olarak kalmakta direnmesi, siyasî hayatının son döneminde onu gözden düşürmüş ve seçimlerde silinmesine sebep olmuştur.

            Ecevit ile Anekdotlar

            Türk siyaset tarihi Bülent Ecevit’i, maddî konularda ‘dürüst’ bir politikacı olarak kaydedecektir. Ecevit, devlet imkânlarını hiç bir şekilde şahsî menfaatleri için kullanmamış ve bu hüviyetiyle kamu oyunda her zaman takdirle anılmıştır. Ancak, ekonomik konulardaki bilgisizliği ve politik çekingenlikleri yüzünden, Başbakanlıkları esnâsında kendi iktidarı zamanındaki yolsuzluklara engel olamamıştır.

            1995 Genel Seçimleri’nden önce müşterek dostumuz Esat Güçhan vasıtasıyla, DSP ile Genel Başkanı olarak bulunduğum YDP arasında bir seçim ittifakı konusunda görüşmek üzere, DSP Genel Merkezi’nde bir araya gelmiştik. Siyasette ‘Dürüstlük ve Fazilet Mücadelesi’, ortak paydamızı oluşturuyordu. Prensiplerde anlaşmıştık. Görüşmemiz sırasında bana, ‘Hasan Celâl Bey, politika nakit ve vakit gerektirir’ diyerek, seçim için ne kadar para harcayabileceğimizi nezaketle sormuştu. Ben de mahcubiyetle hiç paramız olmadığı cevabını vermiştim. Birkaç gün sonra telefon edip, ittifak konusunu düşündüğünü ve örgüte kabul ettiremeyeceğini söyleyerek her zamanki nâzik hâliyle özür diledi. Zaten bizim arkadaşlar da sol bir partiyle ittifaka girilmesinin yanlış olduğu gerekçesiyle itiraz etmişlerdi.

X X X

            Galiba 1985 yılıydı. O dönemde Ecevit yasaklıydı, ben de Başbakanlık Müsteşarı idim. ‘Ecevit arıyor’ dediler. Esenboğa Havaalanı’ndan telefonla arıyordu. Sesi çok üzgün çıkıyordu. Bana, ‘Müsteşar olarak Devleti siz temsil ediyorsunuz. Bunun için şikâyetimi size bildirmek istedim’ dedi. Ecevit, VİP salonlarını kullanmazdı. Havaalanında görevli bir polis,  herhalde siyasî peşin hükümlerinin etkisiyle Ecevit’e kötü davranıp hakaret etmiş. Başbakanlık yapmış bir devlet adamına bu şekilde muamele edilmesine çok üzülmüştüm. ‘Sayın Başbakanım, lütfen oradan ayrılmayınız, sizi yarım saat içerisinde arayacağım’ dedim. Emniyet Genel Müdürü Saffet Arıkan Bedük’e durumu telefonla anlattım. Yarım saatlik müddet dolmadan Ecevit’e polisin görevden alındığını ve hakkında soruşturma açıldığını söyledim.

X X X

            İlgimden çok memnun olan Ecevit, bundan sonra beni birkaç defa daha aradı. Bu görüşmelerimizde özellikle ‘Güney Doğu Meselesi’ üzerinde durarak endişelerini Başbakan Özal’a iletmemi istedi. Özal, Ecevit’in çizdiği tablo ve geleceğe ait endişeleri üzerinde ciddiyetle durdu. Lâkin, ne yazık ki, yıllar sonra Ecevit’in Güney Doğu ve Kürtler konusundaki endişelerinde ne kadar haklı olduğu ortaya çıkmıştır.

X X X

            Merhum Özal, aramızdaki bu diyalogdan memnun olarak Ecevitler ile ilgili konularda beni görevlendirdi. Lâkin Ecevitler kibar insanlardı; hiç bir şahsî konuda talepleri olmazdı.

            Rahşan Ecevit, o yıllarda DSP Genel Başkanı idi. Birgün Özal’ın Başbakanlık Konutu’ndaki çalışma bölümünde Özal ve Rahşan Hanım ile beraber bir Anayasa değişikliği taslağı üzerinde müzakere etmiştik. Taslak, siyasî yasakların kaldırılması konusunu da ihtiva ediyordu. Özal, müşfik bir edayla konuyu izah etmeye çalışıyordu. Ancak hukukî bilgisi olmayan Rahşan Hanım, ‘Bunu en iyisi Bülent Bey’e anlatalım’ teklifinde bulunmuştu.

            Bir Başkaydı Ecevit...

            Ecevit’in çok renkli bir kişiliği vardı. Gün olur, Tagore’den çeviri yapabilmek için Sanskritçe öğrenir; şair ve gazeteci kimliğiyle ön plana çıkar; Türk-Yunan kardeşliği üzerine şiir yazar; gün olur, Kıbrıs Barış Harekâtı’nda kararlı bir devlet adamı sıfatıyla başına kask geçirirdi.

            Ecevit, Kıbrıs davasının sonuna kadar savunucusu olmuştur. Barış Harekâtı’ndan etkilenen Balkan Türkleri, çocuklarına ‘Ecevit’ ismini vermişler; Rumeli göçmenleri, siyasî hayatı boyunca onu daima desteklemişlerdir.

            ‘Pülümür’ün yaşsız kadını’ hakkında şiir yazarken, bölücü terörün karşısına da çıkabilmiş ve Apo’nun yakalanışında etkili olabilmiştir.

            Vahdettin’in hain olmadığını söyler ve misyonerlik faaliyetlerine dikkat çekerken, laiklikten de taviz vermemiştir.

X X X

            Şurası muhakkaktır ki, Bülent Ecevit son kırk yılın Türk siyasetinde önemli bir şahsiyet olarak tarihteki yerini almıştır.

ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ