“Filistin’in Tapusu Bizde”

 

            Dışişleri Bakanı Gül, bizi çok heyecanlandıran bir beyanda bulundu. “Bütün bölgenin tapu ve arşivleri benim elimde. Ben Filistin’le ilgilenmeyeceğim de kim ilgilenecek?” dedi. Bu ifade, Pazar günkü yazımızda anlattığımız ‘büyük devlet olma’ iradesinin bir göstergesidir. Gerçekten de bugün Osmanlı Coğrafyası’nda, Osmanlı’nın hâkimiyeti ve nüfuzu altındaki topraklarda tam 76 ülke bulunmaktadır. Bütün Orta Doğu’nun tapu ve arşiv kayıtları da elimizdedir.

            İşte bunun içindir ki, Irak konusunda seyirci kalmamızın doğru olmadığını feryadü figan yazıp duruyoruz. ABD ile birlikte işgalci görünümünün Türkiye’nin İslâm Dünyası indindeki imajını zedeleyeceğini biliyoruz. Lâkin, diplomaside methaldar olmadan nizamat vermek mümkün değildir. Bin yıldır bu coğrafyanın yegâne hâkimi olacaksınız ve tapusu sizin olacak; dünyanın en büyük ordularından birine sahip bulunacaksınız; bölgenin tek güçlü ülkesi olduğunuz kabul edilecek; buna mukabil yanıbaşınızdaki coğrafyanın haritasını değiştirecek olaylara seyirci kalacaksınız... Üstelik ciddî bir güvenlik sorununuz devam ederken...

            Bunun için, gecikerek ve bazı usûl hataları yapılarak da olsa, Dışişleri Bakanı’nın Hamas konusunda başlattığı politikayı devam ettirmesi gerektiğini düşünüyoruz.

X X X

            İsrail ve ABD’nin ‘Hamas’ı izolasyon’ politikası, Orta Doğu’da olayları tırmandıracak ve netice vermeyecek yanlış bir politikadır. Son bir yıllık dönemde terör faaliyetlerini durdurarak legalleşme sürecine giren Hamas’ın Filistin seçimlerine katılmasına izin veren İsrail ve ABD’nin, seçimleri kazanmasından sonra uyguladıkları izolasyon ve sertlik politikası, açık bir hesap hatası ve tezattır. Tabiî, eğer özellikle Filistin sorununu çıkmaza sokmak istemiyorlarsa...

            Hamas’ın Türkiye’yi ziyaret etmek istemesi, Türkiye için bir risktir. Ancak Hamas’ın, önce demokratik ve lâik bir ülke olan Türkiye’yi ziyaret etmesi, bir bakıma ABD ve İsrail için de dolaylı bir yumuşama talebi olarak değerlendirilmelidir. Hamas’ın temaslarına Ahmedinecad İranı ile başlaması, bölge barışına olumsuz yönde tesir ederdi.

            Prof. Davutoğlu’nun ‘Stratejik Derinlik’ tezini bir defa daha değerlendirmek zorundayız. Türkiye’nin en yakın Osmanlı Coğrafyası’nda müessiriyetini arttırma yerine, gittikçe artan bir ‘izolasyon kıskacı’ içerisine hapsedilmek istendiğini artık görmek mecburiyetindeyiz. Doğuda Ermenistan’dan sonra, nükleer silah krizi yaşanan ve her an izolasyon tehlikesi içindeki İran, savaştan sonra izole edilmiş Irak ve tehdit altındaki Suriye... Bu tablonun Türkiye bakımından iç açıcı olduğunu söylemek mümkün değildir.

            Türkiye’nin inisiyatif kullanarak aktif bir diplomasiyle bu izolasyon çemberini kaldırması lâzımdır.

X X X

            Diğer taraftan, İsrail’in büyük bir küstahlıkla Hamas’ı PKK’ya benzetmesi karşılığında verilen nota yerinde ve isabetli olmuştur.

            Hamas ile PKK’nın hiçbir benzerliği yoktur. Şöyle ki:

            1. 1967’deki Mısır-İsrail savaşından sonra İsrail, Filistin topraklarını işgal etmiş ve kırk senedir milletlerarası kararları ve verdiği sözleri hiçe sayarak işgalini devam ettirmiştir. Hamas, yöntemlerini onaylamasak da, işgalcilere karşı mücadele yürüten bir örgüt olmuştur. PKK ise, uluslararası hukuka göre Türkiye’ye ait bulunan topraklarda terör faaliyetlerinde bulunmaktadır.

            2. Hamas’ın faaliyette bulunduğu topraklar İsrail’in işgalinden önce Mısır ve Ürdün yönetiminde Filistin’e, daha önce de Osmanlı Devleti’ne aittir. Halbuki, PKK’nın faaliyette bulunduğu  bölge, bin yıldır daima Türkiye topraklarıdır ve PKK’nın ‘bağımsızlık savaşı’ iddiası gülünçtür.

            3. İsrail’in işgal bölgesindeki Filistin’li Araplar, her türlü zulüm ve haksızlığa maruz kalan, esaret altında yıllardır inim inim inleyen insanlardır. Türkiye’de ise, etnik menşei ne olursa olsun, bütün vatandaşlar aynı siyasî ve hukukî haklara sahiptirler.

            4. Hamas, Filistin toprakları dışında terör eyleminde bulunmamıştır. Buna mukabil PKK, özellikle Avrupa’da terör eylemleri yapmaktadır.

            5. Hamas, uluslararası gözlemcilerin denetiminde, bugüne kadar Orta Doğu’da yapılan en şeffaf seçimi büyük bir ekseriyetle kazanmıştır. PKK ise sadece terör eylemleri yapan terörist bir çeteden ibarettir. İlle de bir benzetme yapılacaksa, Hamas’ı PKK’ya değil belki DEHAP, DTH gibi partilere benzetmek lâzımdır. Bu gibi front rolü oynayan siyasî partilerin de yüzde 6’yı geçememiş olması, diğer unsurlar bakımından tamamen farklı olan bu benzetmeyi de geçersiz hâle getirir.

X X X

            Kudüs’te bugün dahi dinî cemaatler arası uygulamaların hâlâ Osmanlı Hukuku’na göre yapıldığını biliyor muydunuz?

            Gül doğru söylüyor; Filistin, elbette en az ABD ve İsrail kadar bizim de meselemizdir. Artık ‘perhiz’i bozma ve ‘lahana turşusu’ yeme zamanıdır

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ