Vatikan, Mevlid, Çocuk

 

 

            Anlı şanlı medyamız, son onbeş günden beri Papa ve Vatikan ile meşgul bulunuyor. Bizim fukara insanımız, Roma’daki merasimi, Sen Piyer Katedrali’ni, hep bir örnek kırmızı kıyafetleriyle kardinalleri, ağzı bir karış açık seyredip duruyor. Müteveffa Papa II. Jean Paul hakkında gazetelerde çarşaf çarşaf haberler yayınlandı. Televizyonlar, cenaze törenini saatlerce naklen yayın yaparak verdiler. Bazı gazeteler, Papa’yı hâşâ peygamber yerine koyarak “son mucizesi” diye manşet attılar. Nüfusunun yüzde 99,9’u Müslüman olan Türkiye’de, ortalığı “salyangoz satıcıları” doldurdu.

X X X

            Bir gariptir benim memleketim: Hilâfet’ten bahsedenin ağzına biber sürerler; Papa’nın karşısında diz çöküp ihtiramda bulunurlar. İslâm’ı ağzına alana “mürteci” diye şüpheyle bakarken, din devleti Vatikan’ı yere göğe koymazlar.

            Papa, açıkça Türk düşmanlığı yapar; PKK’ya destek olur; Vatikan, Ermeni soykırımı iftirasını resmen kabul eder. Biz ise, Papa’nın ölümünde ABD ve İngiltere’nin bile yapmadığını yaparak bayraklarımızı yarıya indirir; yas ilân ederiz.

            Biz, “dinler arası diyalog”u İslâm’ın “ehl-i kitâba hoşgörü” cümlesinden kabul ederiz; onlar ise “misyonerlik” vesilesi ittihaz ederler.

X X X

            Neymiş efendim? Papa seçilecekmiş. Bunun için Kardinaller katedrale kapanıp 15 gün seçim yapacaklarmış. Bu arada, gökten bir işaret alıp Papa’yı seçerek bacadan duman tüttüreceklermiş...

            Yanlış anlamayınız. Bizim herkesin dinî inancına saygımız var. Lâkin, Kandillerde Mevlîdi bile çok görerek televizyonlarda gece yarısından sonraya koyan zihniyetin, bizi ve inanç dünyamızı hiç mi hiç ilgilendirmeyen Papaz Efendiler için yaptığı bu “yalakalığı” karşısında çileden çıkmamak mümkün mü?...

X X X

            Bugün Mevlid Kandili, yani Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa S.A.S.’in doğum günü. Bu ismi duyunca yüreği titremeyen, kalbi sevgiyle dolmayan, gözleri yaşarmayan Müslümana şaşarım. O Peygamber ki, Cenab-ı Hakk (C.C.) O’na, “Yâ Muhammed, sen olmaya idin bu âlemi halk etmezdim” buyurmuştur. O Peygamber ki, Cenab-ı Allah O’na, “Biz seni ancak âlemlere rahmet olsun diye gönderdik” buyurmuştur.

            Elimde, CENAN Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı ile TÜRKKAD Türk Kadınları Kültür Derneği İstanbul Şubesi’nin, “Hz. Muhammed (S.A.S.)’in doğumunun 1434. senesi vesilesiyle...” ithaflı, nefis hat ve tezhiplerle müzeyyen harikulâde bir eseri var. Bu akşam Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda bu münasebetle çok güzel bir gece düzenmişler. Millî ve mânevî değerlerimizi yaşatan bu dostlarımızı tebrik ediyorum.

            Eserdeki bir hikmetli sözü okuyucularımla paylaşmak istiyorum: “Her gül kokan yerde muhakkak gül vardır. Her gül kokan yerde gül olduğu gibi her dedikodusuz ve fesatsız olan mecliste de Hz. Muhammed vardır. NEREDE MUHABBET, ORADA MUHAMMED...” (Ken’an Rifâî, Sohbetler, Cilt 2, S.111).

X X X

            Bu Cumartesi günü 23 Nisan “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”nı kutluyoruz. Bizim medeniyetimizde “çocuk sevgisi” vardır. Peygamberimiz çocukları çok severdi. Onları kucağına alıp okşar, sevgi ve şefkatle öperdi. Peygamberimiz, çocuklarla çok ilgilenirdi. Bir defasında çocuklar arasında koşu düzenledi; kendisi de yarışın sona ereceği noktada durdu. Koşarak yanına gelen çocukları öptü ve hediyelerini verdi.

            Hz. Peygamber’in şu hadîsi ne hoş değil mi? “Şüphesiz ki Allah, çocuklarınız arasında öpücüklerinizde de eşit davranmanızı sever”.

            Kur’ân’ın ifadesiyle çocuk, “Dünya hayatının süsüdür.” Peygamberimizin ifadesiyle çocuk; “Cennet çiçeğidir”; “Gönül meyvesidir”; “Berekettir”; “Cennet kokusudur”; “Dünyada nûr, âhirette sürûr”dur.

            “Kimin çocuğu varsa, onunla çocuklaşsın” buyuran Peygamber Efendimiz’in, daha önce de yazdığım bir hâlini, Çocuk Bayramı vesilesiyle tekrarlamak istiyorum: Hz. Peygamber, bütün çocukları sevdiği gibi, torunları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i de çok severdi. Bir gün torunları, zengin komşularının oğluna deve aldığını söyleyince, Hz. Peygamber, “Ben de sizin deveniz olayım, sırtıma binin” dedi. Allahın Resûlü, odanın içinde dizüstü emekleyerek sırtındaki torunları Hasan ile Hüseyin’i gezdirmeye başladı. Torunları, “Ama dedeciğim, komşu çocuğunun devesi yürürken boynunu sallayarak ‘afv afv” diye bağırıyor” itirazında bulununca, Hz. Peygamber de boynunu sallayarak “afv afv” diye bağırdı. Yüce Allah’ın “Habîbim” (Sevgilim) diye hitap ettiği Peygamberimizin tevazuunu ve çocuk sevgisini düşünebiliyor musunuz?...

X X X

            Gotik görüntülerle, Kardinal külâhları ve kilise çanlarıyla kararan içinizi açarak, sizi bir an olsa da Sevgili Peygamberimizin “gül bahçesi”ne götürmeye çalıştım.

            Mevlid Kandiliniz mübarek olsun.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ