Sokak Çocukları Ne Olacak?

 

 

            Bizim neslimiz Kemalettin Tuğcu’nun duygulu çocuk romanlarıyla yetişti. Romanlardaki fakir-zengin çocuk tiplemelerine bayılır; kocaman köşkler ve surlardaki izbe odaların mübalağalı mizansenlerinde geçen olayları âdeta yutar gibi okurduk. Hele, kimbilir kaç defa okuduğum “Sokak Çocuğu” adlı romanını hiç unutmuyorum. “Sokak Çocuğu”nun ilk baskısından bu yana yarım asır geçmiş; lâkin aynı hamam aynı tas... Gerçi, Dickens’ın sokak çocuklarının üzerinden çok daha uzun bir  zaman geçti ama İngiltere de henüz bu mesele kökten çözülemedi, diyebilirsiniz.

            Lâkin, sevgili okuyucular, şimdiki “sokak çocukları”, Dickens’ın da, Tuğcu’nun da tiplemelerine rahmet okutur cinsten. Daha çok Abuzer Kadayıf’ın sokak çocuklarına benziyorlar. Ne yazık ki, büyük çoğunluğu Güney Doğu’dan göç eden çok çocuklu fakir ve işsiz ailelerin çocukları. Birçokları aileleri tarafından sokağa atılmışlar. Çok çocuklu bu aileler, çocuklarını bir kazanç kapısı olarak görüyorlar. Sayıları yüzbinlere ulaşan bu yavrularımızın önemli bir kısmı tinerci ve uyuşturucu madde bağımlısı. Bazıları ise ellerinde satır, bıçak gibi kesici âletlerle sokaklarda dolaşıyorlar; cinayet, yaralama, kapkaççılık, hırsızlık ve ırza tecâvüz de dahil olmak üzere her türlü suçu işleyebiliyorlar. Bütün bunlar da suç örgütleri tarafından yönlendiriliyor.

X X X

            Gazeteden okudum; İstanbul’da bir sokakta Emniyete ait binanın dışındaki bütün binalar soyulmuş. O da bir şey mi? Bizim Gaziantep’te Emniyet’e ait bir binanın da birkaç defa soyulduğunu söylemişlerdi.

            Şurasını altını çizerek belirtelim ki, sokak çocukları sadece polisle ilgili bir asayiş ve güvenlik sorunu değildir. Meselenin sosyal boyutu, asayiş tarafından çok daha önemlidir. Sokaklarda serseri mayın gibi dolaşan bu çocuklar, her şeyden önce bizim evlâtlarımızdır.

            Asayiş boyutuna gelince, aslında dar imkânlarla Türkiye’de güvenlik ve asayişi temin etmekle görevli, başta İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu olmak üzere Türk Polisini ve Jandarmasını, yoğun ve başarılı çalışmalarından dolayı tebrik ediyoruz. Türkiye’de, son yıllarda sokak çocuklarına bağlı olarak artan suç istatistiklerine rağmen, asayiş göstergeleri diğer ülkelere oranla çok iyi durumdadır.

            Ancak, Nisan’da yürürlüğe girecek olan “Adlî Polis” uygulaması, 3000  civarındaki savcı açığı, yetersiz polis sayısı ve koordinasyon problemleri gözönüne alınarak tehir edilmez veya önce bir pilot uygulamadan geçirilmezse, asayişe müessir fiillere olumsuz şekilde tesir edecek ve polisin büyük çoğunluğunu yetkisiz hâle düşürecektir. Bu ise, bizi birdenbire artan bir suç furyasıyla karşı karşıya bırakabilecektir.

X X X

            Sokak çocuklarının sebep olduğu suç olaylarıyla mücadele edebilmek için şu tedbirler düşünülebilir:

            1. Adlî Polis uygulamasına dikkat edilmesi.

            2. Polis sayısının süratle arttırılması.

            3. “Sokak Polisi” uygulaması üzerinde çalışılması.

            4. “Ev Polisi” uygulamasının araştırılması.

            5. “Bekçi” uygulamasına geçilmesi.

            6. Özel Güvenlik teşkilâtlanmasının genişletilmesi.

            Hiç şüphesiz bütün bu tedbirlerin faydalı ve mahzurlu tarafları bir arada mütalâa edilmelidir.

            Bunlardan, tâ Osmanlı Dönemi’nden beri başarıyla uygulanan “Mahalle Bekçisi”nin; toplumumuz tarafından benimsenmiş, sevimli, tonton, dürüst, fedakâr, babacan “Bekçi Baba”sı olarak tekrar değerlendirilmesi faydalı olacaktır. Bu model, yeni istihdam imkânı sağlayacak bir devlet hizmeti olarak yürütülebileceği gibi, mahallelinin gönüllü katkısıyla organize edilecek müşterek bir kamu hizmeti olarak da düşünülebilir.

X X X

            Sokak çocuklarına toplumun ve devletin şefkatli kucağını açması, asayiş tedbirlerinden çok daha önemlidir. Polisten “ıslâh” vazifesi yapması beklenemez. Suçlu, suça meyyal ve suçsuz sokak çocuklarının himaye edilmesi, eğitilmesi, ıslâhı ve istihdamı Türk toplumu olarak önde gelen meselelerimiz arasındadır. Bu konuda, başta Çocuk Esirgeme Kurumu olmak üzere, Ankara ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanları’nın gayretleri takdire şâyandır.

            Kendisiyle görüştüğümüz Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun değerli Genel Müdürü İsmail Barış, kurum bakımının hem çok riskli -son olaylarda görüldüğü gibi- hem de pahalı olduğunu söyledi. Çocuklara “yurtlar”dan ziyade “evler”de bakmanın daha faydalı olduğunu fakat bunun da bazı çevreler bakımından yanlış yorumlanılacağından endişe ettiğini kaydetti. Diğer taraftan, Batı’da “koruyucu aile” uygulaması oranının yüksek olduğunu söyledi.

            Geçen yıl koruyucu ailelere veya yoksul ailelere çocuk başına net 70 YTL, giydirilmiş olarak (nakdî ve aynî yardım toplamı 105 YTL) verilmekte iken, bu miktar 2005 yılı için bir mislinden fazla arttırılarak 152-250 YTL’ye çıkarılmış. Bu uygulamanın, sokak çocuklarının sayısını azaltmada önemli katkılar sağlayacağını zannediyoruz.

            Bu arada TBMM’de kurulan Sokak Çocuklarının Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Siirt Milletvekili Öner Ergenç ve arkadaşlarının çalışmalarını da takdirle karşılıyoruz.

X X X

            Sevgili okuyucular, bu Pazar sohbetinde sizleri çok ciddî bir meseleyle sıktığımı biliyorum. Ne yaparsınız ki, bu, toplumumuzun en önemli dertlerinden birisi...

            Son olarak, bari sizi birazcık güldüreyim. Efendim, geçen gün bizim mûzip arkadaşlardan birisi, “Türkiye’de kapkaççılığın müsebbibi Demirel’dir. Evlâd-ı vatan, Demirel’in şapkasını kaçırmak için antrenman yapmaktan kapkaççılığa alıştı. Demirel’in şapkasını kaçıranlar hemen serbest bırakılmasaydı, Türkiye böyle kapkaççılar ülkesi olmazdı” diye söyleniyordu. “Keşke Demirel’in şapkasına sahip çıktığı kadar millet de çantasına sahip çıkabilseydi” dedim

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ