Kurban Bayramı Lâfazanları

  

 

            Son senelerde aziz ve mübarek Kurban Bayramı yaklaşırken, içim de titremeye başlıyor. Televizyonlardaki, Kurban Bayramı’ndan en az onbeş gün önce başlayan haber programlarını, açık oturumları, horoz döğüşlerini seyrederken sinirden bütün tırnaklarımı koparıyorum. Bu saçmalıkları dinlerken, ekrana kaç defa terlik fırlattığımı hatırlamıyorum. Karşımdaki sanki TV değil de, Orwell’in “1984” ütopyasındaki nefret seanslarını aksettiren “telescreen”...

            Orta Oyunu ve Karagöz alışkanlığını üzerinden atamamış “televizyon cazgırları”nın tahrik ettiği, genellikle hep aynı sîmâlardan müteşekkil “ekran gladyatörleri”, birbirinin ağzındaki lâfa atlayarak bağırıp dururken, insanın bunların ağzının üstüne tokadı basası geliyor...

X X X

            Yahu kardeşim, siz de kimsiniz?... Dinle, imanla, İslâmla ne ilginiz var? “Hayvansever” olmakla, ağızdan dolma bilgilerle ne demeye ahkâm kesersiniz? Arada bir de, “yenilikçi” görünerek cahil burjuvaların sempatisini kazanmaya çalışan; “Aman bu hoca efendi ne kadar da modernmiş!” denilmesine bayılan bazı hafifmeşrep din adamları da ekrana çıkmıyor mu? Adam, sanki dilinin zehriyle kurbanımızı “murdar” edecekmiş gibi geliyor; irkiliyorsunuz.

            Siz kim oluyorsunuz da, kendinizde Allah’ın emrini ve binbeşyüz yıllık İslâm medeniyetini değerlendirme yetkisini buluyorsunuz? Hangi bilgi ve müktesebatla; ne hadle?!... Yoksa siz “fetvâ emini”misiniz?

X X X

            Tâ Hz. Adem’den ve insanın yaradılışından beri bütün semavî dinlerde Allah adına “kurban” kesilir. İslâm dininde de kurban kesmek, Allah’ın emri, dinî bir vecibe ve bir ibadettir. Bu konuda TV ukelâlarından çok daha fazla bilgi sahibiyim; lâkin bendeniz haddimi, hududumu bilirim. “Kurban İbadeti”nin “farz”, “vâcip” veya “sünnet” olması neticeyi değiştirmez. Müslümanlar, eğer kurban kesmeyi vacip kılan maddî imkânlara sahip iseler, kurbanlarını keserler. Gerisi, lâf ü güzâftan ibarettir vesselâm...

            Bu ibadet konusunda en ufak bir tereddüt dahi yoktur. Ayrıca, özellikle Türk toplumunda kurban kesmek, aynen oruç tutmak gibi candan benimsenmiştir. Hattâ bu yüzden, bazı sosyolog özentili câhiller, kurban âdetinin İslâm öncesi devirlerden intikal ettiğini söylerler.

X X X

            Kurban ve Kurban Bayramı düşmanlarının, aleyhteki hiç bir iddiaları haklı değildir. Hepimizin şikâyet ettiği kurban kesme “âdâbı”yla ilgili konulardaki hatâlar gün geçtikçe düzeltilmektedir.

            Şimdi “kurban takıntılı” sözde aydınların iddialarına bakalım:

            1. Neymiş efendim, bu bir “hayvan katliâmı” imiş. “Hayvanseverler” bu katliâma karşıymış...

            Bayanlar, baylar, siz Dünya’da ve Türkiye’de et tüketiminin ne olduğunu biliyor musunuz? AB’nin Türkiye hakkındaki 6 Ekim Raporu’nda aynen şöyle yazılı: “Türkiye’de kişi başına düşen et tüketimi AB ortalamasının sadece beşte biridir”. 2004 yılı itibariyle kişi başına kırmızı et tüketimi yıllık olarak, ABD’de 45,8 kg., AB ülkelerinde 22 kg. ve Türkiye’de sadece 6 kg. dır. Bunun da az bir kısmı kurbanlıklardan sağlanmaktadır.

            Lûtfen bana söyler misiniz? ABD’de, AB’de ve Türkiye’de tüketilen bu etler, uzaydan kesilmeden mi ışınlanıyor? Türkiye’de mezbahalarda kesilen küçük ve büyük baş hayvanların kurbanlık hayvanlardan hiç farkları yoktur.

            Siz kalkıp milyarlık kürkleri “hayvan katliâmı”ndan hiç söz etmeden ve utanmadan giyeceksiniz; pahalı restoranlarda aylık asgarî ücrete eşit rakamları ödeyerek biftekleri, pirzolaları tıkınarak ziftleneceksiniz; sonra da kalkıp kurban kesen imanlı insanımızı, yılda bir kere etle karnını doyuran fakir fukarayı düşünmeden, yerden yere vuracaksınız!...

            2. Neymiş efendim, Batılılar hayvanları acıtmadan kesiyormuş; biz keserken dikkat etmiyormuşuz. Peki öyleyse, bütün yıl boyunca mezbahalarda hayvan kesilirken aklınız neredeydi? Türkiye’de hayvan kesimi, sadece Kurban Bayramı’nda yapılmıyor ki?

            Kaldı ki, kurban merasiminin, kurbanlık hayvanın acı çekmemesi ve çevre kirliliği bakımından gereken tedbirlerin alınmasıyla yapılmasına kimse itiraz etmiyor ki... Nitekim, son yıllarda bu tedbirlerin sonuçları görülmeye başlandı bile..

            3. Neymiş efendim, kurban keseceğimize, kurbanlık parasını sosyal yardımlar için kullanmalıymışız. Kardeşim, yıllardır anlatıp duruyoruz: Hayır işleyeceksen işlersin; kimse sana mânî olmuyor ki... “Sadaka” verirsin, “fitre” verirsin, “zekâtı”nı verirsin; lâkin bunlar başka, “kurban” başkadır. “Kurban ibadeti”, Allah adına yapılır ve sadece sosyal yardım maksadıyla yapılmaz. Lâkin bunu anlayabilmek için önce iman sahibi olmak, inanmak lâzımdır.

            4. Ya, “kurban”ın yardımlaşma ve sosyal dayanışma boyutuna ne demeli?... Bu memlekette, sadece yılda bir defa, Kurban Bayramı’nda doya doya et yiyebilen çok sayıda insanımız var. Onların hali ne olacak? Jambon mu yesinler?!... Aç tokun hâlinden anlamaz. Vejeteryanlara sözümüz yok ama hem Kurban’a karşı çıkacaksın; hem de komşunun gönderdiği kurban kavurmasıyla kafa çekeceksin. Bu ne yüzsüzlüktür?...

            Ayrıca, Kurban’ın üçe pay edilerek dağıtımı, evleri şenlendirir, komşuluk münasebetlerini sıklaştırır; kısaca bayramı bayram yapar. Ve lâkin, sizler “paylaşma”nın lezzetinden ne anlarsınız ki!...

            Bu arada, Kurban Bayramı sâyesinde rızıklarını kazanan milyonlarca hayvan üreticisini; celebi, kasabı ne yapalım?...

            Haa! Bir de Türk Hava Kurumu’nun “kurban derisi meydan muharebeleri” ne olacak? Bayağı da alışmıştık hani...

X X X

            Daha önce de yazdım: “Leküm dinüküm veliyediyn” (De ki, sizin dininiz size, benim dinim banadır).

Karışmayın bu milletin dinine, imanına, kurbanına, bayramına...

            Siz ahkâm kesmeye devam edin, biz de kurban kesmeye...

            Sevgili okuyucularımın mübarek Kurban Bayramı’nı kutluyor, Cenâb-ı Hakk’tan bizi bayramsız ve kurbansız bırakmamasını niyaz ediyorum.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ