Yeni Türkiye-Yeni Ufuklar

 

 

            Bu pazar yazısında, sizlere uzun uzun “Kıbrıs’ı tanıma”, “derogasyonlar”, “ucu açık kapalı” tartışmalarından bahsetmeyeceğim. Sabahlara kadar devam eden TV programlarını seyretmekten, papağanlar gibi aynı lâfları söyleyen ve yazan medyayı takip etmekten bıkıp usandığınızı; zâten bu sâyede her birinizin evelallah birer uluslararası ilişkiler uzmanı kesildiğinizi biliyorum.

            17 Aralık’ta Brüksel’de istediklerimizin tamamını elde edemedik. Avrupalılar, vaadlerini tutmadılar; AB hukukuna aykırı bazı hükümlerle karşımıza çıktılar. Bu arada, açıkça ifade etmek gerekirse, “müzakere tarihi” karşılığında “Kıbrıs”ı öne sürdüler. (Müzakereler başladıktan sonra da, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü sarsacak bazı tekliflerini kabul ettirmek için uğraşabilecekler çıkacaktır).

X X X

            Başbakan Erdoğan, AB’nin ısrarı karşısında müzakereden çekilerek Türkiye’ye dönmenin eşiğine geldi. Eğer böyle yapsaydı, bu millet O’nu gene de AB’ye meydan okumuş bir “kahraman” olarak bağrına basardı ama Türkiye çok şey kaybederdi. Erdoğan’ın sabrı, Gül’ün metaneti ve Türk Heyeti’nin feraseti sâyesinde bu kriz atlatılmıştır.

            17 Aralık Brüksel Zirvesi, çıkarılan pürüzlere rağmen Türkiye için çok önemli bir başarıyı göstermektedir ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 81 yıllık tarihinde Lozan’dan sonra gerçekleştirilen en zor diplomatik müzakereyi ifade etmektedir. Kim ne derse desin, Türkiye, son Brüksel Zirvesi’nden istediklerini alarak çıkmıştır.

            Bu başarıda en büyük paya sahip olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü ve Brüksel’deki Türk Heyeti’ni tebrik ediyoruz.

X X X

            Türkiye’nin önünde artık “yeni ufuklar” açılmıştır. 17 Aralık’tan sonra, kendisine her bakımdan güvenen bir “Yeni Türkiye” doğacaktır.

            Türklerin atayurdu Orta Asya’dır; lâkin asırlar boyunca Avrupa’da bulunmuşlar, devletler kurmuşlar ve benzersiz bir medeniyet inşa etmişlerdir. Bugünkü Avrupa kültür ve medeniyetinin oluşumunda Türklerin de etkileri olmuştur. Elbette “Müslüman Türk” kimliği en önde gelen kimliğimizdir. Ancak bu kimliğin “Avrupalılığa” engel teşkil etmediği, artık AB tarafından da onaylanmıştır.

            “Yeni Türkiye”nin AB’ye tam üyeliği, Avrupa dışındaki ilişkilerini koparmayacak; bilâkis, AB’ye tam üyeliğimiz gerçekleşirse, Orta Asya, Orta Doğu ve Kafkaslar nezdindeki değerimiz artacaktır. Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği, “Avrasya”dan çekilmesi anlamına gelmeyecektir.

X X X

            Türkiye’nin AB’ye girmesinin “Ulus Devlet” yapısını bozacağı; etnik ve dinî kimliklerin teşvik edilmesiyle “üniter” yapının zedeleneceği iddiaları, kendisine güvenen ve yeni ufuklara açılan “Yeni Türkiye”nin hızını kesmeyecektir. Çağımızda “küreselleşme”, “demokratikleşme” ve “liberalleşme” vâkıalarının dışında kalarak hükûmet etmek artık mümkün değildir. “Supranasyonalite”, federalizme lüzum kalmadan ve “nasyonalite” ile çatışmadan uygulanabilmektedir.

X X X

            Orwell’in kötümser ütopyası “1984”te; “Okyanusya”, “Avrasya” ve “Doğuasya” şeklinde entegrasyonlar hayâl edilmişti. Huxley’in iyimser ütopyası “Cesur Yeni Dünya” da ise Mustafa Mond, “Batı Avrupa Daimî Düzenleyicisi” olarak tavsif edilmişti. Bir an için bizim Recep Tayyip Erdoğan’ı, Huxley’in baş karakteri Mustafa Mond olarak tahayyül ettim...

            10 yıl ve daha uzun vâdeler, istatistikî projeksiyonların ötesine geçerek “fütüroloji” (gelecek bilimi)’nin alanına giriyor. Ünlü “Megatrends” kitabının yazarı fütürülog John Naisbitt, Mayıs 2004’te Milliyet Business’e verdiği beyanatta; “Türkiye, politik ve ekonomik olarak bölgenin lideri olacak” diyor. Naisbitt, gelecekte AB ve IMF’nin önemini kaybedeceğini ve bütün dünyada pasaportsuz dolaşılabileceğini söylüyor.

X X X

            Naisbitt’in tahminde bulunduğu 2050’li yıllarda Türkiye nerelerde olacak? Yarım asır önceki tartışmalar, nesiller sonrasında kimbilir nasıl karşılanacak? Bunları bilmiyoruz. Lâkin, vatan toprağına ayağını sıkı basarak birbirine kenetlenmiş Türk Milleti’nin ve demokratikleşerek ekonomisini güçlendirmiş bir Türkiye’nin ufku, kimsenin tahmin edemeyeceği kadar açıktır.

            “Yeni Türkiye”, yeni ufuklara doğru açılacak ve 21. asrı, ikbâlinin parladığı bir asır hâline getirecektir.

            Bu da benim ütopyam.....

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ