Tarih Önünde Hesaplaşma

 

 

            Değerli gazeteci Fikret Bila’yı gönülden tebrik ediyorum. Evvelâ, Eylül 2003’te, 1 Mart Tezkeresi oylamasından önce Türkiye ile ABD arasında imzalanan Askerî Anlaşma Belgesi’ni Milliyet Gazetesi’nde yayınladı. Dün ve bugün de iki ülke arasında imzalanan Siyasî ve Ekonomik Anlaşma Belgeleri’ni yayınlayarak açıkladı.

            Fikret Bila’nın bu takdire şâyan gazeteciliği sayesinde, tarihe ışık tutuldu ve 1 Mart Tezkeresi oylamasının nasıl oldu bittiye getirildiği, gerçeklerin kamuoyundan ve karar verme mevkiindeki milletvekillerinden nasıl gizlendiği, bir defa daha anlaşıldı.

X X X

            Esasen, ABD ile yaptığımız bu anlaşmaların gizli tutulmasını gerektirecek hiç bir sebep yoktu. Anlaşmalar, haftalarca süren uzun ve sıkı müzakereler neticesinde, Türk tarafının bütün isteklerinin gerçekleşmesiyle hazırlanmış ve Türkiye’nin “diplomatik zaferi”yle sonuçlanmıştı. Bunlar, bütün dünyaya ve Türk kamuoyuna göğsümüzü gere gere ilân etmemiz gereken metinlerdi.

            Ancak, imzalanan bu anlaşmalar, özellikle 1 Mart Tezkeresi oylamasından önce, oy kullanacak milletvekillerinden saklandı. Çünkü o sırada romantik barış goygoycuları, ideolojik saplantılı ve peşin hükümlü politikacılar, mütereddit hükûmet çevrelerini tesir altına almışlar; bu belgelerin açıklanmasını engellemişlerdi. İmzalanan Anlaşmalar konusunda oylamadan önce bilgi verecek olan Dışişleri uzmanları, bu arada Anlaşmaların hazırlanmasında büyük emeği geçen Büyükelçi Deniz Bölükbaşı, oturumu yöneten TBMM Başkanı Bülent Arınç ile CHP’nin işbirliğiyle konuşturulmadılar. Neticede, milletvekilleri neyi oyladıklarını bilmeden ellerini kaldırdılar. Buna rağmen kabul edilen Tezkere, yanlış bir yorumla reddedilmiş sayıldı.

X X X

            1 Mart Tezkeresi, Türkiye ve dünya tarihi için bir dönüm noktası olmuştur. Türkiye ile ABD arasında imzalanan Anlaşmalar, Tezkere reddedilmiş sayılınca rafa kaldırıldı.

            Bunun sonucunda;

Türkiye, askerî, siyasî ve ekonomik bakımdan büyük ve telâfisi mümkün olmayan zararlara uğradı.

            ABD, peşmergelerle ve çeşitli ülkelerden toplama askerlerle yetinmek zorunda kaldı; savaştan sonra devamlı olarak hatâ yaptı ve hatâsını Irak bataklığına saplanarak ödedi.

            Irak’ın Müslüman halkı katliâma uğradı ve çözümsüzlük içerisinde hergün kanını akıtmaya devam ediyor.

X X X

            Bila’nın açıkladığı belgelere göre:

            1. Askerî Mutabakat çerçevesinde;

                        · Türk ve ABD Silâhlı Kuvvetleri Irak’a birlikte gerecekler; Ortak Harekât, her iki tarafın imzaladığı MOU (Memorandum of Understanding) Anlaşmasına göre, ortak kara, hava ve özel harekât kuvvetleri tarafından gerçekleştirilecekti.

                        ·  Musul ve Kerkük güvenlik altına alınacak ve etrafında bir “Yeşil Hat” oluşturulacaktı. Böylece, Türkiye’nin “kırmızı çizgi” olarak ilân ettiği bölgenin KDP ve KYB peşmergelerinin eline geçmesi önlenecekti.

                        · TSK’nın PKK’ya karşı operasyon yaparak onu tesirsiz hâle getirmesi mümkün olacaktı.

                        · KDP ve KYB’nin askerî faaliyetleri Türkiye ile ABD’nin ortak kontrolü altına alacaktı.

 

            2. Siyasî Mutabakat çerçevesinde;

                        ·  Irak’ın bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğü korunabilecekti.

                        · Türkmenler de, Araplar ve Kürtler ile birlikte “kurucu unsur” olarak yer alacaktı.

                        ·  Irak’ta doğal kaynaklar (yani petrol) tüm Irak ulusunun olacaktı.

                        ·  Irak’ta terörist faaliyetler önlenecekti.

                        · En önemlisi de, “Türkiye Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, Irak’ın gerçekleştireceği dönüşüme yardımcı olmak üzere gösterilecek çabalarda ve oluşturulacak yapılarda birlikte hareket edeceklerdi.” Yani, Türkiye Irak’ta tanzim edici güç haline gelecekti.

 

            3. Ekonomik Mutabakat çerçevesinde;

                        · Şarta bağlı olmayan 8,5 milyar dolarlık malî yardım,

                        · 2 milyar dolarlık askerî hibe,

                        · 1 milyar dolarlık petrol hibesi,

                        · Kotalar ve diğer ekonomik imkânlar sağlanacaktı.

            Aslında Ekonomik Mutabakat en az önemlisiydi. Ancak, yapılan anlaşmaları karalamak ve Türkiye’yi dolar karşılığında satılmış göstermek isteyenler, bunu ön plâna çıkardılar.

X X X

            Gelecekte Türk tarihini yazacak olanlar, bu telâfisi mümkün olmayan tarihî hatâyı bütün açıklığıyla kaydedeceklerdir.

            Bizim bu toplu değerlendirmeyi yapmamızın iki sebebi var: Birincisi, tarihe kayıt düşmek; ikincisi ise, bundan sonrası için yapılması gerekenleri işaret etmeye çalışmak...

            Şunu herkesin iyi bilmesi gerekir: Bu coğrafyada hür, bağımsız ve egemen bir devlet olarak yaşayabilmemizin şartı, “güçlü” olmayı başarabilmektir.

            Gerisi lâf u güzaftan ibarettir.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ