“Kürt Sorununda Demokratik Açılım” Nedir? -2-

 

 

            Türkiye’de bütün sorunların demokratik rejim içerisinde ve hukuka uygun şekilde çözümlenmesi temel kaidedir. Türkiye’nin birlik ve bütünlüğüyle ilgili, en kritik güvenlik meseleleri dahil olmak üzere, her meselenin ve terörle mücadelenin, demokrasi, insan hakları ve hukuk ilkeleri çerçevesini zedelemeden yürütülmesi şarttır. Esasen, çözüm yollarının müessiriyeti de buna bağlıdır.

            Ancak, demokrasi içerisinde çözüm ile “Kürt sorunu”nun çözümünde “demokratik açılım” tezi farklı şeylerdir. Terörle mücadelede, teröristin istismar ettiği noksanların tamamlanması elbette faydalı olacaktır. Ancak, bu mücadelenin güvenlik boyutu ihmal edilirse, çözüme gidilmesi aslâ mümkün değildir.

X X X

            Son iki haftalık yayınları dikkatle taradım. “Demokratik açılım” gibisinden süslü lâflar eden “aydınlarımızın”, Başbakan’ın tâbiriyle “net ve açık” bir açılımını göremedim. Lâkin, özellikle İmralı’dan yönetilen PKK frontu DTH’cilerin teklifleri bilinmektedir. Buna göre;

            1. PKK Kongra Gel’in sözcüsü, eski DEHAP, yeni DTH’ciler, Türk Hükûmeti/Devleti’nin “resmî muhatabı” kabul edilmeli; diğer bir ifadeyle, “Türk Tarafı-Kürt Tarafı” ayrımı ortaya konulmalı;

            2. “Taraflar”(!) arasında müzakerelere başlanarak PKK ile “barış anlaşması” yapılmalı;

            3. Bundan sonra, Apo ve PKK’lılar için af çıkarılmalıdır.

            Bizim aklı evvel “münevverân”ın bir kısmı, bu taleplerin farkında değildir. Farkında olanlar ise, şimdilik açıkça bu teklifleri savunmamakta, Demirel’in tâbiriyle “garnından gonuşmakta”dır.

X X X

            Bir an için bütün bu “açılımları” kabullendiğimizi farzedelim. Ayrıca, Kürtçe yayın konusundaki bürokratik engellerin kaldırıldığını, hattâ son derece mahzurlu olmasına rağmen Kürtçe eğitim ve öğretimin tamamen serbest bırakıldığını; hülâsa sosyal ve kültürel konularda her türlü imkânın sağlandığını (aslında gerçek durumda da böyledir) düşünelim. Türkiye’nin ekonomik kaynaklarının tamamını Güneydoğu’ya aktardığımızı varsayalım. Bu durumda, mesele halledilebilecek midir? Bu soruya olumlu cevap verebilmek için ya “ardniyetli” ya da “aptal” olmak gerekir.

            Zirâ, bütün bu terör eylemlerinin ve ayrılıkçı hareketlerin asıl sebebi “siyasî”dir.

            Defalarca yazdık; PKK terör örgütü desteğindeki Kürtçü ayrılıkçı hareketin hedefleri bellidir:

            1. Önce “özerk yönetim” kurulmasına çalışmak. Nitekim, 17 Aralık öncesinde Avrupa gazetelerinde yayınladıkları “Kürtler ne istiyorlar?” başlıklı ilânlarında, bunu açıkça anlatmışlardır.

            2. İkinci safhada, “federatif yönetim”e geçilerek, -adı konulsun veya konulmasın- “Türkiye ve Kürdistan Cumhuriyeti”nin kurulmasına çalışmak.

            3. Nihaî safhada, mümkün olursa Suriye ve İran’dan da toprak koparıp, Kuzey Irak’taki Kürt Federasyonu ile (ya da o zamana kadar bağımsız bir devlet kurulmuşsa onunla) birleşerek Diyarbakır merkezli bir bağımsız Kürdistan kurmak.

X X X

            Irkçı ve ayrılıkçı Kürtçüler, bu hesapları yaparken şu iç ve dış unsurların plânlarına yardımcı olacağını düşünmektedirler:

            1. Bir bağımsızlık savaşı gibi göstermeye çalıştıkları PKK terör eylemlerinin baskısı.

            2. Saf ve popülist siyasetçilerin tâvizkâr tutumu.

            3. Şuursuz veya gayrı millî medya mensuplarının ve hayâlci aydınların desteği.

            4. AB çevrelerinin himayesi.

            5. Muhtemel bir askerî müdahale ile demokratik rejim kesintiye uğradığı takdirde, Irak’taki ABD güçlerinin kendileri lehine hareket edeceği beklentisi.

X X X

            Türkiye’nin birliğini ve bütünlüğünü muhafaza edebilmesi için herkesin aklını başına toplaması ve şu hususlarda dikkatli olması lâzımdır:

1. Anayasa’daki ifadesiyle, “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür” ilkesinden hiç bir şekilde tâviz verilemez.

2. Devlet adamları, “Kürt realitesi”, “Kürt sorunu” gibi etnik farklılık ifade eden tâbirleri kullanmamalı ve ayrılıkçı eylemlere âlet olmamak için azamî itina göstermelidir.

3. “Kürt sorununda demokratik açılım”, “demokratik/siyasî çözüm” gibi deyimler, içi boş, teorik ya da ayrılıkçıların emellerine hizmet eden ifadelerdir. Herkes, neyi teklif ediyorsa açıkça belirtmelidir.

4. Terörle mücadelede güvenlik güçlerinin kullanımında, devletin demokratik ve hukukî yapısına dikkat edilmelidir.

5. Ülke bütünlüğünün ancak demokratik rejimle idame ettirilebileceği unutulmamalı; demokrasi dışı mâceraların Türkiye’ye vereceği zararlar gözden uzak tutulmamalıdır.

6. Teröristle anlaşma yapılmaz. PKK ve Apo’ya af çıkarılması, Türkiye’yi süratle bölünme girdabına sürükler.

7. Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter (tekçi) yapısını değiştirecek “özerk yönetim”, “federasyon” ve benzeri teklifler hiç bir şart altında kabul edilemez.

8. Başbakan’ın Güneydoğu’ya ekonomik ve sosyal konulardaki destek programlarının tatbiki, bölge halkının refahı ve “Güneydoğu sorunu”nun çözümü bakımından elzemdir.

X X X

            Son olarak, Türkiye’yi bölüp parçalamak için plânlar yapanlara bir uyarımız var: Biliniz ki, bu mübarek vatan topraklarını kanımızın son damlasına kadar müdafaa etmeye kararlıyız.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ