Rauf Denktaş

 

 

            Rauf Denktaş, kendi elleriyle kurduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Devleti’nin Cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldı. Bu göreve 6 defa seçilmiş ve tam 30 yıl Cumhurbaşkanlığı yapmıştı. Bu 30 yıl zarfında, daima Kıbrıs Türkü’nün, KKTC’nin ve Türk Milleti’nin menfaatlerini bıkmadan, yılmadan, yorulmadan savundu. Sonunda 81 yaşında Cumhurbaşkanlığı görevini kendi arzusuyla devretti.

X X X

            Rauf Denktaş, Türk Milleti’nin yetiştirdiği en değerli devlet adamlarından biridir. O, basit bir politikacı değil, bir “mücahit lider”, bir “millî kahraman”dı. O, 1571’de Kıbrıs’ı fetheden Lala Mustafa Paşa kadar kahraman bir “gazi”ydi. Bütün ömrünü Kıbrıs ve Kıbrıs Türkü için harcadı. Bu “millî dâv┠uğruna 60 sene mücadele etti. Hâlen de mücadelesini sürdürüyor...

X X X

            Rauf Denktaş, son yarım asırlık dönemde, dünyanın en iyi yetişmiş, en tecrübeli devlet adamları ve diplomatları arasında baş sırada gelir. Uluslararası ilişkiler mevzuatına O’nun kadar hâkimiyeti bulunan bir uzman gösteremezsiniz. Eğer Denktaş olmasaydı; Kıbrıs’ta hiç bir şekilde söz sahibi olamazdık. ENOSİS çoktan gerçekleşmiş olur ve Kıbrıs Türkü soykırıma mâruz kalırdı.

            Eğer Denktaş olmasaydı; AB’ye katılarak kısa yoldan köşeyi dönme hırsına kapılmış bazı gâfiller, ellerinde AB bayraklarıyla O’nun aleyhinde mitingler düzenleyemezlerdi. Çünkü, yedi sülâleleriyle birlikte yeryüzünden silinmiş olurlardı.

            Eğer Denktaş olmasaydı; Talât da, bırakınız Cumhurbaşkanlığı’na seçilmeyi, şimdi İngiltere’de maişet derdinde bulunacaktı.

X X X

            Daha önce de yazdım: Ben bir Denktaş hayranıyım. O’nun hayatını, çektiği çileleri ve şanlı mücadelesini yakından takibe çalıştım.

            1940’lı yıllardan itibaren, tâ çocuk yaşlarından beri “Kıbrıs dâvâsı”na gönül veren Denktaş, 1957’de “Türk Mukavemet Teşkilâtı” (TMT)’nı kurdu ve Kıbrıs’ta bir “mücahit” olarak bilfiil mücadele etti. Yeri geldi, elinde silâhıyla çarpıştı; yeri geldi, Birleşmiş Milletler’de dosyasıyla savaştı. “Güvenlik Konseyi”nde yaptığı konuşma sebep gösterilerek Kıbrıs’a girişi yasaklandı ve 4 yıl Türkiye’de yaşadı.

X X X

            Denktaş’ı son yıllarda çok üzdüler. O’nun “Kıbrıs dâvâsı”ndaki azimli ve kararlı tutumunu yanlış değerlendirdiler. Düğümün atılışındaki hassasiyeti kavrayamayanlar, bir kılıç darbesiyle çözebileceklerini zannettiler. 2003 Nisanı’nda, önce Denktaş’la uğraşacaklarına Rumlarla uğraşsalardı; Denktaş’ı çekiştirecekleri yerde, ENOSİS politikasını deşmeye çalışsalardı, Kıbrıs’taki son çözümsüzlük ortaya çıkmazdı. Halbuki, daha sonra politikalarını, Denktaş’ın hassasiyetlerinden ve mukavemetinden yararlanarak inşa edebildiler.

            Denktaş’ı yıpratmak için, Batı ağızlı “ver kurtulcular”, O’nun ailesinden, çevresinden, sözümona menfaatlerinden bahsettiler. Kendisini milletine ve vatanına adamış bir kahramanı “koltuk düşkünü” olmakla itham ettiler. Ancak, O’nu dâvâsı yolunda mücadeleden vazgeçiremediler.

X X X

            Denktaş, Türk Milleti’nin kendisini anladığını biliyordu. Bir Baflı, Lefkoşalı, Girneli, Gazimağusalı ile İzmirli, Çorumlu, Konyalı ya da Rizeli’nin hiçbir farkı olmadığının şuurundaydı. Bunun için sıkıntılı anlarında kendisini Anadolu’nun sade insanının bağrına attı. Türk Milleti, O’nu, irfanı ve sevgisiyle daima kucakladı.

            Denktaş’ın Türkiye’deki konuşmalarından, kendi siyasetleri için pay çıkarmaya çalışanlar da, bundan rahatsızlık duyanlar da olmuştur. Lâkin Denktaş’ın bu mücadelesi milletin idrakinde mâkes bulmuştur.

X X X

            Artık Denktaş, KKTC Cumhurbaşkanı değil. Ancak, mukaddes mücadelesine son nefesine kadar devam edecek. Cenab-ı Allah’tan O’na çok uzun ve sıhhatli bir ömür vermesini niyaz ediyoruz. Tâ ki, Kıbrıs Türkü’nü hür, bağımsız ve müreffeh görene kadar....

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ