Sahi, 1915’te Ne Oldu?

 

            Sevgili okuyucular, bu Pazar sohbetinde birazcık tarihten bahsetmeye ne dersiniz? Sakın gelişigüzel bir tarihî olayı, lâf olsun torba dolsun kabîlinden anlatacağımı zannetmeyiniz. Gündemde tarih kaynaklı iki konu var: Birincisi, ‘18 Mart Şehitler Günü’ münasebetiyle şehitlerimiz ve Çanakkale Zaferi; ikincisi ise sözde Ermeni soykırımının yıldönümü olarak kabul edilen 24 Nisan’ın yaklaşmasıyla, Mart kedileri gibi azgınlaşan diyasporanın ve yardakçılarının, aziz şehitlerimizin kemiklerini sızlatan iftiraları...

1915’te Neler Oldu?

            Sakın bu iki konunun birbiriyle ne ilgisi var diye sormayınız. 90 sene sonra Türkler’i soykırımcı olarak ilân etmeye çalışanlar, ‘resmî tarih’e karşı çıkma iddiasıyla Türk Milleti aleyhindeki propagandalara ve diyasporanın ‘resmî tarih’ ideolojisine âlet olanlar, 1915 yılının Nisan ve Mayıs aylarının şartlarını ve o tarihteki olayları bilmek zorundadırlar.

            Çanakkale’de, 18 Mart 1915’teki zaferimizden sonra itilaf devletleri 25 Nisan 1915’te kara savaşlarını başlatmışlar ve Arıburnu, Seddülbahir ve Kumkale’ye çıkartma yapmışlardır. 28 Nisan’da I. Kitre Savaşı ve 6 Mayıs’ta II. Kitre Savaşı kazanılmıştır. Ayrıca, 25 Mayıs’ta İngilizler’e ait Triumph zırhlısı ve 27 Mayıs’ta Majestic zırhlısı batırılmıştır.

            Kafkas Cephesi’nde, Sarıkamış’ta 90 bin askerin çoğunluğu şehit verilerek 1915 başında Türk ordusu, Rus ve Ermeni saldırıları önünde geri çekilmiştir.

            Kanal Cephesi’nde, Cemal Paşa 300 km. lik Sina Çölü’nü bir haftada yaya olarak geçip Şubat 1915’te Kanal’a ulaşmış ve İngilizler’e karşı savunma yapmıştır.

            Irak Cephesi’nde, Türk Ordusu 1915’te Selmân-ı Pâk ve Kutü’l Ammara’da İngilizler’e karşı savaşarak zaferler kazanmıştır.

            Gene, 1915 yılında, Osmanlı Hükûmeti, cephe gerisindeki güvenliği sağlamak maksadıyla Ermeni çetelerini ve terör örgütlerini tesirsiz hâle getirmek için önce 24 Nisan günü Ermeni örgütlerini kapatarak elebaşlarını tutuklatmış; daha sonra ülkenin her yerinde Ermeni isyanları başlayınca, 27 Mayıs’ta tehcir kanununu çıkarmıştır.

            ‘Şehitler Günü’nde Hüzün ve Gurur

            Sevgili okuyucular, bilir misiniz ki dünyanın hemen her yerinde ‘Türk Şehitlikleri’ vardır. Gene dünyanın bir çok yerinde Türkler’in katledilip gömüldükleri toplu mezarlar bulunur. Merhum Âkif, ‘İstiklâl Marşı’nda “Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” diye boşuna haykırmamış.

            I. Dünya Savaşı boyunca Türk Ordusu ve bu orduyu bağrından çıkaran Türk Milleti, Kuzey Afrika’dan Kafkasya’ya; Yemen’den, Hicaz’a, Irak’a; Galiçya’dan Dobruca’ya kadar üç kıtada savaşarak destanlar yazmış ve bu toprakları kanıyla sulamıştır. Daha sonra Gazi Mustafa Kemal Paşa liderliğinde Millî Mücadele’yi gerçekleştirerek ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuştur. Dünya tarihinde 10 yıl içerisinde milyonlarca şehit veren ve inanılması güç şartlar altında nüfusunun yarısını kaybeden bir başka millet gösterilemez. Sadece Çanakkale’de 253 bin şehit veren ve her türlü meşakkate aldırmadan büyük bir imanla mücadelesine devam eden bu Aziz Millet, 90 yıl sonra önüne çıkarılan Ermeni iftiralarına müstehak değildir.

            Bu arada, altını çizerek kaydedelim ki, AB ile imzaladığımız 17 Aralık anlaşmasını, 1878 Berlin Konferansı’na benzeterek Güney Doğu konusunda tarihin tekerrür edeceğini zannedenler boşuna heveslenmesinler. Savaştan yeni çıkmış ve yorgun bir milletin temsilcilerinin Lozan’da direnmesiyle Ermeni ve Kürt konularında verilmeyen tâvizler, 2006 Türkiyesi’nde de aslâ verilmeyecektir.

            Bizim için Çanakkale Şehitleri ne ise, her gün terörist eşkiyaya karşı vatan savunmasında şehit olarak Türk Bayrağı’na sarılı tabutlarında toprağa verilenler de aynı kahramanlardır.

            ‘Ermenilerin Zorunlu Göçü’

            Efendim, İngilizler Çanakkale’de yedikleri tokadın hırsıyla, I. Dünya Savaşı’nda psikolojik harbi yürütmek için kurdukları ‘Wellington House’da, Savaş Propaganda Bürosu danışmanlığına Arnold J. Toynbee’yi getirdiler; o da sonradan itiraf ettiği gibi, ‘Mavi Kitap’ diye bilinen ve hiç bir belgeye dayanmayan, Türkler aleyhindeki kitabını yazdı. Aradan geçen 90 yılda, Türkler’e iftirayı bir millî ideoloji haline getiren Ermenistan ve Ermeni Diyasporası, bu iblisâne propaganda broşüründen başka bir belgeye dayanmamıştır.

            Ermeni Tehciri konusunda, Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun, arşiv belgelerine dayanan ‘Ermeni Tehciri ve Gerçekler’ adlı eserinden sonra, Prof. Dr. Kemal Çiçek’in, ‘Ermenilerin Zorunlu Göçü 1915-1917’ adlı eserini bütün okuyucularıma ve Ermeni tehcirini gerçek yüzüyle öğrenmek isteyenlere tavsiye ediyorum. Bu eser, özellikle Amerikan Arşivleri’nin taranması suretiyle tamamen arşiv belgelerine göre hazırlanmış akademik, bilimsel ve tarafsız bir araştırmadır (Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara-2006). Bu kitabı okuduktan sonra, hâl⠑Ermeni Soykırımı’ndan bahsedebilmek için ya tümüyle beyni yıkanmış, sabit fikirli bir diyaspora taraftarı ya da özel misyon taşıyan ve kendisine çıkar sağlayan birisi olmak gerekir.

            Şehit Talât Paşa Zalim miydi?

            Bu konuda o kadar söylenecek, yazılacak şey var ki... Meselâ, bir çok savaşlarda gözden çıkarılan unsurlar orduların ön saflarına yerleştirilmişlerdir. Çanakkale’deki İngilizler’in tutumu böyledir. Ruslar ve Almanlar I. ve II. Dünya Savaşları’nda Türkiye dışındaki Türkleri ön saflara yerleştirerek savaştırmışlardır. Saddam zalimi de, Irak-İran Savaşı’nda Türkmenleri kırdırmıştır.

            Ermeni Tehciri’nden önce Dahiliye Nazırı Talât Paşa’ya, Ermeniler’in savaşlarda askere alınarak cephe önlerine yerleştirilmesi teklif edilince, bu teklifi ‘insanî’ bulmadığı için reddetmiş ve mevcut şartların elverdiği nisbette tehcirin Ermenilere zarar vermeden yapılabilmesi için uğraşmıştır.

            Şimdi sorarım sizlere; daha sonra İngilizler’in I. Dünya Savaşı’ndaki yenilgilerini hazmedemeyip parayla satın aldıkları bir Ermeni katiline şehit ettirdikleri Talât Paşa, bir zalim midir yoksa bir mazlum mu?

X X X

            Sevgili okuyucularım, sahi, 1915’te neler oldu dersiniz?...

            Şehitler Günü’nden iki gün önce şehit olan 5 subay ve askerimizin aziz hatıraları önünde tâzimle eğiliyor, ordumuza başsağlığı diliyoruz.

ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ