Büyük Devlet Politikası

 

            Sevgili okuyucularım, Pazar sohbetlerimde ilgi çekici hatıralarımı, sizleri bir nebze tebessüm ettirecek olayları anlatmak istiyorum. Lâkin, haftada üç defa yazma durumum, bana gündem dışı yazma lüksünü pek bahşetmiyor. Bu hafta da Hamas liderinin Ankara ziyareti münasebetiyle bir dış politika sohbeti yapmak zorundayım.

         Büyük Devlet Olmak

            Efendim, büyük devlet olmak kolay bir iş değildir. Sahip olduğu toprakların büyüklüğü, millî gelirinin yüksekliği, ordusundaki asker sayısı bir devleti büyük yapmaz. Bunun için, kökü tarihin derinliklerine uzanan sağlam bir kültür ve medeniyete, özellikle yüzyıllardan süzülüp gelen bir hâkimiyet ve yönetim tecrübesine ihtiyaç vardır. İşte bu sebepledir ki, Osmanlı Devleti ‘büyük devlet’tir ama ABD sadece ‘süper güç’tür. Büyük devletler, hâkimiyet kurdukları topraklarda ‘adalet’ ile hükmederler; köksüz süper güçler ise ‘müstevlî’ olmaktan öteye gidemezler.

            Sadece bu mu? Büyük devletler dış politikada dönüm noktalarını önceden sezerek gereken kararlılığı hiç çekinmeden gösterebilirler. Büyük devletlerin sözlerine güvenilir; kırmızı çizgilerine inanılır.

            Türkiye, devlet genlerinde bulunan ‘büyük devlet’ politikasını, ne yazık ki bugüne kadar pek kullanamamıştır. İlk dönemde ‘otarşik’, içine kapalı bir dış politikayla kabuğuna çekilip basit bir Orta Doğu ve Balkan ülkesi hüviyetine bürünmüş; daha sonra da Batı ittifak sistemi içerisinde dış politikasını âdeta otomatiğe bağlamıştır.

            Perhiz ile Lahana Turşusu

         Başbakan Erdoğan’ın ve Dışişleri Bakanı Gül’ün, Türkiye’yi ‘büyük devlet politikası’na sahip kılmak için âdeta çırpındıklarını kabul etmemiz gerekir. Dış politika müşavirlerinden Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nu da öğrencilik yıllarından beri tanırım. Bu dış politika ve strateji teorisyeni, dâhi derecesinde zeki ve değerli bir uzmandır. ‘Stratejik Derinlik’ isimli eseri, Kissinger’in ‘Diplomasi’ kitabından çok daha pırıltılıdır. Davutoğlu’nun katkısıyla hazırlanan Başbakan’ın 25 Şubat 2005 günü yaptığı ‘Ulusa Sesleniş’ konuşmasının sonundaki şu cümleyi gayet iyi hatırlıyorum: “Bütün gayretlerimiz, Türkiye’yi büyüklüğüne yakışır, tarihî birikimine yakışır, insanî zenginliklerine yakışır bir küresel güç hâline getirmektir”.

            Bu güzel sözler bizi çok heyecanlandırdı. Bir zamanlar Demirel’in ‘Adriyatik’ten Çin Denizi’ne kadar’, Özal’ın ‘21. Asır, Türk asrı olacaktır’ vecizeleri de bizi çok heyecanlandırmış ve sevindirmişti. Lâkin heyhat! Sözlerle yapılanlar birbirini tutmuyor.

            AK Parti İktidarı döneminde ise ‘perhiz’ ile ‘lahana turşusu’nu bir arada görüyoruz.

            Büyük devlet politikası uygulayanlar, bin beşyüz yıllık Türk varlığının, bin yıllık Türk hâkimiyetinin bulunduğu, dört milyona yakın Türk’ün yaşadığı, düne kadar kendi toprakları olan bir komşu ülke işgal edilirken hiç seyirci kalır mı? Ya, birbiri arkasından çiğnenen ‘kırmızı çizgiler’i, Türk askerinin kafasına geçirilen çuvalları lâlüebkem sessiz sedasız seyretmemize ne demeli? Şimdilerde Polat Alemdarlar sayesinde tatmin olmaya çalışıyoruz...

            Türkiye, büyük devlet olma şansını, 1 Mart Tezkeresi’ni reddederken, ne yazık ki uzun bir süre için kaybetmiştir.

            Nizam Vermek Zor İştir

            Orta Doğu gibi bir ‘cadı kazanı’nın kepçesini eline alarak nizamat vermek kolay iş değildir. Bunun için önce silahlı kuvvetlerini diplomasinin arkasına koyarak atak bir politika uygulamayı göze almak gerekir. Hem Orta Doğu’daki nüfuzunu sıfıra indirip stratejik müttefikliği bir avuç peşmergeye kaptıracaksın; ‘tek demokratik İslâm ülkesi olmak’tan başka bir sıfatın kalmayacak; hem de tırnaklarını çıkarıp PKK’yı ‘bağımsızlık savaşçısı’ ilân etmeye hazır bekleyen Batı’nın gözü önünde Hamas’a kucak açacaksın. Bu, yenilir yutulur bir lahana turşusu mudur?!...

            Muhtemelen Rusya’nın dolduruşa getirdiği bu manevrada ‘büyük devlet olma’ talebinin hüsnüniyetli cesaretini müşahede etsek de, önceki perhiz politikasına zıddiyet açıkça ortadadır. İsrail’in tamamen haksız şekilde yaptığı küstahça benzetme ve arkasına ABD’yi alarak horozlanması, hep bu perhiz politikasının aksülamelleridir.

            Üstelik, yanlış da olsa Hamas’ı legalleştirme politikasının ortasında at değiştirme numarası hiç de şık olmamıştır. Bir taraftan nâzım rolü oynayıp Hamas’ın ziyaretini hazırlayacak ve adamlara Başbakan’dan randevu alacaksınız, diğer taraftan da ABD ve İsrail’den tepki gelince randevuyu iptal edip Hamas Heyeti’ni -büyük bir gaf yaparak- partinize muhatap hâle getireceksiniz. Ne İsa’ya yaranabileceksiniz ne de Musa’ya... Her iki taraf bakımından da güvenilirliliğinizi zedeleyeceksiniz. Büyük devlet politikası böyle uygulanmaz.

            Temkinli Monşerler ve Şahin Teorisyenler/Politisyenler

            Bizim diplomasimiz, temkinli monşerlerle ‘güvercinlik’le ‘şahinlik’ arasında gidip gelen teorisyen ve politisyenler arasında tutarsızlaşmıştır.

            Hamas’ı meşrûlaştırıp Filistin meselesinin hâllini kolaylaştırma hedefi, gerçekten büyük bir hedeftir; lâkin bunu uygularken tutarlı olmak gerekir. Önce, netice alma merhalesine gelmeden böyle bir mânevranın açık diplomasiyle yapılması yanlıştır. Sonra, bu riskli teşebbüsü sonuna kadar değiştirmeden uygulamak lâzımdır. En önemlisi de, bu manevranın ilk safhasında elle tutulur bir neticeye ulaşmak gerekir.

            Hamas lideri Meşal, Türkiye’den ayrılırken Türkiye’nin tavsiyelerinden hiç değilse bir tanesini, mesel⠑İsrail’i tanımayı’ vadetmiş olsaydı, bu risklerle dolu manevra hedefine ulaşabilirdi. Ancak Meşal, beylik lâflardan ibaret bir beyanat vererek ülkesine dönmüştür. Bu da, daha önce herhangi bir mutabakatın bulunmadığını gösteriyor.

            Ne Yapmalı?

         Bu yazdıklarımız, eli kolu bağlı, Batı’nın ağzına bakarak beklemekten yana olduğumuz kanaati uyandırmamalıdır. Tam aksine, Türkiye’nin her fırsatta seyirten hafifmeşrep bir ‘arabulucu’ olmak yerine, sözüne ve politikasına güvenilir bir politik aktör olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu rolde elbette yeri gelince arabuluculuk da yapılır.

Lâkin, önce masaya yumruğu indirmesini bilmek lazımdır vesselâm

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ