“Dil Efendim Dil”

  

            Efendim, bendeniz yabancı lisan konusunda naçizâne birazcık mürekkep yalamış sayılırım. Kasım Gülek, Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, Prof. Dr. İlber Ortaylı gibi 9-10 dil bilmem ama bir çok dile âşinalığım vardır. Lâkin, bendenizin bu yabancı lisan allâmelerinden bir farkım var. Onların bilmediği bir dil biliyorum: ‘Uydurukça...’ Tâ ilk ‘Dil Devrimi’nden itibaren uydurulmuş bütün kelimeleri bilirim. Uydurukça’dan Türkçe’ye, Türkçe’den Uydurukça’ya ânında tercüme yapabilirim Hattâ bir ara Türkçe-Uydurukça, Uydurukça-Türkçe bir sözlük çalışması yapmıştım.

            Mülkiye 1. Sınıfta iken, Anayasa Hocamız Doç. Dr. Mümtaz Soysal’ın notlarını bu simultane tercümeyle tutardım. Bir gün Mümtaz Hoca, başında ‘Teşkilât-ı Esasiye Hukuku’ yazılı ders notlarımı karıştırırken, “Ben bu notları bir yerden hatırlıyorum ama çıkaramıyorum” dediğinde, kendi anlattıkları olduğunu söyleyince çok şaşırmış ve içerlemişti ama bu durum ondan tam not almamı etkilememişti.

            “Türk Diline 1000 Kelime Kazandırdım!”

            O yıllarda Mülkiye’de iki konu çok popülerdi: ‘Marksizm’ ve ‘Arı Dil’. Bendeniz en verimli çağımda bu iki lüzumsuz konuda kafa patlatmakla uğraştım durdum. ‘Diyalektik materyalizm’ (Eytişimsel Özdekçilik)in kolaycılığında sadece bir formalık ‘Komünist Manifesto’yu okuyan bizim ‘devrimci’ arkadaşların aksine, dünyanın en sevimsiz ve çetrefil ekonomi kitabı olan ‘Das Kapital’i âdeta hâfızlamıştım. Rahmetli Hocamız Prof. Dr. Mehmet Selik, çevirisini yaptığı ‘Sermaye’nin bir nüshasını bana hediye ederken, Marks’ı iyi bildiğim ancak ‘Anti Marksist’ olduğum konusunda atıfta bulunmuştu.

            Merhum Prof. Dr. Cemal Mıhçıoğlu Hocamız, bir gün ‘Âmme İdaresi’ dersine kanlanmış, uykusuz gözlerle gelmiş ve bize “Dün gece Türk diline tam 1000 kelime kazandırdım çocuklar” demişti. Ben de söz alarak, İngiltere’de bir ansiklopedistin 20 kelime uydurup ansiklopedisinde kullandığı için İngiliz dilini bozmak suçundan 5 yıl ağır hapse mahkûm edildiğini söyleyip “Siz lengüist (dil bilimci) misiniz? Ne sıfat ve hakla bunu yapıyorsunuz?” diye sorunca sınıftan atılmış ve Âmme İdaresi’nden geçmek için de bir hayli zorlanmıştım.

Atatürk’ün Son Sözleri

Atatürk’ün son sözleri konusunda üç rivayet vardır: Birisi, hepimizin bildiği gibi “Saat kaç?” diye sorması, ikincisi “Vealeykümüsselâm” demesi, diğeri de “Dil efendim dil” diyerek son nefesini vermesi. Atatürk, büyük ihtimalle her üç sözü de söylemiş olabilir. Ancak, bizim için en anlamlı olanı, hiç şüphesiz dilden bahsetmesidir.

Büyük Atatürk, Cumhuriyeti kurduktan sonra Türkçe’yle yakından ilgilenmiş, hattâ bazı geometrik terimlerin Türkçe karşılıklarını bizzat kendisi bulmuştur. 1924’te ‘Türkiyat Enstitüsü’nü, 1932’de ‘Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ (Türk Dil Kurumu)ni, 1935’te ‘Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ni kurar ve 1932’de ‘Birinci Türk Dil Kurultayı’nı toplar. Bu arada 1935’te ‘Güneş Dil Teorisi’yle ‘Üçüncü Türk Dili Kurultayı’nda Türkçe konusunda, bütün dillerin Türkçe’den geldiğine kadar varan bir aşırılık dönemi yaşanır.

            Atatürk, ilk Dil Kurultayı’na gönderdiği kutlama mesajında, “Dil Bayramından ötürü Türk Dili Araştırma Kurumu Genelözeğinden, ulusal kurumlarından, türlü orunlarından birçok kutunbitikler aldım. Gösterilen güzel duygulardan kıvanç duydum. Ben de kamuyu kutlularım” demiştir.

            Lâkin, daha sonra Atatürk, dildeki tasfiyeciliğin dili fakirleştirdiğini, nesiller arasında kopukluk oluşturduğunu, Türk Dünyası ile bağlarımızı kopardığını ve tefekkürü kısırlaştırdığını görerek bu uygulamadan vazgeçmiştir. Falih Rıfkı’ya, “Dili bir çıkmaza saplamışızdır. Bırakırlar mı dili bu çıkmazda? Hayır. Ama ben de işi başkalarına bırakamam. Çıkmazdan biz kurtaracağız” demiştir.

            Nitekim, Atatürk 1937’de Dil Bayramı dolayısıyla Kurum Genel Sekreteri’ne gönderdiği telgrafta, “Dil Bayramı münasebetiyle Türk Dil Kurumu’nun hakkımdaki duygularını bildiren telgrafınızdan çok mütehassis oldum. Teşekkür eder, değerli çalışmalarınızda muvaffakiyetlerinizin temadisini dilerim” sözlerini kullanmıştır (Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın).

         Türkçe Sözlük

            Türk Dil Kurumu’nun 1945 yılında yayınladığı ilk ‘Türkçe Sözlük’te 32.104 söz bulunmaktaydı. Bir hafta önce 10. Baskısı yapılan Türkçe Sözlük, söz, terim, deyim, ek ve anlamdan oluşan 104.481 söz varlığına sahiptir.

            Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, Türk Dil Kurumu Başkanlığına geldiği günden beri sessiz sedâsız tevazuyla çalışıp, kendi döneminden önceki yıllardaki çalışmaları ikiye katladı. Önce, ilk olarak sanal ortamda ‘Güncel Türkçe Sözlük’ü hazırladı. Bunun için kurulan Çalışma Grubu, her hafta toplanarak, ortalama günde 7 bin kişinin ziyaret ettiği Güncel Türkçe Sözlük’ü, kullanıcıların da katkılarıyla geliştirip, genişletmeye, zenginleştirmeye başladı. Akalın Hoca, bunu “Âdeta ulusça hazırladığımız Türkçe Sözlük” diye ifade ediyor.

            Nefis bir baskıyla hazırlanmış 2244 sayfalık bu temel eseri bütün okuyucularıma tavsiye ediyorum. Eseri, TDK’dan 30 YTL’ye almak mümkün. Adres: Türk Dil Kurumu, Atatürk Bulvarı No: 217 06680 Kavaklıdere-Ankara. Tel: (+90-312) 428 61 00. Ağ Adresi: http://tdk.org.tr, http://tdkkitaplik.org.tr, bilgi@tdk.org.tr.

            Dünyanın En Zengin Dili: Türkçe

            Türkçe, dünyanın en güzel ve zengin dilidir. Sakın, “Kargaya yavrusu, kuzgun görünür” demeyiniz. Bir defa Türkçe, fonetik bakımdan en âhenkli dildir. Ne Fransızca, ne de Farsça bu bakımdan Türkçe’yle boy ölçüşebilir. Orta Asya Türkçesi’ni bir sanatkâr zerafetiyle işleyen Osmanlı, İstanbul Türkçesi diyalektini dünyanın en güzel sesli dili hâline getirmiştir.

            İngilizler, 20 ciltlik ansiklopedik Oxford Sözlüğü’ndeki 500 bin kelimeyi göstererek İngilizce’nin dünyanın en zengin dili olduğunu iddia ederler. Bu sözlüğün içerisinde bütün tarihî kelimeler, bilim ve tekniğe ait terimler, mahallî ağızlar, hattâ diğer ülkelerdeki şehirlerin, bu arada Türkiye’deki bazı illerin adları bile vardır.

            Prof. Akalın ve ekibinin tamamlamak üzere olduğu çok geniş bir çalışmada, Türkçe’nin 1300 yıllık yazı dili geçmişindeki bütün sözler, mahallî kelimeler, bilim ve teknikte kullanılan terimler ve Türk Dünyası’ndaki bütün Türkçe sözler bulunuyor. Çalışma bittiği zaman en az 700 bin kelimelik bir sözlüğe ulaşılmış olacak. Bu çalışma ansiklopedik bilgileri ihtiva edecek şekilde hazırlanırsa 1 milyon söz varlığına ulaşılacağı anlaşılıyor.

            Başta Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın olmak üzere, bütün Türk Dil Kurumu araştırmacılarını candan tebrik ediyorum.

X X X

            Bana gelince, artık ‘uydurukça’yı da Türkçe kabul edip hiç ayırım yapmadan bu muhteşem dile lâyık olmaya çalışıyorum. “Türkçe bilim dili değildir” diyen aşağılık kompleksli aydınlara ve yabancı dillerden kelime kullanmayı marifet zanneden zavallılara da çok acıyorum.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ