Mumcu ve Anavatan Grubu

 

 

            Beklenilen oldu ve Erkan Mumcu “Anavatan Grubu”nu kurdu. Bazı yorumcuların tahminlerinin aksine, ben bu grubun, geçmişte DTP’de olduğu gibi, kısa sürede dağılacağını sanmıyorum. Mumcu’nun yerinde olsaydım, gruba dahil olan bazı üyeleri almamaya çalışırdım. Lâkin sahne-i siyasette gelene git demek âdetten değildir. Yeni Anavatan Grubu’nun bazı üyeleri sağlam basmasa da, Mumcu’nun, muhtemel bir çözme teşebbüsüne karşı tedbirini aldığı ve önümüzdeki dönemde Meclis Grubu’nun sayısını 30’un üzerine çıkarabileceği tahmin ediliyor.

            Milletvekillerinin parti değiştirmesi, Türk siyasetinde en fazla tartışılan meselelerden biridir. Geçmişte, TBMM’deki bazı kritik oylamalar sırasında, astronomik transfer ücretleri alarak parti değiştiren milletvekillerinin hikâyeleri, Türkiye’de siyasî ahlâkı bozan rezaletler olarak hâfızalarda yer etmiştir. Ancak, Anavatan Grubu’nun kurulmasında, bu nev’îden bir transfer olayı sözkonusu değildir. Çünkü, AK Parti ve CHP’den ayrılan milletvekilleriyle bağımsızlara Anavatan’ın, şimdilik sağlayabileceği bir siyasî menfaat yoktur. Geçmişten gelen borç yükü altında hâlâ sıkıntı çeken bir siyasî partinin, kendisine katılan milletvekillerine transfer ücreti verdiğini düşünmek de insafsızlık olacaktır.

X X X

            Türkiye’nin siyaset tarihine bir göz atılacak olursa, siyasî partilerin, genellikle bir başka siyasî partiden ayrılan milletvekilleri tarafından kurulduğu görülecektir. Bunun en önemli örneği, Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan’ın CHP’den istifa ederek, meşhur “Dörtlü Takrir” ile DP’yi kurmalarıdır.

            Milletvekillerinin parti değiştirmesi, demokratik temsilin ve millet iradesinin çarpıtılması bakımından da çok tartışılmıştır. Mümkün mertebe tabana ters düşmemek ve şahsî menfaatlerden uzak kalmaya çalışmak şartıyla, bir milletvekilinin kendi siyasî görüşlerine daha uygun bulduğu siyasî partiyi tercih etmesi, demokratik kaidelere aykırı bir olgu değildir.

X X X

            Anavatan Partisi’nin TBMM’de grup kurması; Türkiye’nin, “lider buyruğu”nun inhisarı altındaki AK Parti ile söyleyecek hiç bir yeni sözü olmayan CHP arasında sıkışmış “siyasî düet”ine yeni bir ses katacaktır. AK Parti eğer kendisine çeki düzen vermeyi başarabilir de, Erdoğan grubuna daha fazla zaman ayırabilirse, bu gelişme, özellikle iktidar partisinin yararına olacaktır. Diğer taraftan, Baykal’ın sertlik politikasının, CHP milletvekillerini merkez-sağ’daki bir siyasî partiye yöneltebilmesi de, üzerinde durulması gereken ilgi çekici bir gelişmedir.

            Diğer taraftan, Anavatan’ın grup kurması, DYP ve MHP bakımından da değerlendirilmesi gereken bir siyasî gelişmedir.

Merkez-sağ’ın iki eski partisi ANAP ile DYP arasında yıllardır devam eden rekabet ve yarışma, 2002 Seçimlerinde DYP’nin ANAP’ın önüne geçmesi ve Ağar’ın Genel Başkanlığa gelmesinden sonra DYP’yi ANAP’tan daha iyi bir konuma getirmişken; Ağar’ın DYP Kongresi’ndeki hatâsı ve ANAP’ın başına Mumcu’nun gelişi, Meclis aritmetiğini Anavatan lehine çevirmiş ve DYP’yi Meclis’ten silmiştir.

            Ayrıca, Bahçeli’nin ilkelerinden vazgeçmemesi sebebiyle MHP, TBMM içindeki temsilde geri kalmıştır. Bu durum, bir yandan Anavatan lehine değerlendirilirken, diğer yandan müsait şartlara ve milliyetçi yükselişe rağmen MHP’nin gelişmesini yavaşlatmaktadır.

X X X

            ANAP, Özal’dan sonra ilk olarak tırmanışa geçmektedir. Konu mankeni olmanın ötesine gidemeyen Akbulut’u saymazsak, ANAP, evvelâ tarihin kaydettiği en büyük “siyaset mirasyedisi” olan Yılmaz tarafından yüzde 45’lerden yüzde 5’lere indirilmiş; daha sonra gelenler de ANAP’ı yüzde 1’lerin altına çekmiştir.

            Mumcu, AK Parti’den ayrıldıktan sonra, ANAP’ın halk nezdindeki yıpranmışlığını çok iyi bildiği için, önce yeni bir siyasî oluşum düşünmüş; ancak daha sonra eski partisini yenileyip kirlenmiş imajını temizleyerek yola devamı uygun görmüş ve bizce de çok isabetli bir karar almıştır.

            Mumcu’nun, Genel Başkan seçildiği ANAP Kongresi’ndeki sert üslûbu ona puan kaybettirmiştir. Ancak Mumcu, hatâsını zamanında farkederek üslûbunu değiştirmiş; özellikle iktidarın 3 Ekim AB politikasına destek vererek, Türk siyasetinin pek de alışık olmadığı bir “yapıcı muhalefet” örneği göstermiştir. Diğer taraftan Mumcu, 9 aylık Genel Başkanlık döneminde, medyanın aksettirmemesine rağmen, ANAP’ı “Anavatan” yapıp değiştirmek ve ona yeni bir yüz kazandırmak için gayret göstermiş ve Anadolu’nun en ücrâ köşelerine kadar Türkiye’yi dolaşmıştır.

X X X

            Son aylarda yapılan kamuoyu araştırmalarına göre Anavatan Partisi’nin yüzde 6 ile 8 arasında bir oy tabanına ulaştığı anlaşılmaktadır. Kim ne derse desin, bu başarı çok büyük ölçüde Erkan Mumcu’ya aittir. Eğer Mumcu, bu maratonu bıkmadan usanmadan, istikrarlı ve sabırlı bir tempoyla koşabilirse, neticeye ulaşması mümkündür.

            Erkan Mumcu’ya ve Anavatan Grubu’na Türkiye’ye hizmet yolunda başarılar diliyoruz. .

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ