“Kürt Sorununda Demokratik Açılım” Nedir? -1-

 

            Yazılarımızda, “Türk” ile “Kürt”ün, aynı milletin bölünmez bütünlüğü içinde olduğunu anlatırken, sadece Türkiye’nin millî güvenlik endişelerinden hareketle, bürokratik ve kuru bir devlet adamı perspektifinden bakmadık. Türk ile Kürdün kardeşliğine ve Türk Milleti’nin birbirinden ayrılmaz parçaları olduğuna samimiyetle inananlardanız. Sanki iki ayrı etnik yapıymışçasına takdim edilen Türkler ve Kürtler arasında, “dil farkı” dışında hiç bir ayrılık yoktur. “Millet”in klâsik tarifindeki din, kültür, tarih ve özellikle “kaderde, tasada, kıvançta” beraberlik, Türkler ve Kürtler için de aynen geçerlidir.

            Başbakan’ın dediği gibi, Türkiye’de “tek devlet, tek millet, tek bayrak” vardır. “Kürt halkı” şeklindeki ayrım da, sosyolojik olarak yanlıştır.

X X X

            Asıl önemlisi, asırlar boyu beraberce yaşayan insanlarımız arasındaki kardeşlik ve sevgi bağlarıdır. Daha önce Kürt kardeşlerimize hitâben yazdığım bir yazıda bu duyguları şöyle ifade etmiştim: “Seninle bin yıldır aynı kaynaktan su içiyor, aynı ekmeği, nanı bölüp yiyiyoruz. Senin tırnağına diken batsa benim canım yanıyor. Senin ‘türkülü ağıtların’ benim de hicrânımı anlatıyor. Seninle ben asırlardır içiçe yaşıyoruz. Kız alıp verdik. Beraber sevindik, beraber güldük. Seninle aynı kıbleye yüz sürdük. Senin akrabandır diyerek, sınırlarımızın dışındaki peşmergelere bile, gün oldu sahip çıktık. Peki o halde, bu ayrılık, gayrılık niye?..."

            Aslında, bu sitemkâr sualin muhatabı Kürt kardeşlerimiz değildir. Bir avuç bölücü, ayrılıkçı, ırkçı ve terörist Kürtçü’nün, milletimizin ayrılmaz bir parçası olan Kürt kardeşlerimizi temsil etmediğini çok iyi biliyoruz. Gene, Türkiye’de Kürt vatandaşlarımızdan kaynaklanan bir “Kürt sorunu” bulunmadığının da şuurundayız.

X X X

            Lâkin, bu konuda, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren bazı yanlışlar yapıldığını görüyoruz. Atatürk’ün, Millî Mücadele yıllarındaki gerçekçi politikası daha sonra devam ettirilememiştir. Bu dönemde, millî birliğin idamesinde, vatandaşlıktan sonra en önemli birleştirici unsur olan “din” konusundaki aleyhtarlık ve ihmalkârlık, özellikle millî birlik bağlarını gevşetmek isteyenlere müsait zemin hazırlamıştır. Meselâ, Şeyh Sait İsyanı’nın temelinde bu vardır.

            Diğer taraftan, “T.C. Vatandaşlığı”nın mânâsı ve ortak “üst kimlik” olan “Türk Kimliği” iyi anlatılamamıştır. Totaliter rejimlerin özelliği olan “asimilasyon” ve “homojenleştirme” politikasıyla “alt etnik kimlik” kabul edilmemiş; özellikle “ana dil” konusunda, 12 Eylül Dönemi sonuna kadar devam eden yasakçılık anlayışı hâkim olmuştur.

            Ancak, insaf ve vicdan sahibi olan herkesin kabul etmesi gereken bir hakikat vardır: Kürtler, hiç bir zaman ikinci sınıf vatandaş ve azınlık muâmelesine tâbi tutulmamış; Türk vatandaşlarının sahip oldukları her türlü hakka ve imkâna onlar da eşit şekilde sahip bulunmuşlardır. Fakirlik ve geri kalmışlık ise, sadece Güneydoğu’ya mahsus olmamıştır.

X X X

            Bu değerlendirmeleri yaptıktan sonra, geçmişte yapılan hatâların artık devam etmediğini vurgulamamız lâzımdır. Bazı aydınlarımızın, kötü niyetli ayrılıkçı çevrelerin ve dış dünyanın asıl yanlışı, Türkiye’deki çeyrek asır geride kalmış şartları, “Kürt sorunu” diye allayıp pullayıp kamuoyunun önüne getirmeleridir. Özellikle son dönemde gerçekleştirilen demokratikleşme reformlarından sonra, hâlâ yıllar öncesinin yasakçı zihniyetini öne sürerek “Kürt sorununda demokratik açılım”dan bahsetmek inandırıcı değildir.

            Lâf olarak “demokrasi”den, “barış”tan, “insan hakları”ndan dem vurmak çok kolaydır ve kulağa da hoş gelir. Sıkı yönetimleri, savaşı, silâhlı mücadeleyi kim ister ki?...

            O halde, şu soruya cevap beklemek hakkımızdır: “Kürt sorununda demokratik açılım” nedir? Demokratik ve siyasî çözüm nasıl olacaktır?

            Ne yazık ki, demokratik çözümden yana olduklarını söyleyenler, bu çözümün ne olduğu konusunda bir tek somut teklif getirebilmiş değillerdir.

            Bu konuya yarım devam edeceğiz.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ