Abdullah Cevdet’ten Yusuf Halaçoğlu’na

 

 

            Bizim Yeni Türkiye Araştırma ve Yayın Merkezi’nin bulunduğu sokağın ismi Abdullah Cevdet idi. Hergün büroya gidip gelirken söylenip durur; Ankara’nın göbeğinde, Çankaya’da, Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün kapısına kadar uzanan bir sokağa, nasıl olup da Türk düşmanı bir İttihatçının adının verildiğine hayıflanırdım. Bu milletin aleyhinde her türlü faaliyette bulunmuş, Kürt Teâli Cemiyeti mensubu, Ermeni komitacılarının destekçisi, Türk Milleti’nin ve Türk Ordusu’nun düşmanı, Mütareke Dönemi İstanbulu’nda İngilizlere yardakçılık yapmış bir hainin adını; Millî Mücadele’nin ve Kuva-yı Milliye’nin merkezi Ankara’da, Büyük Atatürk’ün oturduğu Çankaya Köşkü’nün 100 metre yakınında, Ankara Valisi’nin konağının bulunduğu bir sokağa vermek, ancak bize mahsus bir garabetti.

X X X

            Abdullah Cevdet’i yeni nesiller tanımazlar. Körü körüne Batı uşaklığı yapmış, İttihat ve Terakki Partisi’ne girmiş Abdullah Cevdet, her telde oynamıştır. İttihatçılar, bir çok hatâlar işlemelerine karşılık milliyetçi ve vatanperverdiler. Halbuki Abdullah Cevdet, her dönemde ihanet içerisinde olmuştur.

            Abdullah Cevdet ırkçıdır. Biyolojik üstünlüğe sahip bir yönetici elit fikrini Gustave Le Bon’dan aldığı “Melezleşme Teorisi” ile Türk ırkı hakkında bir teklifte bulunur. Buna göre, “Uzun tarihi içinde ihtiyarlamış olan Türk ırkının yeni, canlı ve dâhi elemanlar yetiştirebilmesi için daha üstün bir ırkla karışması lâzımdır” (Samed Ağaoğlu, Babamın Arkadaşları). Milleti ıslâh etmek için Batı’dan “damızlık erkek” getirilmesi şeklinde rivayet edilen bu zırvaları için, bazı kaynaklar ABD’den, bazı kaynaklar ise İtalya ve Macaristan’dan faydalanılmasını istediğini söylerler.

X X X

            Abdullah Cevdet, bölücü ve Kürtçü’dür. İçtihat Gazetesi’ndeki bir makalesinde bunu açıkça beyan etmiş ve Roj-u Kürt Gazetesi’nde Kürtçülüğü kışkırtmıştır. Konunun uzmanı olan Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu, “... kendisinin etnik ayrılıkçılar tarafından aşırı bir övgüye mazhar kılındığı gözden kaçırılmamalıdır” diyerek, Abdullah Cevdet’in, yakın ilişki içinde olduğu İngilizlerden yardım gören “Kürt Teâli Cemiyeti”nin etnik ayrılık düşüncesini yayan yayın organlarının faaliyetlerine yaygın biçimde katıldığını işaret ediyor ve şu yazısını örnek veriyor: “... Kürdler, böyle bir asrın böyle bir kıyametinde uyumak mümkün müdür? Ey Kürd uyan! Diye bağırmaya lüzûm görmem. Zira Kürdler uykuda hâlâ uykuda iseler çokdan ölmüş demektir. Kürd uyanıkdır ve kendisini asırlardan beri uykuya da’vet etmiş ve uykuya dalmış hüdavendleri (Türkleri) de uyandıracaktır...”

            Batı desteğinde bir Kürdistan kurulması fikrini ilk defa Abdullah Cevdet ortaya atmış ve bunu ileri sürerken Wilson Prensipleri’ni kullanmıştır.

X X X

            Abdullah Cevdet, Türkiye’nin doğusunun Kürtler ile Ermeniler arasında paylaştırılmasını savunmuş ve Ermeni ayrılıkçı hareketini desteklemiştir. “Eğer Kürtler ve Ermeniler birleşirlerse Sultan’ın memurları Kürdistan’da zorbalık yapamayacaklar” sözü ona aittir. Yine Kürtlere şöyle seslenmektedir: “Ermeniler sizin düşmanınız değildir. Gerçekte sizin düşmanınız Sultan’dır. Siz bunu bilmiyorsunuz ve cehaletinizden dolayı, haklı bir mücadele veren Ermenileri öldürmektesiniz”.

            Kahire’de yayınlanan ve ilk Kürtçe gazete olan Kürdistan, daha sonra Londra’da çıkarılmaya başlandı. Gazetenin Londra sorumlusu Nişan Sironyan adlı bir Ermeni, başyazarı da Abdullah Cevdet idi.

X X X

            Abdullah Cevdet, Millî Mücadele ve Atatürk aleyhtarıydı. İngiliz Muhibleri Cemiyeti’nin de kurucuları arasındaydı. Onu, bir de Zekeriya Sertel’den dinleyelim: “... Aynı bina bulunduğumuz için aramızda iyi komşuluk ilişkileri vardı. Biz arkadaşlarla salonda toplu bir halde yeni kurulacak örgütün biçimini kararlaştırmak üzere hareketli bir tartışmaya dalmıştık. Birden kapı açıldı. Abdullah Cevdet’in küçük kızı babasının elinden kurtularak salona daldı. Babası da onun arkasından içeri girdi ve bizi toplantı halinde buldu. Yirmi dört saat sonra hepimiz İngiliz Polisi tarafından tutulup ‘Bekirağa Bölüğü’ne atıldık. Belli ki, Mütarekede İngiltere’nin ajanlığını kabul etmek alçaklığına düşen ve İngilizler tarafından himaye edilen Abdullah Cevdet, efendilerine yaranmak için bu toplantıyı haber vermişti(...) Eve döndüğüm zaman kendisiyle merdivenlerde karşılaştım. Sanki hiç bir şey olmamış gibi beni güler yüzle selâmlamak istedi. Yüzüne tükürdüm; ‘yaptığın alçaklıktan utan’ dedim. Fakat onda utanacak yüz yoktu. Meşhur Türk edibi Süleyman Nazif onun için, yüzünün çopurluğunu ima ederek, ‘Cenabı Hak hayayı onun yüzünden tırnakla kazımıştır’ demişti.”

            Türk Ordusu’nun Çanakkale Zaferi’ni dahi, “Bunlar vahşete dayanamaz ama medeniyete direnirler” diyerek alaya alan Abdullah Cevdet, ayrıca iflâh olmaz bir din düşmanı ve ateistti.

X X X

            Artık, sokağıma üzülerek ve esef ederek değil, başım dik giriyorum. Çünkü, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi, 40 yıllık utançtan sonra sokağımın ismini değiştirdi. Artık, Abdullah Cevdet, sokakta yürürken tabelasından beni seyrederek alay edemeyecek. Artık, o tabelada, Türkiye’yi ve Türkleri savunduğu için Ermeni diyasporasının uşakları tarafından hakkında işlem yapılan Türk Tarih Kurumu Başkanı, bu milletin sevdalısı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun adı yazılı olacak...

            Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin AK Partili ve CHP’li üyelerine, özellikle bu teklifi getiren Şevket Tandoğan’a tebriklerimi ve şükranlarımı sunuyorum.

            Ve, bu kararın içimizdeki Abdullah Cevdetler’e ders olmasını diliyorum.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ