YÖK, MÖK

 

 

            Sevgili okuyucularım, artık medyanın ve gündemin gevşediği sıcak yaz günlerinde, ne yazık ki PKK terörü durmuyor. Bu defa da Türk turizmine ve ekonomisine yönelik terör eylemlerini kalleşçe yürütüyor. Lâkin, şu güzel ülkemizdeki huzuru bozanlar, sadece teröristler değil. YÖK de, aldığı kin ve nefret kokan kararlarıyla Türk ekonomisine zarar vermeye ve milletin huzurunu bozmaya devam ediyor. Deniz Baykal bile ihtiras ve öfke motorunu rölantiye almışken, YÖK terminatörleri hâlen icra-yı faaliyetteler...

            İmam-Hatip düşmanlığı yüzünden bütün meslekî-teknik öğretimi berbat ederek orta dereceli meslekî ve teknik işgücünü felce uğratan YÖK uygulaması değiştirilmeye çalışılırken, YÖK’ün bu defa da meslek lisesi mezunlarının “kendi alanlarında” dahi yüksek öğrenim görmesine mâni olacak şekilde puan ayarlaması yaptığı öğrenildi. Bu menhus kararın Haziran ayında alındığını ve Millî Eğitim Bakanlığı’na intikal ettirildiğini, şecaat arz edercesine söyleyen YÖK Başkanı Teziç’in dediği doğruysa, bundan Bakan Çelik’i haberdar etmeyen mercilerin hesap vermesi gerekir. Ancak, biz YÖK’ün bu kararı  daha önce almış olsa da, Bakanlığa yeni gönderdiğini tahmin ediyoruz.

X X X

            Allah aşkına, şu mantıksızlığa, şu saçmalığa ve özellikle de şu kîne bakınız... Meslek liseleri mezunlarının haklarını ellerinden alırken, “Onları kendi alanlarında yüksek öğretime teşvik ediyoruz” diyen YÖK’çüler, şimdi tam aksine bu alanı da meslek liseleri mezunlarına kapatıyorlar. Bu kararı, hem de Hükûmetin ve Bakanlığın, meslek lisesi mezunlarına yapılan haksızlıkların sona ermesi için iyi niyetli “mutabakat arayışları” sırasında alıyorlar. Yani, açıkçası siyasî iradeye ve bu iradenin temsil ettiği millete meydan okuyorlar. Dahası, bu “provokatif karar” ile Hükûmeti tahrik ederek ortalığı karıştırmak istiyorlar.

            Ya, şu Teziç’in yarım asır geriden gelen totaliter mantığına ne dersiniz? Orta dereceli meslekî işgücü açığı varsa, bu okul mezunları yüksek öğretime gelmesinlermiş!... Peki, millet enayi mi, ne diye önü kapalı okullara çocuklarını göndersin ki? Teziç de, YÖK’deki diğer halktan kopuk dayatmacılar da, bu gerçeği bal gibi bilirler. Lâkin, kafalarının arkasındaki İmam-Hatip düşmanlığı her türlü bilimsel ve ekonomik hakikatten önce geliyor.

X X X

            YÖK, bir 12 Eylül Darbesi kurumudur. 12 Eylül Darbe Dönemi nihayete ermiş, çok partili parlamenter demokrasiye -emekleyerek de olsa- yeniden geçilmiştir ama YÖK hâlen bir “darbe kurumu” olarak devam etmektedir. Kendisini “devlet içinde devlet” sayan YÖK’çüler, hiç bir zaman milletin arzularını, iradesini ve huzurunu dikkate almamışlar; üniversitede antidemokratik, otoriter ve merkeziyetçi şekilde sultalarını sürdürmüşlerdir.

            Özellikle Demirel’in ve Sezer’in Cumhurbaşkanlıkları döneminde, sırtlarını Köşk’e dayayarak rektörlük seçimlerinin sonuçlarına aldırmadan, istediklerini “rektör” olarak tayin etmişler; kendilerine âdetâ ubûdiyetle bağlı bir antidemokratik kadro kurmuşlardır. Sıkışınca Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın koridorlarını aşındıran bu 12 Eylül ekibi, devr-i idarelerinde her türlü yanlışlığı ve yolsuzluğu yapmaktan da geri durmamışlardır.

            Her biri asgarî 15-20 milyar civarında aylık gelire sahip bulunan bu YÖK bendesi rektörler arasından, hâlâ yolsuzlukları araştırılan İstanbul Üniversitesi eski rektörü Kemal Alemdaroğlu, hakkında bir çok iddialar bulunan Samsun 19 Mayıs Üniversitesi rektörü Ferit Bernay gibi isimler vardır. Geçenlerde polisin, evinde yüzlerce kaçak tarihî eser bulduğu Van 100. Yıl Üniversitesi rektörü Yücel Aşkın, herhalde bu eserleri satarak parasını “Atatürkçü düşünceye” ve “çağdaş yaşama” harcamayı düşünmüyordu.

X X X

            Sakın benim, üniversite ve ilim adamı düşmanı olduğumu zannetmeyiniz. Ben bu üniversitelerde 16 sene tam ve yarım zamanlı olarak hocalık yaptım. Lâyık olan üniversite hocalarının ellerini öpmeyi de, başımın üzerinde taşımayı da çok iyi bilirim.

            Bu millet, dünyanın en eski üniversitelerini açmış ve Batı zulmet içinde boğulurken, dünyaya ışık saçmış bir millettir. Biz, Fârâbîlerin, İbn-i Sînaların torunuyuz. Bizim tarihimizde, büyük âlim Kemalpaşazâde’nin atının ayağından çamur sıçrayan kaftanının kabrinin üstüne örtülmesini vasiyet eden ve “Alimlerin atının ayağından sıçrayan çamur bizim için süstür” diyen Yavuz Sultan Selim; Ebussuûd Efendi’nin fetvalarının kendisiyle beraber gömülmesini isteyen Kanûnî Sultan Süleyman ve Cumhuriyet’i kurunca ilk iş olarak Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi’ni inşa eden Atatürk vardır.

            Herhalde hepsi de, bu YÖK allâmelerinin bilim dışı uygulamaları karşısında mezarlarında ters dönmüşlerdir.

X X X

            Başbakanlık Basın Sözcüsü Akif Beki, geçen hafta, AK Parti İktidarı döneminde YÖK’e ve üniversitelere sağlanan imkânları sayıp “Siz ne yaptınız?” diye sorunca kıyameti kopardılar. Bu iktidar döneminde, milletin verdiği ödenekler bir misli katlanacak; istediğiniz gibi saltanat süreceksiniz. Buna mukabil, üniversite ve öğrenci sayınızı arttırmayacaksınız; dünyanın ilk 500 üniversitesine giremeyeceksiniz ve dünyanın en az bilimsel araştırma yapan üniversiteleri arasında bulunacaksınız. 2004 yılında “citation index”e giren akademik yayın sayılarında en geriden geleceksiniz (Devlet üniversiteleri vakıf üniversitelerinin de gerisinde bulunuyor).

            Tek işiniz, başörtülü ve imam-hatipli öğrenci kovalamak olacak. Sonra da, hiç sıkılmadan kalkıp siyasete karışacak, kazan kaldırarak Hükûmeti tehdit edeceksiniz.

            Buna YÖK denilmez; denilse denilse ancak MÖK denilir.

X X X

            Hükûmete gelince, arkadaşlar hâlâ 40. haramiye gelmediniz mi? (Bilenler bilmeyenlere anlatsın).

            Bu zillet daha ne kadar devam edecek?!...

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ