Komplo

 

 

Türkiye’de yaşayan aklı başında her vatandaş, nasıl olup da 21. yüzyılın başında işi gücü bırakıp “türban”la uğraştığımızdan şikâyet ediyor. Binlerce yıllık maziye, muazzam bir kültür ve medeniyete sahip Türkiye’nin ayağına bir arşınlık bez parçasını dolayanlar, tarih önünde bu kepazeliğin hesabını veremeyeceklerdir.

Eğer ülkenin yönetiminde milletin iradesi esas alınacaksa, yani demokratik rejim benimsenecekse; şunu herkes bilmelidir ki, bu milletin “türban” ya da “başörtüsü” gibi bir meselesi yoktur. Türk toplumunda, türbanlı/başörtülü veya başı açık kişi ve aileler arasında herhangi bir ihtilâf bulunmamaktadır. Sadece, Atatürk’ü istismarı bezirgânlık hâline getirmiş bir avuç provokatör ile Çankaya, Nişantaşı ve Alsancak’ta mevzilenmiş, “çağdaş yaşamı” (Ne demekse?!) desteklemeye çalışan, çoğunluğu CHP kadın kollarından birkaç agresif hanımefendi, başörtüsü düşmanlığı yapmaktadırlar.

Ancak, koskoca Cumhurbaşkanı, Yüksek Yargı Organları’nın temsilcileri, YÖK câmiası ve bir kısım generaller, CHP’nin yönlendirdiği bu “türban şamatası”ndan etkilenip dayatmada bulununca, memleketin huzuru bozulmakta ve demokratik rejim tehdit altına sokulmaktadır.

 

X X X

Türkiye’de son aylarda ve özellikle geçen haftadan beri estirilmeye çalışılan siyasî havada, yine habis bir “komplo”nun alâmetleri sezinleniyor. Yarım asırlık darbe tecrübemiz, daha önce defalarca seyrettiğimiz bu korku filminin tekrar vizyona sokulmak istendiğini gösteriyor.

“Darbe alâmetleri” nelerdir?

1. Evvelâ CHP, irtifa kaybetmeye başlar ve milletin indinde değeri düşer. Bu durumda, hemen “irtica silâhı”na sarılıp iktidara saldırmaya girişir. Kazan kaldıran yeniçeriler gibi, “lâiklik elden gidiyor”, “vatan satılıyor” âvâzeleriyle “istemezük” diyerek “zinde güçler”e mesaj verirler. Bu döneme “CHP provokasyonu dönemi” diyebiliriz.

2. Arkasından, “kara cübbeliler” aşka gelirler. YÖK ve paralı askerleri gibi cübbeleri hazır bekleyen bazı rektörler ile sözde bilim adamları, önce “türban provokasyonu” yaparlar; daha sonra da “irtica geliyor” nâralarıyla sokağa dökülürler. Bu arada öğrencileri kışkırtmaktan da geri durmazlar.

3. Artık sıra, “anayasal kuruluşlar”ın, siyasetin dışında ve tarafsız olması gereken yargı mensuplarının “ahkâm kesmesi”ne gelmiştir. Yerli yersiz “irtica”dan, “lâiklik ilkesinden ödün veren” iktidardan bahseden “tarihî”(!) konuşmalar yaparlar.

4. Bu safhada, “Bermuda Şeytan Üçgeni” tamanlanmış, “darbe satanistleri”nin demokrasi ve hürriyet düşmanı “iblis”i dişlerini göstermeye başlamıştır. Medya, olanca gücüyle uydurma “irtica olaylarını” sergilerken, “İstanbul Dükalığı”nın sermaye sözcüleri de bu koroya katılırlar. Bunlara göre Türkiye, İran’a döndürülmektedir ve kadınların zorla başı kapatılacaktır.

5. Az daha unutuyordum; bu senaryonun asıl rejisörleri, ikinci sınıf bir darbe provokatörü olmaktan öteye geçememiş CHP’liler değil, iktidardaki merkez sağ partiyle menfaatleri bağdaşmayan bazı “dış odaklar”dır. Bunlar, Türkiye’ye çelme takmak için bir arşınlık başörtüsünün kâfi olduğunu bilmenin rahatlığı içinde, “darbe kazanı”nı rahatça kaynatabilmektedirler.

6. Nihayet, silâhlı kuvvetler istismar edilmeye başlanır. CHP başta olmak üzere “darbe komplocuları”, hiç bir zaman milletten destek alamadıkları için, daima akıllarını çelmeyi başardıkları generallerin silâhlarına sığınmışlardır.

X X X

Günümüzde, bu tabloda iki önemli eksiklik var:

Birincisi, artık modern demokrasilerdeki silâhlı kuvvetler gibi, bizim ordumuzun da bu kadar kolay istismar edilemeyeceğini memnuniyetle müşahade ediyoruz. Türk Silâhlı Kuvvetleri, yeni bir askerî müdahalenin, Türkiye için  felâket olacağını çok iyi bilmektedir.

İkincisi, basın yayın kuruluşlarımız da, 1960, 1971, 1980 ve 1997’den çok farklı olarak, genellikle “darbe çığırtkanlığı”ndan uzak kalmaya çalışmaktadır. Ayrıca, AB üyeliği vetiresinin de, antidemokratik müdahaleler konusunda caydırıcı tesir icra ettiği görülmektedir.

O halde, uygulanması zorlaşan “komplo”nun diğer hedefi, siyasî iktidarı ürküterek çalışamaz hâle getirmek ve oy tabanından uzaklaştırmaktır.

X X X

            AK Parti İktidarı’na, bu komployu bertaraf etmek için, bazı nâçizane tavsiyelerimiz var:

            1. Muhalefetin oyununa gelerek siyasî ortamı kızıştırmaktan vazgeçilmelidir. CHP’nin tahrikine karşı, özellikle Başbakan’ın cevap vermesi doğru değildir. Gereken cevabı, meselâ AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fırat gibi ilgililer verebilirler.

            2. Medya ile daha yakın ilişkiler kurulmalı ve gerginlik oluşturan sahte gündemler yerine, yeni icraat ve reformlarla gündeme hâkim olunmalıdır.

            3. Gerginlik odağı dış ve iç mercilerle ikna edici münasebetler geliştirilmeli ve yapılan icraat hakkında bilgi verilmelidir.

            4. Çıbanbaşı hâline gelen YÖK’ün statüsü, daha fazla vakit kaybedilmeden değiştirilmeli; Meclis tatile girmeden yeni “Yüksek Öğretim Kanunu” çıkarılmalıdır.

X X X

            Unutulmamalıdır ki, bu ve benzeri “komplolar”ın önlenmesi ve demokratik rejimin yörüngesine oturtulması, Türkiye’nin en önemli meselesidir.

            Bunun için de, millet iradesinin temsilcileri, cesur, dirayetli ve basiretli olmak mecbûriyetindedirler.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ