DYP ve Ağar

  

 

            Çok partili parlamenter rejime geçildiğinden bu yana, Türk siyasetinin iki çizgisi, bazı kırılmalarla devam edip gelmiştir. Bu çizgilerden kalın olanı, merkez/merkez-sağ “anayol”u gösterir. Cumhuriyet döneminde bu çizgi, Demokrat Parti (DP) ile başlamıştır. Türkiye’de daima “iktidar”ı işaret eden ve seçmenin üçte ikisinin oyunu alan “merkez sağ”ın bu kalın çizgisine, DP’den sonra AP ve ANAP sahip olmuşlardır. Özal’ın Cumhurbaşkanı olmasını müteakip, merkez-sağ’ın kalın anayol çizgisi ANAP ve DYP şeklinde çatallaşmış ve DYP’ye doğru meyletmiştir. Nihayet, merkez-sağ’ın iki mirasyedisinin, yani Yılmaz ile Çiller’in başarısızlığı sonucunda, AK Parti kalın anayol çizgisinin yeni sahibi olmuştur.

            Çizgilerden ince olanı, önce bürokratik ve totaliter zihniyetteki tek parti döneminin ürünü olan, sonra merkez-sol veya sosyal demokrat/demokratik sol şeklinde ifade edilen, ancak jakoben anlayışından vazgeçmeyen CHP ve DSP’yi gösterir. Bu çizgideki siyasî partiler, ara rejimler ve koalisyon hükûmetleri dışında iktidara gelemedikleri için, Türk siyasetinin müzmin muhalif partilerini oluşturmuşlardır.

X X X

            3 Kasım 2002 Genel Seçimleri’nde yüzde 10’luk seçim barajını aşamayarak parlamento dışında kalan DYP ve ANAP siyaset sahnesinden silinmişlerdir. Bu partilerin bozguna uğramasında büyük ölçüde rol oynayan genel başkanlarının istifa edip ayrılmasından sonra, her iki parti için de yeni bir dönem başlamıştır.

            Elazığ’ın vefakâr toprağına ayaklarını sımsıkı bastıran Mehmet Ağar, bağımsız milletvekili olarak seçilip Çiller’in ardından Genel Başkanlığa oturduktan sonra, DYP’de azimli, kararlı ve sabırlı bir çalışma başlatmış ve 2004 Mahallî Seçimlerinde DYP’nin oy oranını yüzde 10’a yükselterek başarılı olmuştur.

            3 Ekimde DYP’ye göre daha az oy alan ANAP’ta ise Yılmaz’dan sonra Genel Başkanlığa gelen iki isim, Ağar’ın sebatkârlığını gösterememiş ve ANAP’ın oyları, Genel Seçimlerin yarısına inerek yüzde 2,7’ye düşmüştür. ANAP’ın, yeni Genel Başkan Erkan Mumcu’nun çalışmalarıyla durumunu düzeltmesi beklenmektedir.

X X X

            Geçtiğimiz hafta sonu yapılan DYP 8. Olağan Kongresi, başarılı şekilde gerçekleştirilmiş ve Mehmet Ağar, ikinci defa DYP Genel Başkanlığına seçilmiştir. Büyük kısmı Anadolu’dan gelen 50 bin civarındaki kalabalık partili ve delege topluluğunun iştirakiyle yapılan DYP Kongresi’nin çok heyecanlı olduğu dikkati çekmiştir.

            Ağar’ın Kongre’deki konuşması, iyi hazırlanmış, yeni mesajlar veren, dengeli ve muhalefet dozu dikkatle ayarlanmış güzel bir konuşma olmuştur. Ağar, konuşmasında, ülkedeki bütün kesimleri kucaklamaya çalışmış ve millî önceliklerle dış politika dengelerini yerli yerine oturtabilmiştir. Özellikle, geleceğe ait ümit ve vaadlerle dolu perspektif, DYP kitlesini tatmin edici mahiyettedir.

            Lâkin, Ağar’ın politikadaki tecrübesizliği, büyük bir hatâ yaparak, zaten sayıları sadece 6 olan milletvekillerini Genel İdare Kurulu listesine almayışına sebep olmuştur. Bunlardan 4’ü derhal istifa etmiş ve DYP’nin TBMM’deki milletvekili sayısı 7’den 3’e düşmüştür. Bu da, başarılı bir Kongre’nin itici tesirini gölgelemiştir. Saffet Kaya, Ahmet İyimaya gibi emektarlar ile sembol bir isim olan Aydın Menderes’in de liste dışı bırakılması, bizce hatâlı bir tercihtir. Ayrıca, Mehmet Ali Bayar gibi muhtevalı bir ismin elde tutulamayışı da, DYP için önemli bir kayıptır.

            Diğer taraftan, bu kongre ile DYP’ye önemli isimler de kazandırılmıştır. Bunların arasında Tevfik Altınok, Birkan Erdal, Umut Arık, Aydın Yardımcı, Prof. Dr. Timur Gürgan ve Doç. Dr. Çağrı Erhan gibi isimler dikkati çekmektedir.

X X X

            DYP, sağlam ve sâdık bir teşkilâta sahip, Türk siyasetinin önemli bir siyasî partisidir. Özellikle kırsal kesimdeki tabanı, en zor dönemlerde DYP’ye sahip çıkmıştır. DYP, başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerde pek tutunamamıştır ama bu geleneksel tabanı onu yaşatmaya devam etmiştir.

            Türkiye’deki hızlı şehirleşme, köylerde yaşayan nüfus oranını ve GSMH içinde tarım kesiminin payını azaltmıştır. Ancak, Türkiye’deki şehirli-köylü ayrımı, gelişmiş batı ülkelerindeki ayırımdan çok farklıdır. Şehirlerde, özellikle çevrede yaşayan seçmenler, kırsal kesim ve tarım sektörüyle yakından ilgilidirler. Böyle olunca da, köyün Türkiye politikasındaki rolü, sanıldığından çok fazladır. AK Parti de, geçmişteki ANAP gibi bu yanılgıya düşmüş ve biraz da IMF programının tesiriyle kırsal kesimi ihmal etmiştir. Bu durumda, DYP’nin oylarını arttırması sürpriz olmayacaktır.

X X X

            Bundan sonra, anayoldaki kalın çizgide iktidar mücadelesi güçleşecektir. Bir tarafta, bu kalın çizginin, yani merkez-sağ’ın yeni sahibi AK Parti; diğer tarafta, merkez-sağ'ın önceki sahibi ANAP; DYP’nin iktidar mücadelesinin kolay olmayacağını göstermektedir. İlk çıkışındaki hatâyı telâfi ederek kolları sıvayıp hummâlı bir çalışmaya girişen Mumcu ANAP’ı ve son aylardaki olumsuz gelişmelerden sonra kendini toparlayarak merkez-sağ’daki yerini sağlamlaştırmaya çalışan AK Parti iktidarı karşısında, DYP ve Ağar’ı çok büyük bir siyasî mücadele beklemektedir.

            Şimdilik AK Parti’nin “kalın çizgi”nin asıl sahibi olarak kalacağını ve ondan sonraki yer üzerinde DYP ile ANAP’ın çekişeceğini düşünüyoruz.

            Bakalım yarın ne olacak? Unutmayalım ki, “Mahkeme kadıya mülk değildir”.

X X X

            DYP’ye ve Ağar’a yeni dönemde başarılar diliyoruz.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ